Bir adalet savaşçısı: Ömer Faruk Gergerlioğlu

 Ömer Faruk Gergerlioğlu benim ve benim gibi gazeteciler için bir iman tazeleyici, bir yılgınlık püskürtücü, bir bıkkınlık silici, bir sorumluluk hatırlatıcı…

Yıllardır yazıyoruz çiziyoruz, gün oluyor, “Neye yarıyor bu yazıp çizdiklerimiz? Yazıyor çiziyor, dönüp bakıyoruz bir arpa boyu bile yol gitmemişiz” diyoruz.

Gergerlioğlu aracılığıyla ekranlarımıza yansıyan bir acı çığlığı, bir yakarı, yürek burkan bir insan öyküsü, bir zorbalık bizi sarsıyor ve iman tazeletiyor:

– Yazımaya çizmeye devam. Senin işin bu, sorumluluğun bu.

Gün oluyor savcılığa suç duyurusunda bulunan birinin haberi haber merkezlerine ulaşıyor. Sıkıntıyla homurdanıyorsunuz “Ülkenin bütün savcılıklarının dolapları tıka basa suç duyurusu cesetleri ile dolu. AKP yargısında eğer muhalifsen, eğer Reis’e boyun eğmemişsen yapacağın suç duyuruları savcılıkça alınır, usülüne uygun bir kayıt numarası verilir, sonra da arşiv mahzeninde farelerin kemirmesine terk edilir” diyorsun.

Gün oluyor hukuk cinayetlerine, muhbirlere yönelik imza kampanyası etkinliği için size de çağrılar ulaşıyor. “Neye yarıyor ki bu imza kampanyaları. Bunca yıldır, bunca imza ne sonuç verdi ki” diyorsunuz. İçinizi bir sıkıntı basıyor.

Gün oluyor genç bir haberci “Abi hapishanede gencecik bir adamı döve döve öldürdüler. Omuz ver, bunu mutlaka duyurmalıyız” diyor. Ona söyleyemiyorsunuz ama içinizden “Duyuruyoruz da ne oluyor? Duyaracağız da ne olacak? Hukukun defterinin dürüldüğü bir ülkede yaşadığımızın farkında değil mi bu genç meslektaş” diyorsunuz…

Sonra…

Sonra Ömer Faruk Gergerlioğlugiller (“…giller” dedim. Evet, tek o değil. Meselâ bir başka yazının konusu olması gereken Sezgin Tanrıkulu arkadaşım, Meclis’ten ve evinden çok mahkeme koridorlarında, duruşma salonu kapılarında adeta nöbet tutan eski ve yeni, kadın ve erkek milletvekilleri, hak savunucaları. Bu ülkenin adalet savaşçıları) hepimizi boğan yılgınlığı, bıkkınlığı silip atıyorlar.

AİHM’e başvuracağını açıklayan biriyle telefonda ya da yüz yüze konuşuyorsunuz. “Yav zahmete değer mi? AKP Reisi ve onun yüksek ve alçak yargısı AİHM kararlarını umursamayacaklarını ilan etmediler mi” diye itiraz edecekken gözünüzün önüne Gergerlioğlugiller geliyor. Yutkunuyor ve silkiniyor ve iman tazeliyor ve mesleğinizin gereğini yerine getirecek güç yine içinizi dolduruyor…

Bu yazı, Aydın Engin’in T24’teki köşesinden kısaltılarak alıntılanmıştır.