AKP’den Tarihî Çark

MUSTAFA ÜNAL
Türkiye ile İsrail’in anlaşmasının ayrıntılarını dış politika uzmanları yorumlasın. Mutabakatın içeriğine en ince detayına kadar onlar baksın. Ben AKP iktidarının politikaları açısından değerlendireceğim. Kuşkusuz çok önemli gelişme. Temaslar yıllardır sürüyordu. Önceki gün uzlaşmayla sonuçlandı.
‘One minute’ süreci bitti. ‘Mavi Marmara’ cihadı sona erdi. Türkiye ile İsrail, iki dost ülke olacak. İlk imzalar atıldı. Sıra diğer adımlarda. Kısa sürede büyükelçiler düzeyinde temsil sağlanacak. İsrailli diplomat AKP’nin iftarına davet edildi bile. Anlaşma kâğıt üzerinden çıktı. Mutabatak metni zafer mi, hezimet mi? İktidarın akıl hocası Kadir Mısıroğlu cevap versin.
Her şey ortada. Perdenin önü arkası yok. Hokus pokus var ama. Bundan sonra envai çeşit propaganda ve algı yöntemlerine tanık olacağız. Aşinası olduğumuz tipler gözümüzün içine baka baka dün ‘kara’ dediklerine bugün ‘beyaz’ deyiverecekler. Ekranlarda ‘AKP’nin İsrail’e nasıl diz çöktürdüğünü’ anlatacaklar. Bu işten Filistin’in nasıl kârlı çıkacağını rakamlarla, belgelerle izah etmeye kalkacaklar.
Hatta ufak ufak başladılar bile. Dünya siyaset tarihi bu kadar kıvrak, bu kadar kolay viraj alabilen başka parti görmedi. Yıllarca toplum AKP’li sözcülerin ağzından İsrail nutukları dinledi. Kimi muhalifler için ‘İsrail uşağı’ hakaret sıfatı olarak kullanıldı. ‘Güneydeki ülke’ dendi İsrail için ve mangalda kül kalmadı. Seçim meydanlarının vazgeçilmez konusuydu İsrail.
O cümleleri ayrıca hatırlatmaya gerek yok. O kadar çok tekrarlandı ki, toplumun hafızasına kazındı. Ağza gelen söylendi. Ama hiç bugünler hesap edilmedi. ‘Günün birinde ilişkiler normalleşirse’ denmedi. Öylesine baskın dil kullanıldı ki, vatandaş ‘AKP olduğu sürece İsrail ile ilişkilerin düzelme ihtimali yok’ diye inandı.
Oysa dış politikada ‘ebedi dostluk, ezeli düşmanlık’ olmaz. Zamanın ruhuna ve çıkarlara göre politikalar güncellenir. En kanlı savaşlarda bile diplomatik kanallar açık tutulur ki barışa zemin hazır olsun. AKP’nin dostlukları da, düşmanlıkları da stratejik derinlikten çok uzak. Akıl, mantık, izan yok. Duygusallık ve savrulma var.
Hangi keskin ve katı politikayı sonuna kadar götürebildi? Hiçbirini. Suriye mi? ‘Kardeşim Esat’ bir günde ‘Ey Esed’e’ dönüşüverdi. Yarın ‘Arkadaşım Esat’ olmayacağının da garantisi yok. AB politikaları farklı mı? Değil. AKP’nin tek hedefiydi Brüksel yolculuğu. Avrupa sayesinde muktedir oldu. Askeri vesayeti geriletti. Siyasetin önünü açtı. Sonrası malum. Köprü geçildikten sonra Avrupa’ya ‘Haçlı’ dedi.
AKP döneminde Türkiye’nin dış politikası tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Herkesle kavgalı. Sadece dışarısı olsa iyi. Evde de kavga var. AKP arkasına aldığı devlet gücüyle bütün muhalif unsurlarla sıcak çatışma halinde. Şu an dünya üzerinde ilişkilerin normal yürüdüğü iki ülke ancak sayabiliriz. Katar ve İsrail. Birdi, iki oldu.
Sorun AKP ile İsrail’in normalleşmesi değil. Bu topraklarda ‘reel politik’ ihmal edilemez. Bu coğrafyada idealle bir yere kadar yürüyebilirsiniz. Sorun AKP’nin bilinçsizce, hesapsızca oradan oraya savrulması. Olayı izah etmeye çalışırken Başbakan Yıldırım’ın nasıl zorlandığını gördünüz. Hiçbir soruya sağlıklı cevap veremedi. Sürekli geçiştirdi.
Kolay mı son sürat girdiğin virajı almak? Bazılarına kolay, bazılarına çok zor. Beş dakikada yeni duruma uyum sağlayanlar var. Ama bir kısmı arafta kalacak. ‘Ne oluyoruz?’ diye soracak, özeleştiri yapacak. ‘Davutoğlu kalsaydı bu anlaşma yapılabilir miydi?’ diye düşünecek. Gerçek değişmeyecek: Gitti Davutoğlu, geldi İsrail. Bu anlaşma kayıtlara AKP’nin ‘tarihi çarkı’ olarak geçecek. (Yarınabakış)