Bir Distopya Kahramanı: Melih Gökçek

[Yorum: Sefer Can]
Ülke olarak gerçekle aramızdaki mesafe gittikçe açılıyor. Distopyadan fırlamış izlenimi uyandıran o kadar çok kurum ya da kişi var ki, ülke değil bir film setine benziyoruz. Sadece Melih Gökçek’i masaya yatırsak bu önermeyi ispat edecek kadar veri çıkarabiliriz. Başkentimizi yöneten kişinin portresi yaşadıklarımıza dair yeterince fikir veriyor.
Bugünlerde ABD basınında Gökçek’le alakalı çok sayıda haber çıkıyor. Onlardan birinin yazarı, Huffington Post’ta çalışan Jessica Schulberg, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la röportaj yapma vaadiyle Ankara’ya geldiğini ancak Erdoğan yerine bir komplo teorisyeniyle görüştürüldüğünü söyledi. Schulberg’in “komplo teorisyeni” dediği kişi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. Schulberg yalnız da değil. Bir grup ABD’li meslektaşıyla aynı tuzağa düşmüş. Olayın kendi, başlı başına skandal. Gazeteciler Ankara’ya geldikten sonra apar topar Başbakan Binali Yıldırım’la görüştürülmüş. Gazeteciler, görüşmeden iki gün önce haberdar edildiğini söyleyen başbakanın da şaşkınlık içinde olduğunu belirtiyor. Söz verilen MİT Müsteşarı Hakan Fidan yerine de Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ayarlanmış. Asıl görüşme tahmin edileceği üzere Gökçek’le gerçekleşmiş. Türk halkının artık gülüp geçtiği teorilerini Amerikalı gazetecilere de anlatmış. Komplo teorisyeni demelerinin sebebi o anlattıkları.
Gökçek, 17 Ağustos Depremini ABD ve İsrail’in yaptığını, Gülen Hareketinin de Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak için deprem hazırlığında olduğunu öne sürüyor. ABD’li gazeteciler en çok buna şaşırmış. Gökçek, “Fethullah Gülen’in üç harflileri (cin) kullanarak insanları etki altına aldığını dahi öne sürüyor. Bunu da çok inanmış biçimde canlı yayınlarda söylüyor. Oğlu Osman’ı Ankara Ticaret Odası Başkanı yapma girişimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın operasyonu ile akim kalınca da ‘FETÖ’ bahanesine sığınmıştı. Bu kelime zaten her türlü fiyaskoyu gizleyen kalın bir örtüye dönüştü.
TROLLÜK NEYİ ÖRTMEK İÇİN?
Melih Gökçek, geceleri bir kurt adama değil ama sosyal medya trolüne dönüşüyor. Bilgisayar başında sabahlayarak Ankara’yı hangi enerji ve mesai ile yönettiği ayrı bir tartışma konusu. Fakat bu kadar agresif ve hayatı dost-düşman penceresinden gören birinin vergilerimizle finanse edilen bir kamu hizmetini yürütmesi sağlıklı değil. Belediyeler, kamu kaynaklarının dağıtıldığı önemli araçlardan. Bu konuda hep soru işareti oldu. Hatta bu deli dolu şovların o dağıtım mekanizmasını örtmeyi amaçladığını söyleyenler var. Başkentteki büyük bütçeli ihalelerin çoğunu alan bir müteahhitlik firmasına operasyon yapıldığı medyaya sızdı. Gözaltı işlemlerinin nasıl sonuçlandığına dair bir şey bilmiyoruz. Gazeteci Ahmet Takan’ın isim vermeden yazdığı, ‘650 milyon dolara uzlaşıldı, para yurt dışından getirildi’ iddialarını Gökçek üzerine alınarak cevap verdi. Ancak şeffaf bir soruşturma olmadığından tatmin edici cevaplar ortaya çıkmadı.
ib kalın melih gökçek tweetGökçek, AKP trenine kerhen ve son dakika binenlerden. Eski dava arkadaşları Milli Mücadelecilerle kendi dükkanlarını açmanın yolunu aradı. Zemini müsait göremeyince AKP’ye geçtiler. Onun için hep son dakikacı oldu. Adaylıkları son dakikalara kadar tehir edildi ve kerhen yapıldı. Sadakatini ispatlamak için abartılı şovlara ihtiyacı var. Deprem ve üç harfliler gibi distopya özentisi çıkışları da bu yüzden. ATO seçiminden dolayı bir çizik yedi. 15 Temmuz’da Ankara Gölbaşında şehit olan polislerin yanmış naaşlarını gösterip ‘kömür’ nitelemesi yapması büyük tepki topladı. Son gafını Erdoğan’ın başdanışmanı İbrahim Kalın’a karşı yaptı. Onun CIA’ya çalıştığını öne süren bir haberi sosyal medyada paylaştı. Hatasını fark edip hemen sildi ve ‘direk ona yazarken yanlışlıkla oldu’ sözleriyle özür diledi. “Trol hesabından ‘çakmaya’ çalışırken asıl hesabından attı” iddiası boş değil. Kalın da özre inanmış görünmüyor.
“İB. KALIN” TWEET’İNİN GÖSTERDİĞİ
AKP derebeyliklerden oluşmuş bir krallık gibi. Kralın baskısı ve menfaatin büyüklüğü tutkal vazifesi görüyor. Ancak her derebeyi kendi ordusunu kurmayı ihmal etmiyor. Sosyal medyadaki trol orduları şimdilik küçük çatışmalarda karşı karşıya geliyor. Gökçek’in Kalın hakkındaki tweet’i hazırlıkların sanılandan büyük olduğunu da gösterdi. Ortaklık bozulursa birbirleri hakkında söyleyecekleri Hizmet Hareketine karşı giriştikleri linci geride bırakacak.
Bu arada Hizmet Hareketi, Gökçek’e teşekkür borçlu. ABD’nin önemli gazete temsilcilerini toplayıp haklılığını anlatsa bu kadar ikna edici olmazdı. Schulberg, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin arkasında Gülen Cemaati’nin olduğuna ilişkin kanıt sunulmadığını söylüyor. Schulberg, “Eğer gezinin amacı hükümetin Gülen’e karşı iddialarının komplo teorilerinden çok verilere dayandığını kanıtlamaksa bunda çok başarısız oldular” diye yazdı.
Bugün yaşadıklarımızı kayda geçirmekte tarihçiler aciz kalacak; edebiyatçılara büyük görev düşecek. (TR724)