Not: Cemiyetimiz Pilavlıdır

Yorum | Levent Kenez

Hatırlarsınız sünnet davetiyelerinin vazgeçilmez ibaresiydi başlıktaki. Halen yazılıyor düğün mahalledeyse. Gerçi şu an mütevazı sünnet düğünleri bile sonradan görmelerin kurbanı oldu ya neyse. “Gelip gelmemek de kararsızsan yemek var, bari onun için gel” anlamına da gelen ifade dün sınır karakolundaki çalgı çengiyi görünce aklıma geliverdi nedense. Gelenlerin hepsi yemek için gelmişler.
Genelkurmay Başkanının göğsünde bir tek “maşallah” eksik. Hani şapkası olsa alıp kaçacak çocuklar. Arkasında selfie çeken askerin kolu kafasına değince rahatsızlığını dile getiriyor, onlarca kamera olduğunu bildiği için sertliği ile tanınan komutan çok da şey etmiyor sonra yine kaldığı yerden aynı yüz ifadesini takıp devam ediyor ortama. Sosyal medyada madara olduğu anlaşılınca gariban askerlere, komutanlarına çıkar fatura. Çıkmıştır hatta zerre şüpheniz olmasın. Halbuki orada tek doğal davranan o askerler.
Devlet başkanları askeri birlikleri ziyaret edince üniforma ya da askeri semboller taşıyan şeyler giyerler. Bunda bir şey yok. Bunun diktatörlükle, sivillikle ilgisi yok. Ama bizimkisine hiç yakışmamış. Kamuflaj diye çuvalı giydirmişler, çavuş gibi forsu iliştirmişler. Yıllarca askerden kaçıp 50’sinde yakalanan kaçaklar vardır ya aynen onlar gibi duruyor. Belli ki kıyafeti hazırlayanlar düşünememiş, kimse de korkusundan “Ya çok komik olmuşsun” da diyemiyor. Başkomutan ama mekanına ünlü gelmiş kebapçı gibi. Muadili diktatörlerin çok afili kıyafetleri var. Ama ileride yıldızlar, madalyalar taktığında giyer onları. Gazilik unvanı verilecekti bir ara artık direk mareşallik unvanı ile başlar.
Askere moral gezisi, eyvallah buna itiraz yok da ne cumhurbaşkanı meşru, ne genelkurmay başkanı meşru, ne yaptığın savaş meşru olunca her şey sakil kaçıyor. Şarkıcısı, oyuncusu, gazetecisi bile bu paçozluk için özel seçilmiş sanki.
Malzeme bu olunca kimi ararsan var. Kadına şiddetin sembolü mü dersin,  dün Şivan Perver’le düet yapıp bugün yaylalar söylemeye hiç girmiyorum. Kimin masasına otursa müşteriyi memnun etmek isteyen konsomatris misali hangi kanala gitse senaryonun yeni patrona göre yazıldığı dizinin yıldızı mı dersin, uyuşturucu ticaretinden yeni çıkanı mı, sesini çıkaranın hapse atıldığı ülkede “daha özgürüz” diyen damadı yeni ihale almış oyuncuyu mu, daha dün engelli şarkı söylerken sahneyi terk eden botoks faciasını mı? Bizim İslamcılara sorsan en hakaretamiz şeyleri söyleyecekleri ama iktidarlarına yanaşınca birden hanımefendi olan paçozları mı? Askere ve ailelerine sövmüş gazetecileri mi? Sayılmayanın hakkı yenmesin ne kadar defolu varsa orada. Bir tanesine bile “Sen de mi?” diyemediğimize göre anlayın işte.
Birçok sporcu gözüme çarptı. En talihsizsizi Beşiktaş olmuş. Galatasaray-Trabzon maç yapıyor, Fener kampta, maçı bitmiş Beşiktaş’a çıkmış piyango. PR avcısı Fikret Orman çocukları alıp gelmiş. “Sayın Cumhurbaşkanım” rekortmeni, Reza’nın gözlerindeki ışığı görmüş Beşiktaş başkanı, stat yapılırken kendisine çıkarılan zorlukları bir gün kitap yapacağını söylüyordu malum yerlere söverek. Bu tür soytarılıkların spor camiasından değişmez palyaçosu Hidayet’i aradı gözüm. Cumhurbaşkanı başdanışmanı, tayinle federasyon başkanı meğer herkesten önce damlamış ortama.
Halkın sanatçısı, halkın sporcusu geçelim bunları. Eskiden çok tartışılan ve nihayet 2002’de kesin kez kaldırılan devlet sanatçısı unvanı zamanında bile bu kadar ayağa düşmemişti hiçbir şey. Her sanatçı ve sporcu elbette istediği partiye destek verir ama diktatörlüklerin olduğu yerde bu o kadar basit değildir. Vatan-millet makyajlı propaganda etkinliklerine gelirsen o rejimin bütün hukuksuzluklarına destek olmuş olursun gelmezsen işlerin bozulur, başın derde girer ama saygınlığın olur. Vicdanla cüzdan arası bir meseledir yani. Gitmeyene çok saygı duyarım giden zaten kendi boynuna tasmayı takmıştır. Hafızalar zayıftır yarın öbür gün unutulur her şey. Bugün gidenlere tukaka yapanların bazılarının Kenan Evren’le benzer pozları olduğunu not düşelim de kimse kolayca elini yıkayıp çıkamasın. Ama dünkü ekibin tıynetleri gereği yavşaya yavşaya, koşa koşa gitmiş olduğundan da şüpheniz olmasın.
Gelelim dünkü mide bulandırıcı müsamerenin en talihsiz figüranlarına. Gariban askerlere. Başkalarının iktidar hırsı yüzünden, vatan savunması diye paketlenen kirli savaşta hissesine ölmek, öldürmek düşen zavallılara. Ne acı değil mi çocuklar, ölseniz de malzemesiniz eğlenseniz de. Zaten biliyorsunuzdur da ben tekrar edeyim kimse sizin için gelmedi oraya. Hiç birinin de zerre umurunda değilsiniz. Bugün senin omuzuna elini koyan yarın tabutuna elini koyacak. Bir sürü vatan-millet-Sakarya edebiyatı konuşulacak arkandan. Beraber fotoğraf çekildiğin kimsenin çocuğu senin askerlik yaptığın yerde de askerlik yapmayacak. Birçoğu askere bile gitmeyecek. Sen hayattayken kapını çalmayalar sen ölünce bir-iki gün gelip gidecek baba evine. Şov amaçlı hediyeler verecekler ailene. Bitmiş onlarca evi olan müteahhit yeni yaptığı siteden maket gösterecek ailene. Kim bilir belki borcundan dolayı haciz bile gelir. Bedelli askerlik çıksın diye 2000 tweet atan adam arkandan şehidimiz diye yazacak, savaş karşıtlarına ana-avrat küfür edecek. Son tahlilde ateş düştüğü yeri yakacak. Kimse itiraz etmediği için sen gideceksin bir başkası gelecek.  “Analar F-16 doğurmuyor” diyen adamlar karar verecek hayatına.
İnşallah dünkü panayır size moral olmuştur. Gelenleri, gidenleri salla. İnşallah sağ salim evinize anne, babanıza, sevdiklerinize kavuşursunuz. Sizlerin acı haberleri düşmesin ajanslara.
(TR724)