Hoşgörü mesajlarıyla teröre destek olmak!

Türkiye’de son dönemde kamuoyunun yakından tanıdığı simaların eski konuşmalarından oluşan kısa videolar dolaşıyor sosyal medyada. Bu şekilde onlarca paylaşım var, lakin isim zikretmenin anlatmak istediğim mevhum açısından bir faydası olmayacağını düşünüyorum.

Söz konusu videolarda bu tanınmış insanlar sevgiden, hoşgörüden, kardeşlikten ve farklılıklarımızın ayrılık nedeni değil, kültürümüzün rengi olduğundan bahsediyor. Normal şartlarda bu videoların başlık ve spotlarında sevgi ve hoşgörü gibi erdemlerden bahsedilmesi gerekirken; bu sözlerin sahibi insanlar, bu video spotlarında teröre destek olmakla suçlanıyor.

Bunun sebebi, söz konusu mesajların, Türkiye’de son dönemde zinde güçler tarafından şeytanlaştırılan, bilinen adıyla Hizmet Hareketi’nin organizasyonlarında verilmiş olması. Anti parantez bir şey hatırlatayım. Bu organizasyonların yasaklanmasıyla birlikte ülkemizde, sağduyunun sesi giderek kısıldı, fitne çığırtkanlıkları çok yüksek perdeden duyulmaya başlandı.

Dünyanın hiç bir yerinde hoşgörü talebinin sahipleri, teröre destek olmakla suçlanamaz. Bu durumun ülkemizde olması, akıl tutulmasının çok ileri seviyede olduğunu göstermektedir.

Özellikle 15 Temmuz sonrası, darbe bahane edilerek Hizmet gönüllülerine akla hayale gelmeyen zulümler yapıldı. Devlet gücünü kullanan bir çete kanun nizam tanımadı ve mal varlıklarını gasp etti. Buna rağmen zulüm gören insanlar bırakın silah kullanmayı, kolluk kuvvetlerine bir tükürük dahi atmadı. Hukuk içinde kalarak haklarını aramaya devam etti ve ediyorlar.

Yaptığı bütün zulümlere rağmen hizmet ve sempatizanlarını terörize etmeyi başaramayan rejim okumayan, araştırmayan ve sorgulamayan bir kesimin kafasında bir örgüt mevhumesi inşa etmeyi başardı. Troller tarafından başlatılan bu trajikomik paylaşım zincirini bu kesim devam ettiriyor. Dışarıdan bakıldığında ise ortaya “Sevgi mesajlarıyla teröre destek vermek’’ gibi absürt bir durum ortaya çıkıyor maalesef.

İşin başka bir trajikomik yanı ise o programlarda hoşgörü mesajları veren insanlar, ”Kardeşim ben oraya yapılan güzelliklere tanık olmak için gittim, başka bir amacım yoktu.” bile diyemiyor.

Türkiye’de bunlar olurken dünyada hoşgörü meltemleri esmeye devam ediyor. Cemaat mensuplarının Avusturya’da yapılan terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınlarına yaptıkları ziyaretler bu kategoride değerlendirilebilir. Ayrıca Fethullah Gülen’in saldırı sonrası yayınladığı mesaj da, bu hoşgörü ikliminin kendi mecrasını bulana kadar bir şekilde devam edeceğini gösteriyor.

Türkiye’deki kara propagandanın tesiriyle teröristlikle suçlanan bir yapı dünyada, tüm insanlık arasında hoşgörüyü ve diyoloğu tesis etme çalışmalarını sürdürüyor.

Şimdiye kadar Fethullah Gülen’in önderliğinde, Hizmet Hareketi’nin ön ayak olduğu çalışmalardan ve tertip ettiği organizasyonlardan kocaman sözlü, yazılı ve görsel bir külliyat ortaya çıkmıştır. Bu çalışmaların sonunda değişik ülkelerden birçok aydın ve kanaat önderinin İslam medeniyetine ve Türkiye’ye bakışı değişmiştir.

Değişen bakış acılarına şahitlik etmek isteyenler ”Diyalogun Meyveleri” başlıklı videolara bakabilir. Bu güne kadar yayınlanan tüm makale ve sohbetlerinde, şiddetin en küçüğünün bile büyük cürüm olduğunu ifade eden Fethullah Gülen’in felsefesini özetleyen bir cümlesini hatırlatıp yazımıza son verelim. ”Merhamet varlığın ilk mayasıdır. Onsuz, her şey bir bulamaç ve kaostur. Her şey merhametle var olmuş, merhametle varlığını sürdürmekte ve merhametle nizam içindedir.”

Evet bugün bu felsefeye sahip biri ve fikir mimarı olduğu hareket, teröristlikle suçlanıyor. Zaman en güzel tefsircidir ve bütün mevhumeleri yıkar, yok eder.

MEHMET AKBAŞ, BÜKREŞ