ŞÜKÜRLER OLSUN DOĞRU YERDEYİZ, NİYE Mİ?..

413
YORUM | TARIK TOROS
Başımıza bir şey gelmesin diye hukukun rafa kaldırılması içe sindirilebilirdi.
Aman işimize gücümüze bir şey olmasın diyerek yolsuzluklar, rüşvet görmezden gelinebilirdi.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyip tek adam devletine gidiş sineye çekilebilirdi.
Yapılan ve yapılacak hayırlı işler adına, muktedirin günahları üzerinde durulmayabilirdi.
Olabilirdi bunlar.
2012, 2013, 2014’lü yıllarda…
2015, 2016’da milletin tamamına yakını da böyle yaptı zaten.
İtiraz eder gibi olan da içine attı.
***
15 Temmuz oldu. Aynı kalabalık, egemene daha fazla yapıştı.
“Cumhuriyete” kast edilmişti.
“Devlet” direkten dönmüştü.
Darbe girişiminden sonra ülke yeni bir “istiklal harbi” veriyordu.
Düne kadar olan biteni sineye çeken kitleler heyecanlandı.
Alabildiğine iktidara ve söylemlerine destek verdiler.
Egemenler, o güne kadar yarısını ele geçirdikleri kamuoyunun şimdi tamamını bağladığı için çok mutluydu.
***
Koca ülkenin demokrasi cilası döküldü.
Haksız hukuksuz kapatmalar, el koymalar işin tabiatı oldu.
Uzun gözaltı süresi ve işkence, diz çöktürmek ve “itiraf” almak için şarttı.
Cezaevinde kötü muamele, aylar süren hücre hapislerinden başka çare yoktu.
Kanser bünyeyi sarmıştı, kemoterapiden başka tedavi mümkün değildi.
Hastalıklı hücreler ihbar edilmeli, aileleri, sülaleleri ile ayıklanmalıydı.
Başka türlü “arınma” olmazdı.
Kurunun yanında elbette “yaş” da yanacaktı. Kaçınılmazdı.
Yapılanlar “suç” tanımından çıkarılmalıydı, yapanların selameti için.
Vicdanlar, dini fetvalarla rahatlatılmalıydı.
Çünkü, insanlıktan çıkmış “vahşilerin” ıslahı mümkün değildi.
Hamileymiş, yaşlıymış, kansermiş… Bunlar üzerinde durulmayacak “örgütsel” taktiklerdi.
Acınırsa, acınacak hale düşülürdü.
Topunun birden, malı, mülkü, karısı, kızı “helâldi”.
***
Bu hikâye hiç bitmeyecekti.
Tehdidin biri savuşturulup diğeri ile mücadele edilecekti.
Tüm dünya birlik olmuş, bu “necip” millete tuzak üstüne tuzak kurarken dimdik ayakta olmak şarttı.
Lider hemen her gün saçmalayabilirdi.
Akşam başka sabah başka konuşabilirdi.
Bugün dost tuttuğunu yarın satabilirdi.
Kamu olanakları ile kendini ve çevresini zenginleştirip faturasını kamuya yükleyebilirdi.
Ve bunu “halka hizmet” gibi sunabilirdi.
Yalan söyleyebilir, ayrımcılık yapabilir, ölüm emri verebilir… Uluslararası kara para, adam kaçırma, terör eylemi gibi her türlü organizasyona imza atabilirdi.
Bunlar açığa çıkınca da yalan üreten medyasıyla halkı hipnotize edebilirdi.
Savaştaydı. Bunları yapmak onun için “hak”tı.
***
Yaşandı, yaşanıyor.
Dahasını göreceğiz.
Biz tekrar başa dönelim:
İktidar, dönüşü olmaz yola girerken…
Hukukun rafa kaldırılması içe sindirilebilir… Yolsuzluklar, rüşvet görmezden gelinebilir… Tek adam devletine gidiş sineye çekilebilir… Muktedirin günahları üzerinde durulmayabilirdi.
Olabilirdi bu.
O gün bu sorgulamalar yapıldı.
Dar dairede aile içi kavgalardan… Müesseselere, holdinglere kadar yaşandı bu münakaşa.
Geçen zaman zulmü katladı, çeşitlendirdi, masumu yaktı.
Ve bir kere daha teyit etti ki:
Şükürler olsun doğru yerdeyiz.
Zulmedenlerden olabilirdik.
Zalime yandaş, onca günaha ortak olabilirdik.
Değiliz çok şükür.
 ***
Bakmayın siz… Ülkedeki şaşkın, devrimci soslu “sosyal demokratların” şu laflarına:
-Bunları başımıza siz musallat ettiniz.
-Her şeyi beraber yaptınız.
-Şimdi gittiniz, kendinizi kurtardınız.
-Arkadaki masumlar sizin yüzünüzden zulüm görüyor.
-Sıkıyorsa gelin burada konuşun, bla bla…
***
Maaş aldıkları patronları 6-7 yıldır kul-köle olmuş, görmezler.
Cengiz Çandar’ın kulakları çınlasın:
“İki sene önce verdiğim bir söyleşide ‘Medya alanında neredeyse herkes secdede, benim içinde bulunduğu grup ise rükûda’ demiştim. Bugün geldiğimiz noktada benim birkaç gün öncesine kadar içinde bulunmuş olduğum grup rükûdan secdeye de geçmedi, yere kapaklandı.” (11 Nisan 2016, T24)
***
Türkiye çıkışlı hiçbir habere inanmayın.
Kasten yalan söyleniyor, yalan üretiliyor, yalan pompalanıyor.
Orada yaşayanları da mazur görün.
İktidar nasıl her olumsuzluktan iyot gibi çıkıyorsa…
Doğan, Ciner, Demirören, Şahenk gibi medyası da o hesap.
El birliğiyle “fail” ilan ettikleri “olağan şüpheli” grupları dişliyorlar.
Hep olduğu gibi… Gücün yanında, mazlumun karşısındalar.
Şükürler olsun bu çukurda değilsiniz.
Doğru yerdesiniz.
Doğru yerdeyiz.
Elhamdülillah.