Marin Preda’yı anarken: Moromeții neden hâlâ çok önemli?

Ünlü yazar Marin Preda tarafından kaleme alınan Moromeții, Romanya’nın modernleşme sancısını, savaş öncesi kırsal hayatın çözülüşünü anlatan devasa bir toplumsal hafıza romanıdır.

MEHMET KARAMAN  

Marin Preda’nın (16 mayıs 1980) ölüm yıldönümünde Romanya edebiyatının en büyük romanlarından biri kabul edilen Moromeții üzerine düşünmek, yalnızca bir yazarı anmak değil; aynı zamanda içinde yaşadığımız toplumun tarihsel hafızasına biraz daha yaklaşmak anlamına geliyor.

Bugün, Romanya’da yaşayan birçok Türk için bu ülke artık yalnızca “yaşanılan yer” değil. Aynı zamanda çocuklarımızın büyüdüğü, iş yaptığımız, dostluklar kurduğumuz, gündelik hayatını paylaştığımız bir toplumun içindeyiz. Ancak çoğu zaman bu toplumun tarihsel ruhunu, kırılmalarını ve kolektif hafızasını yeterince tanımıyoruz. İşte ‘Moromeții’ tam da bu noktada büyük önem taşıyor.

MOROMEȚİİ ROMANI NEDEN ÖNEMLİ?

Marin Preda tarafından kaleme alınan bu roman, ilk bakışta sıradan bir köy hikâyesi gibi görünebilir. Oysa Moromeții, Romanya’nın modernleşme sancısını, savaş öncesi kırsal hayatın çözülüşünü ve komünizme geçiş sürecinde köylü toplumunun yaşadığı büyük dönüşümü anlatan devasa bir toplumsal hafıza romanıdır.

Romanın merkezindeki Ilie Moromete karakteri, yalnızca bir aile babası değildir. O, eski Romanya köylü dünyasının bağımsızlık anlayışını, toprağa bağlılığını, sessiz gururunu ve değişen dünyaya karşı duyduğu direnci temsil eder. Onun çocuklarıyla yaşadığı çatışmalar ise aslında bir kuşak çatışmasından çok daha fazlasıdır: eski dünyanın yeni dünya karşısındaki geri çekilişidir.

Moromeții’nin en etkileyici taraflarından biri, Romanya köyünü romantikleştirmemesi. Marin Preda ne geçmişi tamamen yüceltir ne de yeni düzeni sorgusuz biçimde ilerleme olarak sunar. Savaş öncesi köy hayatında: aile dayanışması, toprağa bağlılık, bireysel bağımsızlık vardır; fakat aynı zamanda: yoksulluk, baskıcı aile yapısı, kadınların görünmeyen emeği, çocukların sınırlı hayat seçenekleri de vardır.

Komünizme geçişle birlikte ise köyün sosyal yapısı tamamen değişir. Toprak bireyin kimliğinin bir parçası olmaktan çıkar, devlet köy hayatının merkezine yerleşir, geleneksel aile düzeni çözülmeye başlar. Preda bu dönüşümü propaganda diliyle değil; sofralardaki sessizlik, aile içindeki kırgınlıklar ve insanların giderek yalnızlaşması üzerinden anlatır.

HANGİ TÜRK YAZARLARI HATIRLATIYOR?

Belki de bu yüzden Moromeții yalnızca Romanya’ya ait bir roman gibi okunmaz. Türkiye’den bir okur için de son derece tanıdık hisler taşır. Anadolu’nun köyden şehre göç hikâyeleri, toprağın kaybı, baba otoritesi, eğitim yoluyla başka bir hayata ulaşmaya çalışan gençler, devlet ile birey arasındaki gerilim… Bunların hepsi Türk edebiyatında da güçlü biçimde vardır. Bu yönüyle Moromeții, zaman zaman İnce Memed, Bereketli Topraklar Üzerinde veya Kemal Tahir’in toplum romanlarını hatırlatan bir tarihsel derinlik taşır. Ancak Preda’nın dili daha sessiz, daha içe dönük ve daha trajiktir.

MOROMEȚİİ’Yİ NEDEN OKUMALIYIZ?

Buna rağmen Moromeții’nin Türk edebiyat çevrelerinde hak ettiği ilgiyi gördüğünü söylemek zor. Oysa bu eser yalnızca Romanya edebiyatının değil, bütün Doğu Avrupa’nın en önemli toplum romanlarından biri olarak değerlendirilebilir. Özellikle Romanya’da yaşayan Türk toplumu açısından bu romanı okumak, içinde yaşadığımız toplumun karakterini, tarihsel hafızasını ve sosyal reflekslerini daha iyi anlayabilmek için önemli bir fırsat sunuyor.

Çünkü bazı romanlar yalnızca hikâye anlatmaz. Bazı romanlar bir toplumun nasıl düşündüğünü, neden sessiz kaldığını, neden direndiğini ve neden değiştiğini anlamamıza yardımcı olur.

Moromeții de tam olarak böyle bir roman.