Ak Parti’nin Hesap Etmediği!..

Yorum | Erhan Başyurt

Türkiye çok zorlu günler yaşıyor.
Rejim değişti. OHAL ile ‘fiili’ tek adam yönetimine geçildi. Muhtemel bir erken seçim ile ‘hukuki’ olarak da tek adam yönetimine geçilecek.
Açık ve net olarak söyleyelim. Türkiye’nin ilk ‘partili cumhurbaşkanı’ Mustafa Kemal Atatürk’tür. CHP’nin ‘ebedi genel başkanı’ ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı’dır.
Onu ‘milli şef’ İnönü’nün partili cumhurbaşkanlığı, tek adam yönetimi izlemiştir…
***
AK Parti’nin ‘Partili Cumhurbaşkanı’ sistemi, çokça eleştirdikleri ‘ezanın yasaklandığı’, ‘Kuran öğrenmenin yasaklandığı’, ‘camilerin yıkıldığı’, ‘karne ile ekmek dağıtılan’ İnönü dönemi yönetim anlayışlarına geri dönüştür.
Demokrasinin bu kadar tekâmül ettiği günümüzde, inanılmaz bir ‘irtica’ tahammül gösterilemez bir geriye dönüştür…
***
‘Millî Görüş’ kökenli ‘çelik çekirdek’ AK Partililer, yeniden ‘milli şef’ dönemine dönüşü bir yönüyle rövanş olarak görüyorlar.
Bu hedefe ulaşmak kurulan kirli ittifakları ‘hedefe götüren her yol mubah’ anlayışıyla tevil ediyorlar.
Hak ihlallerini, belirli gruplara yönelik zulümlerini ise, ‘çoğunluğun yararı için azınlık feda edilebilir’ şeklindeki zalimane bir kaideye dayandırıyorlar.
***
‘Ebedi şef’ ve ‘milli şef’ döneminde, nasıl muhalefete izin verilmedi, nasıl ‘jakoben’ tepeden inmeci dönüşümler gerçekleştirildiyse, AK Parti’nin iktidarında da aynı yöntemlerle ‘tersine dönüş’ gerçekleştireceklerine inanıyorlar.
‘Osmanlı’ hayallerinin canlandırılması çabaları da, gelecek adına planladıkları dönüşün yansıması…
Projelerini taçlandıracağını düşündükleri hedef, ‘halifeliğin yeniden ilanı’…
Aklı evvel bazı yandaş yazarların ‘1150 odalı saray’a ilişkin açıklamaları bu nihai hedefi ifşa ediyor zaten.
***
Birincisi, ‘hak bir neticeye batıl yoldan erişilemez’ külli bir kaidedir…
AK Parti’nin yaptığı bu hak ihlalleri ve demokrasiden dönüşün acı faturasını bir ödememesi düşünülemez.
İkincisi, AK Parti tüm hesabını ‘Reis’ üzerine yapıyor. Tüm sistem değişiklikleri ve yetki artırımları, otoriter yasalar, ‘Reis’in elini güçlendirmek ve ‘Tek Adam’ı güçlendirmeye yönelik.
Oysa ülke yönetimini belirleyen kriterler, yasalar, yetkiler, ‘Tek Adam’a göre değil, ‘iyi adam’a göre değil, ‘en kötü adam’ın bile istismarını engelleyecek şekilde yapılır.
Rejimler, ülkeler, tek kişi ile kaim değildir. Yöneticilerin güçlü olmasından ziyade, yönetimde denge ve denetim, şeffaflık ve hukukun üstünlüğü ülkenin gücü ve bekası için belirleyici olandır.
***
AK Parti, 2023, 2073’e kadar tek başına iktidarda kalabileceği hesabı yaparak, demokrasiyi yok edip özgürlükleri daraltmakla, kitlesel kıyım yapıp hukuku yok ederek aslında baltayı kendi ayağına vuruyor.
Adil yargılamayı yok ediyor, iftiralara dayalı delilsiz tutuklamalar yapıyor, savunma hakkını kısıtlıyor, kötü muamele ve işkenceyi rutin hale getiriyor, insanların özel mülklerine, hatta vakıf mallarına keyfi şekilde el koyuyor, loğusa kadınları ve kendisine bakması mümkün olmayan hasta yaşlıları tutukluyor, kitlesel kıyımları hukuki bir mücadele gibi gösteriyor…
Sonuçta AK Parti, ‘Her kemalin bir zevali vardır’ kutsi kaidesinden bihaber şekilde, ilelebet iktidar da kalacakmış çıkardığı ‘tek adam yasalarının’ altında kalmaya mahkumdur…
AK Parti, güç sarhoşluğu içinde muhalif ellerde kendi çıkardığı yasalar ve ellerine çakı bile almamış masumlara yönelik ‘silahlı terör örgütü’ ilan ederek uyguladığı kıyımlara kendisi maruz kalırsa ne olacağını tahayyül bile etmiyor…
Oysa sosyal bilimler ve tarih ‘kendi zulümlerinin kurbanı’ vakalarla dolu.
Selçuklu döneminin ünlü siyaset adamı ve siyaset bilimcisi Nizamülmülk 9 asır bu acı gerçeği şu ifadelerle ortaya koymuştur:
‘Küfr ile belki amma zulüm ile payidar kalmaz memleket…’
(tr724)