Sermaye Göçü+Beyin Göçü=İflas

[Haber-Analiz: Semih Ardıç]

Hukukî teminatın olmadığı yerde ne para ne de nitelikli beşerî sermaye kalır. Türkiye’yi terk eden dolar milyonerlerinin sayısı 2016’da 6 kat birden arttı. 6 bin dolar milyoneri Avustralya, ABD ve Kanada başta olmak üzere farklı memleketlere kaçtı. Sebebi herkesçe malum: Türkiye’de kendilerini emniyette hissetmiyorlar, sermayelerini güvenli limanlara taşıyorlar.
Kendi ülkesinden benzer saiklerle kaçan milyonerler artışının dünya ortalaması yüzde 28 iken Türkiye’de yüzde 500! Başka bir ülkeye göç eden 82 bin dolar milyonerinin neredeyse yüzde 10’u Türkiye mahreçli. 2015’te de bin milyoner gelecek planlarını farklı coğrafyalarda tatbik etmeye karar vermişti. Sermaye göçünde beşinci sıradayız.
Sermaye göçü raporunu hazırlayan New World Wealth’in uzmanları, Türkiye’den milyoner göçünün sebeplerini şöyle sıralıyor: Sürekli kriz durumu, askerî darbe teşebbüsü, ekonomik yavaşlama, para birimi TL’de hızlı değer kaybı, çok sayıda bombalı terör saldırısı ve Rus büyükelçisinin öldürülmesi. Belirsizlik sermaye için en ciddi tehdittir. Maddi gücü de elinde tutan zenginlerin belirsizliğin geçmesini beklemeye tahammülü yoktur.
69 TRİLYON DOLARLIK PASTA
sermaye spotSermaye kıtlığı çeken Türkiye böyle bir göçün altından kalkamaz. Geçen sene Birleşik Arap Emirlikleri bile farklı milliyetten 5 bin milyonerin yeni adresi oldu. Türkiye milyoner çekemediği gibi daha evvel gelmiş olanların yanı sıra kendi zenginlerini de biner biner kaybediyor. Dünyada 13,6 milyon dolar milyoneri var. Bunların serveti 69 trilyon dolar. Türkiye’nin yolsuzluk ve yasaklarla beraber telaffuz edilmeye başlandığı 2013’ten beri bu pastadan pay almak hayal oldu. Bu yetmezmiş gibi can ve mal emniyetinden endişeye düşen milyonerlerin göçü hızlandı.
Murat Ülker’in bütün şirketleri Londra/İngiltere’de faaliyete geçirdiği Pladis çatısı altında toplaması, Ferit Şahenk’in Garanti Bankası gibi en büyük özel bankayı İspanyol ortağı BBVA’ya devretmesi, Hamdi Akın’ın şirketlerin satışı için Morgan Stanley, Goldman Sachs, Credit Suisse Group ve Deutsche Bank ile görüşmeye başlaması TÜSİAD camiasındaki hareketliliğin suyun üzerinde kalan kısmı.
Bu kare, POAŞ davasında polis marifeti ile mahkemeye getirilmesine karar verilen Aydın Doğan’ın Londra’da gezerken gizli çekilmiş fotoğraflarıyla birleştirildiğinde sermayenin içine düştüğü çaresizlik ve panik daha berrak görülebilir. Hukuk askıda olunca iktidarın bir dediğini iki edenlere tek yol kalıyor. O da Türkiye’den kaçıp gitmek.
BEYAZ TÜRKLERİN B PLANI: KOMŞUDA EV AL!
Türkiye’nin kayıpları milyonerlerle mahdut değil. Birkaç yüz bin Euro nakdi olanlar ABD, Kanada ve Yunanistan’da gayrimenkul alıyor. Bu temayül karanlık darbe teşebbüsünün yaşandığı 15 Temmuz 2016’dan sonra hızlandı. Yunanistan 250 bin Euro ve fevkinde kıymete sahip gayrimenkul alanların aile fertlerine ikamet (oturma) müsaadesi veriyor. Talep o kadar fazla ki doğrudan Türkiye’deki gayrimenkul yatırımcısına hitap eden internet sitelerinin sayısı çoğaldı. Bu sitelerin bazıları TL üzerinden fiyat bile veriyor.
Yunanistan’ın başşehri Atina’da dairelerin fiyat aralığı 250 bin Euro ile 300 bin Euro arasında değişiyor. Atina şehir merkezine yakın, deniz manzaralı, 122 metrekarelik bir daire 297 bin Euro’dan satılırken, yine Atina’da 115 metrekare 2+1 ve 25 metrekarelik terası bulunan başka bir dairenin fiyatı ise 275 bin Euro. Amaliada kasabasından 35 dönüm arsa üzerinde kurulan bir villaya 3.5 milyon Euro isteniyor.
Bahse konu evler şimdilik yatırım maksatlı alınmış gibi görünse de fevkalade bir hadiseden sonra sığınılacak bir liman olarak kullanılacak. ‘Beyaz Türklerin B planı’ olarak konuşulan bu işlemler Türkiye’nin kayıp hanesine yazılıyor. Muhtemelen 16 Nisan’da referandum sandığından ‘partili cumhurbaşkanlığı’na ‘evet’ neticesi çıkarsa TÜSİAD üyelerinden bazıları Yunanistan başta olmak üzere ikamet izni aldıkları diğer AB memleketlerine taşınacak. Amerika ve Kanada da göç edilecek diğer adresler…
BEYİN GÖÇÜ DAHA EVVEL BAŞLAMIŞTI
Sermaye göçü, muvakkat bir mevsim gibi görünmüyor. Seneden seneye artan ve kalıcı hale gelen bir temayül. Diğer taraftan Keyfî Hükümet Kararnamesi (KHK) ile 7 ayda 115 bin kişi kamudan ihraç edildi. Maalesef OHAL rejimi sürdüğü müddetçe yeni ihraç listeleri gelecek. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın itiraf ettiği gibi ‘aileleri ile beraber 500 binden fazla kişi suçlu oldukları için değil hükümet öyle istediği için’ açlığa mahkum edildi.
Türkiye semasını kaplayan kara bulutlardan endişe edenlerin göçü son birkaç senede hızlanmıştı. 2013, 2014 ve 2015’te Türkiye dışına binlerce nitelikli insan çıktı. Bu şekilde gidenlerin dikkat çekici bir yanı var. Hepsi 2005’ten sonra Türkiye’ye vefa borcunu ödemek gayesi ile gelmişti. Amma velakin hizmetlerinin karşılığı fişlenmek, tek delil gösterilmeden vatan haini ilan edilmek ve işsiz bırakılmak oldu. Türk Telekom, THY ve TÜBİTAK’ı ayakta tutan kadrolar boşaltıldı. Gidenlerin yerine liyakati olup olmadığına bakılmaksızın AKP referanslı kişiler alındı. Netice AKP’nin bile inkâr edemeyeceği kadar objektif: Kârlı şirketler zarar rekoru kırıyor. Ekonomi küçülüyor. İşsizlik ve enflasyon tırmanıyor.
SOKAĞIN SESSİZLİĞİ DE NABIZDIR
Sermaye göçü+beyin göçü=İFLAS. Dünyanın her yerinde hemen hemen aynı neticeyi veren bu formülün devamında iktidarın halk desteğini tamamen kaybetmesi ve hataların hesabının sorulması faslı var ki orası zannedildiğin aksine çok bilinmeyenli bir denklem değildir. Halkın sandıkta hızlı netice veren bir hesap metodu vardır. Formülün devamındaki hesap tarihinin ne olacağı sokağın nabzına bakılarak anlaşılabilir.
Sokağın derin sükût hali de bir nevi nabızdır. İktidar için çok mesajları ihtiva eder. İhmale gelmez.