Türkiye, Suriye Olur Mu?

[Haber-Analiz: Sefer Can]

AKP’nin derin devlet tarafından sıkıştırıldığı günlerin gözde konularından biri ‘Türkiye Malezya olur mu?’ tartışmasıydı. 367 saçmalığı ile cumhurbaşkanlığı seçiminin kilitlendiği 2007 yılında Hürriyet başını çektiği grup, bu iddiayla epey dövmüştü AKP’yi. Gazeteciler yememiş içmemiş Newyorkta buldukları Malezya başbakanına bile sormuştu konuyu. Adamcağız da ekonomik gelişmişliği kastettiklerini sanarak ‘uğraşırsanız neden olmasın’ anlamında cevaplar vermişti. Halbuki kast edilen İslamcı siyasetin devlete hakim olmasıydı. O günler ve Malezya İslamcılığı çok geride kaldı. Günün tartışması Türkiye Suriye olur mu?
Bu sorunun cevabını da daha önce aramıştık. Hafız Esed’in bir askeri darbeyle kurduğu Baas türü bir devlet ihtimalinden bahsedilirdi. Silahlı güçlerin ve istihbarat örgütünün yönettiği bir ülkeydi kastedilen. Şimdi Suriyeleşme riski hiç olmadığı kadar var. Hem de bütün kötü hallerinin toplamından söz ediyoruz. Esed darbesi öncesindeki istikrarsızlık ve çatışma hali ülkenin üzerinde karabulut gibi dolaşıyor. Esed’den önce de despotik darbe yönetimleri vardı ancak çatışmaları durduramamıştı. Bize de çözüm diye dayatılan Suriye’yedeki despotik, tek adam rejimi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan şu anda darbeden bile daha fazla Gezi benzeri toplumsal hareketlenmeden korkuyor. Ekonomik krizin tetikleyebileceği toplumsal hoşnutsuzluk ve bunu dışa vurumunu önlemenin yegane yolu demir yumruk. Erdoğan kendisini ömür boyu Başkan yapacak ve sonrasında da ailesinden birilerini iş başına getirecek anayasa için acele ediyor. Durduğu zeminin altından kayma ihtimalinden panikliyor.
YENİ DARBE İHTİMALİ
Son günlerde emekli albay Ahmet Zeki Üçok ve Doğu Perinçek’in başını çektiği yeni darbe söylemi gündeme oturdu. Söz konusu senaryoyu ekibin parçalarından emekli albay Hasan Atila Uğur da iki ay önce dillendirdi. Fakat Erdoğan henüz hazır olmadığından itibar etmediler ve susturuldu. Şimdi ona göre daha muteber sayılabilecek bir adam’ Üçok söylüyor. Bunu ‘Ergenekon Darbe yapacak, zemin yokluyor’ şeklinde yorumlayanlara katılmıyorum. Tabir yerindeyse ‘ısıracak köpek havlamaz’; hazır olun darbe yapacağız demez. Üçok, zaten sosyal medyadaki sözlerine açıklık getirdi. Darbeyi ABD’nin ve kontrolündeki subayların yapacağını ileri sürdü. Büyük tehdit ise FETÖcü diye yaftaladıklarının dışarı çıkması. NATO’dan yolu geçmiş bütün komutanlar içerideyken ABD darbe yapacakmış. Saçma ötesi. Belli ki Erdoğan iki ay öncesine göre daha hazırlıklı ve demokratik düzene son darbeyi indirmenin planını yapıyor. Anayasa değişikliği ile oldu oldu, yoksa Erdoğan’ın B planı Esed gibi gelmek. MHP lideri Devlet Bahçeli, şimdi bundan da Polyannaca bir sonuç çıkarıp ‘kaçınılmazsa kendimiz teslim olalım’ sonucu çıkarabilir. Ama kazın ayağı öyle değil; zira Erdoğan’ın durma noktası yok. Bütün muhalifleri içeri tıkamadan kendini güvende hissetmeyecek.
BİZ GİDEMEDİK SURİYE GELDİ
Başta söyledik bizim riskimiz daha büyük zira Suriye’de 60 yıla sığan olaylar bize aynı pakette gelecek. Despotik tek adam rejiminin yanında 2016 model bir Suriye’miz olabilir. Bu basiretsizlikle devam edilirse iç savaş çok uzak değil. Bir yandan PKK’nın alçakça saldırıları Kürt düşmanlığı için kullanılıyor. Bu güne kadar Türklere ve barışa en yakın mesajlar veren Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk gibi siyasetçiler tutuklandı. Binlerce partili hapishanede, parti binaları yakılıyor. Tabanı teskin edebilecek isimlerin hapishanede olması rastgele bir olay değil. Ateşe su dökmeleri bu yolla engelleniyor. O yangın yetmiyormuş gibi bir de Halep üzerinden Alevi düşmanlığı yapılıyor. Rusya’nın Esed rejimine olan desteği özenle gözden kaybediliyor. Sadece İran ve Suriye rejimi ‘Alevi’ vurgusuyla suçlanıyor. Mesajı tam alamamışlar için de “bütün Alevilerin suçlu olduğu” yönünde kampanya sürüyor. İslamcı kisvesine bürünmüş teröristlerin Alevi vatandaşlarımıza dönük eylem yapması adına kırmızı dipli mum göndermedikleri kaldı.
Erdoğan Rus ruleti oynuyor ama silahı ülkenin başına dayayarak tetiğe basıyor. Son kez tetiğe aşıldığında iş işten geçmiş olacak!