Zarrab, 17 Aralık’ta rüşvet verip serbest kalmış

82
ADEM YAVUZ ARSLAN

New York Güney Bölge Mahkemesi’nde devam eden yargılamanın 5. gününde Reza Zarrab yine önemli açıklamalarda bulundu. Tanık statüsünde savcının sorularını cevaplandıran Zarrab, 17 Aralık 2013’te tutuklandığını, cezaevine konduğunu fakat rüşvet vererek serbest kaldığını anlattı.

Savcı ile Zarrab arasında şu diyalog geçti.

Savcı: Türkiye’de hiç tutuklandınız mı?

Zarrab: Evet.

Savcı Nasıl serbest kaldınız?

Zarrab: Avukatlarım görüşmeler yaptılar.

Savcı: Serbest kalmak için herhangi bir ödeme yaptınız mı?

Zarrab: Kısmen evet.

Reza Zarrab’ın bu açıklaması sonrası savcı “Serbest kaldıktan sonra ne yaptınız?” diye sordu. Zarrab, Halkbank’ta kurdukları sistemi devam ettirmek için yeniden Halkbank’a gittiğini, yeni genel müdür ile toplantı yaptığını anlattı. Savcı “eski genel müdüre ne olduğunu” sorunca “o benimle birlikte tutuklanmıştı” dedi.

Zarrab yeni genel müdür ile toplantı yaptığını ve kendilerinden bir takım evraklar istendiğini anlattı.

SAVCI HAKAN ATİLLA’NIN ÜZERİNE GİDİYOR

Sabah oturumunda çok sayıda telefon tapesi gündeme getirildi ve dinletildi. Bütün bu tapelerin ve belgelerin ortak noktası Hakan Atilla ve Süleyman Aslan’ın iradi olarak İran ambargosunu delmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını, Zarrab’ı yönlendirdikleri, hangi belgeyi nasıl hazırlamaları gerektiğini öğrettiklerini ispatlamaya yönelikti.

Zarrab sabah oturumunda yaklaşık 15 kez Hakan Atilla’nın ismini tekrar edip “Evrakları nasıl düzenlememiz gerektiğini bize banka söylüyordu” açıklamasını yaptı.

CARGİLL BİZE RAKİP OLUYORDU

Savcının ekrana getirdiği tapeler ve WhatsApp yazışmalarında ilginç diyaloglar vardı. Savcı, “[İran ambargosunu delmede işbirliği yapan ABD’li şirket] Cargill size rakip miydi?” diye sorduğunda Zarrab “Hem evet hem hayır” cevabını verdi.

Zarrab, “Evet çünkü onlar da İran ile iş yapıyorlardı ve benim hedefim olan parayı azaltıyorlardı. Hayır çünkü onlar gerçekten ticaret yapıyorlardı, biz ise hiçbir zaman gıda ticareti yapmadık” dedi. Zarrab, İran ile yapılan işlemlerin gerçek olmadığını tekraren anlattı.

DUBAİ’DEN BUĞDAY

Savcının ekrana getirip sorular sorduğu bir başka tapeye göre Zarrab, Dubai’den buğday ithal etmiş. Söz konusu telefon tapesinde Hakan Atilla, Zarrab’ı uyarıyor. Savcı bu uyarının nedenini sorduğunda “Çünkü ithal ettiğimiz buğdayın menşeini Dubai yazmışız. Hakan Atilla da bizi uyardı çünkü Dubai’de buğday yetişmez. Bu tip hatalar yüzünden başımızın derde gireceği uyarısını yaptı” dedi.

İŞLER TIKANINCA YENİDEN RÜŞVET

Bir başka telefon tapesinde ise Zarrab ile yardımcısı Happani, Halkbank’ta işlerin tıkandığından bahsediyor. Zarrab bunun üzerine ‘biraz para hazırlayın’ talimatı veriyor. Savcı bu paranın ne olduğunu sorduğunda ‘rüşvet’ cevabını aldı.

Duruşmanın öğleden önceki seyri bu şekildeydi. Öğleden sonra da Zarrab’ın sorgusuyla devam etti.

ZARRAB MİAMİ’DE TUTUKLANINCAYA KADAR PARA AKLAMAYI SÜRDÜRMÜŞ

Tarihi duruşmanın Pazartesi günü oturumları ilginç diyaloglara şahit oldu. Sabah oturumunda 17 Aralık 2013’te tutuklandığını, cezaevinden rüşvet vererek çıktığını anlatan Reza Zarrab, tahliye olduktan sonra da kurduğu şirketlerle ‘eski düzeni’ devam ettirdiğini anlattı.

Dönemin Halkbankası genel müdürü Ali Fuat Taşkesenoğlu ile buluştuğunu, İran parasını transfer etmek için gıda ve altın işine devam etmek istediğini anlatan Zarrab, toplamda 3 yada 4 toplantı yaptıklarını, o toplantılara Hakan Atilla’nın da katıldığını, Halkbank yöneticilerinin “kendi adını kullanmayacağın, yeni tabela şirketleri kur, onlarla devam edelim” teklifinde bulunduğunu anlattı. Bu toplantıda Zarrab’a Halkbank yöneticileri tarafından ‘muteber şirketler’in ismi de verilmiş.

Savcı 17 Aralık sonrası Halkbank’ta kimseye rüşvet verdiniz mi ? diye sordu. Zarrab ‘kimse istemedi, kimseye rüşvet vermedim’ dedi.

SAVCI 2014 DELİLLERİNİ SUNDU

Savcı, öğlede sonra oturumunda Zarrab ile Halkbank arasındaki işbirliğine dair çok sayıda tape, e mail ve banka dekontu ekrana getirip bunlara dair sorular sordu. Zarrab o dönemde Amerikan Cargill şirketinin de İran’a gıda ürünleri ihraç ettiğini anlattı. Savcı ‘Cargill sizin rakibiniz miydi ?’ diye sordu. Zarrab bu soruya ‘hem evet hem hayır’ diye cevap verdi. Zarrab “Evet çünkü onlar da gıda işindeydi. Halkbank’ta ki parayı azaltıyorlardı.Hayır, çünkü onlar gerçekten gıda ihracatı yapıyordu, benim ise İran’a ihraç ettiğim tek kalem mal olmadı. Benim bütün işlerim hayaliydi” dedi.

Savcı Dubai- Çin ve Halkbank arasındaki para transferlerine dair çok sayıda ödeme emri, banka dekontu ve muhasebe kayıtları çıkardı. Kayıtların hepsinin 2014 yılına ait olması dikkat çekti. Davanın ilk günü 2013 itibariyle FBI’ın da dinleme yaptığını söyleyen savcı, bugünkü oturumda o delillerden bazılarını ekrana taşıdı. Bu esnada Türkiye Finans’ın adı da kayıtlara girmiş oldu.

ZARRAB’A ‘DİKKAT EDİN TELEFONU’

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde savcı dönemin Halkbank yöneticisi Levent Balkan ile Zarrab arasındaki bir telefon tapesini dinletti. O tapede Levent Balkan’ın Zarrab’ı bir işlem hakkında uyarıldığı görüldü. Tapeye göre HSBC bank üzerinden para transferi yapan Zarrab’a banka yöneticisi Balkan kızıyor : “ Hem Amerikan bankası kullanmışsınız, hem dolar transfer etmişsiniz hem sizin adınıza olan şirketten yapmışsınız. Bunlar tehlikeli şeyler” Tapeye göre yapılan işlemin tehlikeli olduğunu anlatıp çözüm arayışına giriyorlar.

MİAMİ’DE TUTUKLANINCAYA KADAR SÜRDÜRMÜŞ

Zarrab savcının sorularına verdiği cevapta 17 Aralık operasyonu sonrası Halkbank ile tekrar çalışmaya başladığını, 2016 Mart ayında Miami’de tutuklanıncaya kadar Halkbank üzerinden İran’ın paralarının transferlerini yaptıklarını anlattı.

Bu esnada savcının bazı ödeme faturalarını getirerek ısrarla iki İran şirketi üzerinde durması dikkat çekti. Öte andan savcının ödeme emrinden, paranın Halk Bankası’ndan çıkışı, paravan şirketlere geçişi ve oradan İranlı şirketlere dair ödeme yapılması anına kadar her aşamayı tek tek belgelediği görüldü. Zarrab bu işlemleri tek tek teyit etti.

NAMAZ ARASI ZARRAB’LA İSTİŞARE

Öğleden sonraki oturumda 12 tape dinletildi. Bazıları daha önce tercüme edilmiş olarak ekrana getirilen bazı tapeler hakim Berman’ın ‘tercümelerini gördüğümüz bazı tapelerin ses kaydını da dinlemek iyi olur’ demesi üzerine tapeler dinletildi.

Bu esnada Süleyman Aslan ile Zarrab arasındaki telefon tapesinde yer alan bir diyalog salonda tebessümlere neden oldu. Tapeye göre Zarrab ile Aslan, telefonda İran parasının aklanması için kurdukları sisteme dair istişare ederken Aslan “Toplantıdaydık, şimdi namaz arası verdik, ben seni namaz arası arıyorum” deyip Zarrab’a talimatlar verdiği görüldü.

Bir başka tapede ise Zarrab yardımcısı Happani ile konuşurken Süleyman Aslan’ın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Bu tapede Zarrab’ın Aslan için “Benim için çok önemli bir adam. Başkalarına verdiğimin çeyreği değil ama bütün işimizi görüyor. Şimdi vereceğim rüşvet 6 ay yeter ona” dediği görülüyor. Bir başka tapede ise Babek Zencani’nin adı ilk kez geçerken Zarrab’ın telefonda tartışırken “Ali Babacan kim, onun gücü benden çok mu ?” dediği görülüyor.

Reza Zarrab’ın sorgusu Salı sabahı da devam edecek. Savcıdan sonra Atilla’nın avukatları Zarrab’ı çapraz sorguya alacaklar.

(TR724)