Erdoğan’ın Sırdaşı Polisler: ‘İfadelerimiz Ilaç Verilerek Alındı; Ne Gülen’ı, Tüm Talimatları Erdoğan Verdi’

15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanan iki eski Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Lokman Kırcılı ve Gürsel Aktepe, mahkemede önemli iddialarda bulundu. Aynı zamanda VİP dinleme davasının sanıkları arasında yer alan iki emniyet müdürü, önceki gün bu davanın duruşmasında, “Gözaltında bize ilaç verildi. İfadelerimiz ilaçla alındı. Ağır işkence gördük.” şeklinde ifşaatlarda bulundu.

SEGBİS sistemi ile mahkemeye görüntülü bağlanan müdürler, suçlamaları reddetti. Daha önce Gürsel Aktepe’nin itirafçı olduğu ve darbe emrinin Fethullah Gülen’den geldiğini söylediği iddia edilmişti. İkili, ifadelerini reddetti. Ayrıca Lokman Kırcılı, başta VİP dinlemeler olmak üzere bütün talimatların dönemin başbakanı R. Tayyip Erdoğan’dan geldiğini söyledi. Bir dönem Erdoğan’ın hemen her gün görüştüğü Kırcılı, AKP iktidarının bütün sırlarına vakıf.

15 TEMMUZDA GÖZALTI!

Kırcılı ve Aktepe, 15 Temmuz sabahı Ankara’da gözaltına alınmıştı. Görevden ihraç edilen ve haklarında yakalama kararı bulunan iki eski müdürün, darbe sabahı İstihbarat Daire Başkanlığı kapısına geldiği, “Biz burayı devralmaya geldik” dedikleri ve orada gözaltına alındıkları öne sürülmüştü. Ancak bunun gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Kırcılı ve Aktepe, mahkemedeki ifadelerinde, “Emniyete 2 kilometre mesafede gözaltına alındık” dedi. Bu da 15 Temmuz’a dair soru işaretlerine bir yenisini daha ekledi. Aylardır aranan iki eski istihbaratçı, o sabah emniyete 2 kilometre mesafede ne yapıyordu? Birileri onları tuzağa mı çekmişti? Polisler, o sabahki kargaşa ve kaos ortamı içerisinde, kendilerine 2 kilometre ötedeki iki eski müdürü nasıl farketti ve nasıl gözaltına aldı? Birileri Kırcılı ve Aktepe’yi o noktaya çekmiş, emniyete de haber mi vermişti? Çünkü darbeyi cemaatin yaptığı tezini savunanların ortaya koyduğu argümanlardan biri, Kırcılı ve Aktepe’nin o sabah İstihbarat Dairesi’ne geldikleri iddiasıydı. Kamuoyunun ikna edimesinde bu iddialar etkili oldu. Şimdi iki deneyimli emniyet müdürünün yaptığı açıklamalar bu açıdan da önemli.

Avukat Kemal Şimşek de dün şahsi twitter hesabından bu bilgileri paylaştı. Şimşek, “İstihbarat Daire Başkanlığınca gözaltına alınan ve haftalarca sorguda tutulan bu iki polis müdürü mahkemede konuştu. İDB (İstihbarat Daire Başkanlığı), iki müdürün Daire içerisinde yakalandığını iddia etmişti. Halbuki iki müdür de ifadesinde İDB’ye 2 km mesafedeyken bizi gözaltı yapıp sorguya çektiler dedi. İDB, adli bir kolluk değil. Fakat iki müdürün gizli bir odada haftalarca sorguda kaldığı anlaşılıyor. Erdoğan’ın eski sırdaşı olan müdürler, ifadelerinde kendilerine ağır işkenceler yapıldığını ve ilaç verildiğini söylemişler. İşkence o kadar ileri gitmiş ki, cezaevine gittikten haftalar sonra bilinçlerini toparlamışlar. Bu da aslında verilen ilaç veya kimyasalın ne kadar ağır olduğunu gösteriyor.” diye yazdı. Ardından, “Peki bu işkencelerle ve verilen ilaçlarla ne amaçlanmış olabilir? Sahip oldukları sırları unutmaları mı? Onları bilinçsiz ifadelerle itibarsızlaştırma mı? Yoksa bir çok sırra vakıf bu isimlerin ortadan kaldırılması mı?” sorularını yönelten Şimşek, “İnsaf sahibi kamuoyu bu iki müdürün ifadelerini ve daha önemlisi can güvenliklerini yakından takip etmeli” diye seslendi.

TALİMATLAR ERDOĞAN’DAN

Lokman Kırcılı’nın, “Her şeyi Erdoğan’ın talimatıyla yaptım” itirafı da önemli. Daha önce Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer de aynı adresi işaret etmiş ve talimatların hep Erdoğan’dan geldiğini açıklamıştı. Avukat Kemal Şimşek, dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak’ın, “Erdoğan o dönem benimle değil, doğrudan Haber Alma Müdürü Lokman Kırcılı ile görüşürdü” dediğini aktardı. Bir zamanlar Erdoğan’ın sırlarını paylaştığı isimlerin 15 Temmuz gecesi apar topar ‘toplandığına’ dikkat çeken Şimşek, “Bir nevi itibarsızlaştırma operasyonuyla Erdoğan, kendi hakkında bir şeyleri ortaya çıkaracak kişileri egale etti. Kırcılı, Erdoğan’ın en mahrem sırlarını paylaştığı ekibinden bir isim. Bu talimatları eski İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak da doğruluyor. Belki de o gece apar topar gözaltı kararı verilmesi ve 1 ay boyunca gün yüzü gösterilmemesinin nedeni de bu. “ dedi.