Düşman ceza hukuku sonunda sizin de kapınıza dayandı…

178

FARUK MERCAN

Cumhuriyet gazetesinin başlığı şöyle:

Bize düşman ceza hukuku uygulanıyor…”

Cumhuriyet davasında, gazetenin yönetici ve yazarlarını savunan hukuk profesörü Duygun Yarsuvat, duruşma salonunda düşman ceza hukukunu şöyle anlatıyor:

Düşman ceza hukuku, demokratik olmayan rejimlerde İkinci Dünya Savaşı döneminde kullanılmış olan bir ceza hukuku anlayışıdır. Düşman ceza hukukunda bütün sanıklar tehlikelidir. Gücü elinde bulunduran kişilere karşı tehlikelidirler. Bu dosya gibi. Burada düşman kim? Cumhuriyet gazetesi… Savcının görevi gazeteyi imha etmek… Sanıkların ve ailelerinin mal varlıklarının tespiti istenmiştir. Bu, düşman ceza hukukuna göre yapılıyor.”

Evet, birkaç yıldır Hizmet mensuplarına uygulanan düşman ceza hukuku şimdi Cumhuriyet gazetesine uygulanıyor.

”Keşke Türkiye’nin sosyal demokratları, hala çok geç olmadan İran ve Humeyni olayını bir kere daha hatırlasalar…”

40 yıl boyunca Hizmet aleyhine yazılar, kitaplar yazan Cumhuriyet gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya, şimdi Hizmet mensupları gibi, düşman ceza hukukunun sanığı konumunda…

Ne yazık ki, Saraydaki şahıs, bu düşman ceza hukuku sistemini kurarken, 2014 yılındaki HSYK seçimlerinde yargının içindeki sosyal demokratlarla ittifak yaptı.

Ne yazık ki, Türkiye’nin sosyal demokratları ve laikleri, “Yapmayın, etmeyin… Saraydaki şahıs, Humeyni’nin İran’da uyguladığı stratejinin aynısını uyguluyor. Hizmet hareketinden sonra sıra size gelecek” uyarılarımıza kulak asmadılar.

Ne oldu? Saraydaki şahıs yargıda tamamen hakimiyet kurdu, işbirliği yaptığı sosyal demokrat hakim ve savcıları da tasfiye etti. Ve şimdi, sosyal demokratlar da düşman ceza hukukunun sözde mahkemelerinde sanık durumundalar. Yapabildikleri tek şey adalet yürüyüşleri, Sarayın yargısız infaz mekanları haline gelmiş sözde adalet saraylarının önünde eylemler…

Cumhuriyet yazarları ve yöneticilerine yapılan “Cemaate yardım” suçlaması abuk sabuk…

Cumhuriyet gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay‘ın 6 yıl önce evinin parkelerini yaptırmak için 2 bin 500 lira ödediği parkecinin oğlunun yemek yediği restoranın sahibi Cemaat mensubuymuş!

Gazetenin yazarı Hakan Kara’nın Bodrum’a tatile gitmek için aradığı turizm firması hakkında Cemaat soruşturması varmış! Gazeteyi yöneten vakfın yönetim kurulu üyesi Önder Çelik‘in 345 lira havale yaptığı oto tamircisinin çalıştığı şirket Cemaat mensubuymuş!

Gazetenin Okur Temsilcisi Güray Öz’ün pide ısmarladığı Ankara Çankaya’daki pideci Cemaat mensubuymuş! Gazetenin yazarı Kadri Gürsel, telefonunda Bylock olan Cemaat mensupları tarafından aranmış!..

Düşman ceza hukuku işte böyle uygulanıyor: Suçlanan kişiler için uyduruk deliller üretmek… Binlerce Hizmet mensubuna yapıldığı gibi..

Çünkü Cumhuriyet gazetesi, MİT tırları ve Rıza manşetleriyle Saraydaki şahsın canını çok acıttı.

Bu manşetleri atan Can Dündar‘ın, hayatı boyunca Cemaat ile bir ilişkisinin olmadığını Saraydaki şahıs da çok iyi biliyor.

Herkes bilir ki, Cumhuriyet yazarı Kadri Gürsel‘in de hayatı boyunca Cemaat ile bir ilişkisi olmadı. Ama Suriye yazıları Saraydaki şahsın canını çok sıkıyordu.

Kısacası, düşman ceza hukuku biat etmeyen Cumhuriyet gazetesini bitirmek istiyor. Taraf gazetesini bitirdiği gibi… Hürriyet ve Sözcü‘yü diz çöktürdüğü gibi…

Ama bakıyorum Cumhuriyet mensupları, Cemaat aleyhine nasıl haberler yaptıklarını anlatmanın derdine düşmüşler. Hatta Saraydaki şahsın dilini kullanarak Cemaate “örgüt” diyorlar.

Halbuki, Cemaat’e örgüt diyen savcılar ile, kendilerine örgüt diyen savcılar aynı düşman ceza hukukunun adamları…

Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş, kuzu kurda masum olduğunu anlatmanın derdine düşmüş. Hatta CHP genel başkanı, Cumhuriyet davasındaki savcıların kripto Cemaatçi olduklarını iddia ediyor! Bugünkü Cumhuriyet‘in manşet haberi bu…

Bu süreç başlarken, Cumhuriyet yazarı Hikmet Çetinkaya şöyle demişti:

40 yıldır Fethullah Gülen ile ilgili yazılar yazıyorum. 170 davam var. Bugün yapılan hakaretlerin hiçbirini yapmadım. Cemaate terör örgütü diyemem…”

Hikmet Çetinkaya ile CNN Türk’teki bir programda tanıştık. Sonra bir kahvaltı yaptık. Medeni bir şekilde diyalog kurduk. Hikmet Çetinkaya’nın Cemaat bağlantısı da bu!..

Keşke Türkiye’nin sosyal demokratları, hala çok geç olmadan İran ve Humeyni olayını bir kere daha hatırlasalar…

Cumhuriyet’in, tutuklu mensuplarını savunmak için attığı meşhur bir manşeti var: “Tarih önünde utanacaksınız!..” diyor Cumhuriyet...

Ben da buradan size söyleyeyim.

Siz de, Saraydaki şahsın dilini kullanarak Cemaate “örgüt” dediğiniz için tarih önünde utanacaksınız… Esas “örgüt”ün Sarayda olduğunu sizde de çok iyi biliyorsunuz!..

 (Samanyoluhaber)