Darbenin arkasında Gülen yoksa kim var?

319

[KORAY DÜZGÖREN-ANALİZ]

Önce Alman İstihbarat Örgütü Başkanı’nın, arkasından ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı’nın ve son olarak Britanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin yaptıkları açıklamalar bu soruyu akla getiriyor.

Erdoğan’ın talimatıyla iktidarın, bütün devlet aygıtının ve medyanın Gülen Cemaati’ni suçlu ilan etmesi ve bu suçlamaya dayanılarak ülkede eşi görülmemiş bir cadı avının insafsızca yürütülmesinin artık meşruiyeti kalmamış görünüyor.

Dünyanın en güçlü istihbarat örgütleri birbiri peşi sıra 15 Temmuz’daki darbe girişiminin arkasında Gülen Cemaati’nin olduğuna ilişkin bir kanıt bulamadıklarını açıkladılar.

Önce Alman İstihbarat Örgütü Başkanı’nın, arkasından ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Başkanı’nın ve son olarak Britanya Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi’nin yaptıkları açıklamalar bu durumda hemen şu soruları akla getiriyor:

  • 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Gülenciler yoksa kimler var?
  • Bu darbe girişimini ordu içinde kimler planladı ve gerçekleştirmeye çalıştı?
  • Darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşıldığı saatlerde TRT’yi ele geçirip okuttukları darbe bildirisinde imzası olan Yurtta Sulh Konseyi gerçekte neydi ve üyeleri kimdi?
  • Girişim öncesinde ve sonrasında darbecilerle hükümet arasında ne gibi pazarlıklar yapıldı?
  • Darbenin siyasi ayağı kimlerden oluşuyordu?
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, darbe girişimini önceden biliyor muydu?
  • Darbenin AKP içindeki uzantıları ve destekçileri kimlerdi ve niçin bu isimlerin açıklanması engellendi.

Aradan 8 ay geçmesine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz gece yarısından itibaren Gülen Cemaatini suçlu ilan etmesine rağmen bu soruların cevapları verilebilmiş değil.

Darbeyle ilgili başlayan duruşmalardaki tanık ifadeleri, tanıkların birbirlerini suçlamaları ve ortaya çıkan yeni belge ve bilgiler darbe girişimine ilişkin zaten var olan soru işaretlerinin iyice artmasına neden olmaya başladı.

Darbe girişimini araştırmak için kurulan Meclis Komisyonu da gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak yerine dostlar alışverişte görsün misali bir soruşturma yaparak asıl sorgulanması gereken sorumluların (MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar) ifadesini almadan dosyayı kapattı. Komisyon başkanının “darbe girişiminin siyasi ayağını bulamadık” sözleri, bu araştırmanın ne kadar gayrı ciddi olduğunu da ortaya koyuyordu.

Dolayısıyla bu girişimin kontrollü bir darbe girişimi olduğuna ilişkin varsayımlar ve senaryolar giderek güç kazanıyor.

Erdoğan’ın talimatıyla iktidarın, bütün devlet aygıtının ve medyanın Gülen Cemaati’ni suçlu ilan etmesi ve bu suçlamaya dayanılarak ülkede eşi görülmemiş bir cadı avının insafsızca yürütülmesinin artık meşruiyeti kalmamış görünüyor.

Darbeyle ilgili başlayan duruşmalardaki tanık ifadeleri, tanıkların birbirlerini suçlamaları ve ortaya çıkan yeni belge ve bilgiler darbe girişimine ilişkin zaten var olan soru işaretlerinin iyice artmasına neden olmaya başladı.

Tam bu sırada dünyanın en güçlü istihbarat örgütlerinin açıklamaları, darbe girişiminin arkasında Fethullah Gülen’in olduğuna ilişkin Türkiye’nin iddialarını boşa çıkartacak nitelikte. Bu açıklamayı yapan istihbarat örgütleri, Gülen Cemaati’nin darbe girişiminin arkasındaki güç olmadığını söylüyorlar ama asıl destekçilerin kim ya da kimler olduğuna değinmiyorlar.

Buna rağmen gerçek sorumluların kimler olduğuna ilişkin ellerinde belgeler ve kanıtlar olduğunu tahmin etmek de zor değil.

Bu belgeler ya da kanıtlar nasıl ve hangi koşullarda açıklanır bilemeyiz.

Ama şu soruyu her gün daha kuvvetli bir şekilde sormak da boynumuzun borcu olmalı:

Darbe girişiminin arkasında “F..Ö” yoksa kim ya da kimler var?

Çünkü bu darbe girişimi gerekçe gösterilerek OHAL ilan edildi ve ülkede neredeyse bütün özgürlükler ortadan kaldırıldı. Erdoğan iktidarına itiraz eden ya da eleştiren herkes ceza ve hapis tehdidi altında.

Şimdi de diktatoryal bir rejimin kabul edilmesi amacıyla referandum yapılıyor. Hayır kampanyası yapmak yasak ama evet kampanyası devletin her kurumu ve medyanın neredeyse tümü tarafından destekleniyor.

Dolayısıyla bu soruları daha da güçlü bir şekilde sormaya devam etmeliyiz.

Birincisi, biz bazı gerçekleri niçin yabancı istihbarat örgütlerinden öğreniyoruz­?

Daha da önemlisi, 15 Temmuz darbe girişimini kim planladı?


Kaynak: http://www.artigercek.com/darbenin-arkasinda-gulen-yoksa-kim-var/#prettyPhoto