AFP’den 15 Temmuz analizi: Erdoğan’ın “Allah’ın bize büyük bir lütfudur” sözüne vurgu yaptı

Agence France-Presse (AFP) tarafından yapılan 15 Temmuz analizinde bu sürecin eşi benzeri görülmemiş bir otoriterleşmenin yolunu açtığına dikkat çekilirken Erdoğan’ın “Allah’ın bize büyük bir lütfudur” sözüne vurgu yapıldı.

Erdoğan yönetiminin; 15 Temmuz sonrasında ilan edilen olağanüstü hal (OHAL) kapsamında yüz binlerce kişiyi gözaltına aldığı, 120 binden fazla kişiyi mahkum ettiği ve on binlerce kişiyi ihraç edip; ordu, yargı ve diğer devlet kurumlarının içini boşaltan geniş çaplı bir tasfiye süreci başlattığı ifade edildi.

AFP, resmi verilere göre 15 Temmuz’dan sonraki iki hafta içinde üçte ikisi asker, geri kalanı ise polis, hakim ve savcı olmak üzere 16.000 kişinin tutuklandığını ve çoğunluğu eğitim sektöründe olmak üzere 50.000’den fazla kişinin ihraç edildiğini vurguladı.

Haberde 15 Temmuz’un 10. yılı yaklaşırken Pazartesi günü, Hizmet hareketi ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle yaklaşık 1.000 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı belirtildi.

İsveç merkezli hak savunucusu örgüt Stockholm Center for Freedom’ın verilerine de atıf yapılan AFP’nin analizinde, “2016’dan bu yana yaklaşık 390 bin kişi terör veya darbe bağlantılı suçlamalarla gözaltına alındı. Bunlardan yaklaşık 5 bini doğrudan darbeyle, 127 bine yakını ise Gülen yapılanmasıyla ilişkili olmak suçundan mahkum edildi” ifadeleri kullanıldı.

ERDOĞAN’IN ‘ALLAH’IN LÜTFU’ SÖZÜNE VURGU

AFP, o gece yaşananları “Allah’ın büyük bir lütfu” olarak nitelendiren Erdoğan’ın bu olayı gücünü pekiştirmek için kullandığı konusunda uzmanların hemfikir olduğunu dile getirdi.

ISDP düşünce kuruluşuna bağlı deneyimli Türkiye analisti Gareth Jenkins, 15 Temmuz için “Erdoğan’ın olağanüstü hal yoluyla iktidar üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmasını kolaylaştırdı” değerlendirmesinde bulundu.

Jenkins, AFP’ye verdiği demeçte, Türkiye’nin daha önce hiç “tek bir kişinin tüm devlet mekanizması üzerinde tahakküm kurmasını sağlayan böyle bir olağanüstü hal” yaşamadığını belirtti.

AFP, siyaset bilimci Ahmet İnsel’in görüşlerine de yer verdi.  İnsel, Erdoğan’ın bu durumu bizzat bir “lütuf” olarak ilan ettiğini hatırlattı. Erdoğan, 16 Temmuz sabahı erken saatlerde İstanbul’a ulaştıktan sonra yaptığı açıklamada, “Şu anki hareketlenme, Allah’ın büyük bir lütfudur. Çünkü bu, TSK’nın temizlenmesine vesile olacaktır” ifadelerini kullanmıştı.

ERDOĞAN’IN ‘PUTİNLEŞME’ SÜRECİ GERÇEKLEŞTİ

Ahmet İnsel, “Erdoğan bu olaydan önce de otoriter eğilimlerini zaten ortaya koymuştu” diyerek sürecin tüm yetkilerin devlet başkanında toplandığı parlamenter sistemden hiper-başkanlık sistemine geçişi hızlandırdığını ve Rusya lideri Vladimir Putin’e atıfla Türkiye’nin fiilen ‘Putinleşmesi’ sürecini tamamladığını söyledi.

YARGI ÜZERİNDEKİ KONTROLÜN SIKILAŞMASI

Jenkins, 4.000’den fazla hakim ve savcının ihraç edilmesiyle yargının, Erdoğan destekçileri ile iktidarda kim varsa ona sadakat gösterecek “kariyeristlerin” karışımından oluşan bir yapıya teslim edildiğini belirtti.

O tarihten bu yana muhalifleri ve siyasi rakipleri hedef alan ve siyasi güdümlü çok sayıda dava açıldı. Haberde bunlara örnek olarak hapse atılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan davalar gösterildi.

Haberde ayrıca; “Sivil toplum da bu süreçten nasibini aldı; 1.500’den fazla dernek ve vakıf kapatılırken, çok sayıda gazete, dergi, televizyon ve radyo kanalının faaliyetine son verilerek medyanın büyük bölümü hükümetin kontrolü altına alındı.” denildi.