Darbe Planları Bir Bir AKP Eliyle Uygulandı!

Türkiye’de muhalif kesim için adil yargılanma, mülkiyet hakkı ve diğer tüm anasayasal güvenceler ortadan kalkmış durumda. 17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra başlayan ve giderek derinleşen zulüm metotları yeni değil.
Her biri daha önce 12 Eylül, 28 Şubat gibi darbe dönemleri ile Ergenekon ve Balyoz darbe planlarında fiili olarak uygulanmış yöntemler. Eski darbelerde medya birinci hedefti. Şimdi ise hemen her gün yeni bir medya organına el konuyor.
Akademisyenler darbe dönemlerindeki gibi sürgün, hapis ve işsizlik kıskacında. İktidarın güdümündeki yargı darbe dönemlerinin adaletini dahi aratır oldu. Algı operasyonları, terör sarmalındaki siyaset, sermaye ve STK’lara yönelik baskılar darbe dönemlerinin kopya süreçlerinden ibaret…
Darbe ve sıkı yönetimdönemlerinde toplumun bir kısmı hain ilan edilirken yaşanan sürecin tartışılmasını engellemek için belli bir tarafta da kaos oluşturuldu. Halk yaşanan hukuksuzlukları tartışmak yerine yapay kaosa odaklandırılıp korku imparatorluğu meydana getirildi. 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat süreci, 2002’den bu yana gündeme gelen darbe ve kaos planlarında aynı yol izlendi. 17/25 Aralık süreci ise söz konusu dönemlerin adeta sentezi oldu.
Darbecilerin ilk hedefi daima medya olmuştur. 17 Aralık’tan sonraki süreçte de güç sahiplerinin ilk hedeflerinden biri medya oldu. Kamuoyu algısı bakımından büyük önem taşıyan üniversitelere de operasyonlar yapıldı. Yine her darbecinin en büyük hedefi olan iş dünyasına da müdahale edildi. Türkiye’nin en başarılı holdingleri terör suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Kaos ortamı ve kutuplaşma da her dönemin en büyük silahı olarak kullanıldı.
Darbe dönemlerinde kullanılan Alevi-Sünni, Türk-Kürt gerilimi toplum sürekli kutuplaştırılarak hep taze tutuldu. Son süreçte doğuda yaşanan gelişmeler olağanüstü dönemleri geride bıraktı. Tanklar sokağa çıktı, kısa sürede 340 şehit geldi. Darbe dönemlerinin en çok konuşulan mekanizması ise yargı oldu. 27 mayıs darbesinden bugüne yaşanan kritik süreçlerde görevdeki yargıçlar hukukun değil gücün sesini dinledi.
BİRİNCİ HEDEF MEDYA
Darbecilerin en büyük ve ilk hedefi kamuoyunu istenilen şekilde yönlendirmek için daima medya oldu. Yaşanan süreçte en büyük darbe medyaya yapıldı. Medyayı ele geçiren güç sahipleri açısından kitleye istediği enformasyonu empoze etmek için televizyon ve gazeteler çok büyük önem arz ediyor.
12 EYLÜL: Özgür yayıncılık bitti. Sansür ve otosansür başladı. Darbecilerin istemediği hiçbir yazı ve haber gazetelere girmiyordu.

BASIN ELE GEÇİRİLMELİ
28 ŞUBAT SÜRECİ: Medya mensuplarına brifing verildi. Askerden brifing alan gazeteciler haberi, ‘Ordudan son uyarı: Gerekirse silah bile kullanırız’ şeklinde verdi.
İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI: Basın ve yayın organlarıyla irticai grupların iç yüzünü gösteren propaganda çalışmalarının planlı bir şekilde yürütüldüğü belirtildi. Kara propaganda haberleri yaptırıldı.
KAFES EYLEM PLANI: Darbeye giden yolu döşemek için medya ve internet sitelerinin aktif bir şekilde kullanılması gerektiği belirtiliyor. Azınlıkları hedef gösteren haberler ve yayınlara yoğun bir şekilde ağırlık verilmesi istendi.
GAZETECİLER YANDAŞ YAPILACAK
BALBAY GÜNLÜKLERİ: Orgeneral Aytaç Yalman’ın, “Medyanın kesin adam edilmesi lazım. Burada iş birliği yapmamız lazım” dediği ve Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, “Sayın Balbay, bu medya yapısıyla bugün darbe yapılır mı? Yapılmaz. Bugün medyayı arkanıza almadıktan sonra bir şey yapamazsınız” ifadelerini kullandığı iddia edildi.
DARBE PLANI LAHİKA: “Basın mensupları ve medya kanalları düzenli temaslarla yönlendirilecek ve yandaş kılınacak.”
ERGENEKON YENİDEN YAPILANMA PROJESİ: “Ergenekon’un medya kuruluşlarını kontrol etmesinin yanı sıra kendi medya kuruluşlarını da oluşturması zorunludur.”
BALYOZ DARBE PLANI: Darbe sürecinde 137 gazeteciyle iş birliği yapılacak, 36 gazeteci tutuklanacak.
GAZETELERE KAYYIM
17/25 ARALIK SÜRECİ: İktidar tarafından beslenen ‘havuz’ medyası oluşturuldu. 17 Aralık’tan sonra hızla büyüyen havuz medyası kayıtsız şartsız iktidarı desteklerken muhalif olan her kesimi ihanetle suçlayarak algı operasyonunun ana karargahı oldu.
Muhalif yayın yapan gazete ve televizyonlar soyut iddialar gerekçe gösterilerek yok edilmek istendi. Samanyolu TV ve bünyesindeki on üç kanal, Kanaltürk TV, Bugün TV, Bengitürk TV, İMÇ TV uydudan indirildi. Aksiyon dergisi, Bugün, Zaman, Todays Zaman gazetelerine ve Cihan Haber Ajansı’na kayyım atandı. Cumhuriyet ve Sözcü gazetelerine de el konacağı iddia edildi.
Kamuoyu oluşturmak ve itibar suikasti yapmak için siyasi iktidar 6 bin kişiden oluşan sanal dünya için bir ekip kurdu. Kamuoyunda aktroller ve troliçeler olarak bilinen bu ekip kara propaganda ve yıldırma görevi üstlendi.
AKADEMİYE KELEPÇE
Akademi dünyası, her olağanüstü dönemde gücü elinde bulunduranların hedefi oldu. Akademisyenler ve öğrencilere yönelik sert müdahalaler yapıldı.
27 MAYIS DARBESİ: Darbenin ardından ‘tembel, yeteneksiz ve reform karşıtı’ oldukları gerekçesiyle 1402 öğretim üyesi görevden alındı.
12 EYLÜL DARBESİ: Üniversite yönetimleri darbecilerin kontrolüne girdi, farklı düşünenler üniversitelerden atıldı. 28 ŞUBAT: İstanbul Üniversitesi’nde ‘ikna odaları’ kuruldu. Fişlenen akademisyenler görevden alındı.
2004 MGK KARARI: “Fethullah Gülen grubunun faaliyetlerine karşı alınması gereken tedbirler” başlığıyla MGK’da alınan kararda, “Ağır yaptırımlar için eylem planı hazırlanmalıdır” ifadeleri kullanılmıştı. Kararda “Nurculuk Faaliyetleri ve Fethullah Gülen grubuna” ait kurumların faaliyetlerinin engellenmesi için, “Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır, eylem planı hazırlanmalıdır” ifadeleri kullanıldı.
SARIKIZ DARBE PLANI: Özden Örnek’in günlüklerinde, “Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık” ifadeleri yer aldı.

1128 AKADEMİSYEN ‘HAİN’ İLAN EDİLDİ
17/25 ARALIK SÜRECİ: Üniversitelerde farklı bakış açıları sunan, eleştirel makaleler kaleme alan ya da görüş açıklayan akademisyenler tasfiye edildi. Prof. Dr. Sedat Laçiner rektörlük seçimini kazanmasına rağmen rektörlük verilmedi. Köşe yazdığı gazete, TV ve internet sitelerindeki analizlerine son verildi. “Medyanın özgür olmadığı bir ortamda demokrasiden söz edilemez” diye tweet attığı için Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, TRT’deki programından atıldı. Melikşah Üniversitesi polis tarafından basıldı. Barış bildirisine imza atan 1128 akademisyen hain ilan edildi, imzasını çekmeyenler hakkında 301. Madde’den soruşturma başlatılan akademisyenlerin sabah erken saatlerde evleri TEM polisleri tarafından basılarak gözaltına alındı, bir kısmı görevlerinden atıldı. Cemaat’e yakın üniversitelere kayyım atanması yönünde çalışmalar başlatıldı. Yaşanan süreçte Cemaat’e yakın dershaneler kapatılırken özel okullara kayyım atandı.
2004 MGK ADIM ADIM UYGULANIYOR
2004 Mayıs ayında MGK’da alınan kararlar özellikle son iki yıl içinde adım adım hayata geçirildi.
MGK kararına göre Cemaat’in yurt dışı ve yurt içindeki okulları takip edilecekti. Kararda Gülen cemaatine ait kurumlar için “Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır” deniyor. Proje mahkemeler Sulh Ceza Hakimlikleri devreye sokuldu. 17-25 Aralık sürecinden sonra Cemaat’e ait okul, dershane, vakıf, medya yasal kılıfa sokularak terör suçu kapsamında müdahale edildi. Kararda ayrıca Cemaat’e bağışta bulunan esnaf ve iş adamlarına yönelik de tedbirler yer alıyor. Yaşanan süreçte iş adamlarına terörden soruşturma açıldı. Onlarca kişi bağış ve burs verdikleri için gözaltına alındı.
SERMAYE VE MÜLKİYET HAKKINA İMHA
Yaşanan kaos ortamlarından iş dünyası da derinden etkilendi. Sağladıkları istihdamlarla ülkeye hem ekonomik destek hem de iş gücüyle ciddi katkı sağlayan iş adamları güç odaklarının hedefinde oldu.

ERGENEKON: Gücü elde etmek isteyen darbeciler, üretim tesislerine, ticari holdinglere ve bankalara ihtiyacı olduğunu belirtip bu kaynaklara sahip olmaları gerektiğine dikkat çekti.
YARGI MENSUPLARINA BRİFİNG
ELDİVEN DARBE PLANI: İhaleleri paylaşma ve Merkez Bankası’na hakim olmak gerektiği belirtiliyordu.
DARBE GÜNLÜKLERİ: “Basın, TÜSİAD, sermaye sahiplerini etrafımıza çekmeye çalışalım. Doğal müttefikimiz sendikalar ve üniversitelerdir. Bu kurumlar bizden işaret beklemektedir” deniliyordu.
ERGENEKON LOBİ: “Öncelikle ticari şirketler aracılığı ile ekonomik güç kazanmak ardından kuracağı vakıflar ile ekonomik gücünü artırma çalışmalarına yönelmelidir” değerlendirmesi yapıldı.
28 ŞUBAT DARBESİ: Anadolu sermayesine baskınlar yapıldı, iş adamları tutuklandı. Fişlenen esnaf, vergi teftişleriyle yok edilmeye çalışıldı.
12 EYLÜL DARBESİ: Asker ve medya el birliğiyle, hedef iş adamları yok edildi. Türkiye’nin en eski ve büyük tekstil firmalarından biri olan Mensucat Santral’ın sahibi Halil Bezmen yazdığı kitabında şirketlerinin 12 Eylül’den itibaren erimeye başladığını, 28 Şubat post-modern darbe döneminde ise tamamen yok olduğunu anlattı.
SORUŞTURMA FURYASI
17 ARALIK SÜRECİ: Naksan Holding, Boydak Grubu, Kaynak Kültür Yayın Grubu ve Koza İpek’e baskın yapıldı. Sesli tekstilin sahibi Hazım Sesli tutuklandı. Onlarca şirkete kayyım yoluyla el konuldu. Doğan Grubu’na terör soruşturması açıldı. Doğan Holding’e ve Koç Grubu’na ağır cezalar kesildi. Boyner Holding tehdit edildi.
TOPLUMDA PARANOYA OLUŞTURMAK
28 Şubat sürecinde irtica başlığıyla başörtüsü, sarık cüppe haberleri, okullarda namaz görüntüleri, oruç tutmayanlara baskı yapıldığı yönünde haberler, 12 Eylül’de komünizm tehlikesi, 17 Aralık sonrasında ise ‘paralel’ paranoyası devreye sokuldu. Paralel diye adlandırılan Cemaat’e yakın isimlerin vatana ihanet ettikleri propagandası yapıldı. Cemaate yakın kurumlarla ilişkileri olanların terör örgütünden yargılanacağı belirtildi.
SULH CEZALAR CUNTA MAHKEMELERİNİ ARATMIYOR
Özel dönemlerin mahkemeleri de hep ‘özel’ oldu. Yapılan hukuksuzluk bir şekilde vatana ihanetle perdelenmek istendi.
LAHİKA EYLEM PLANI: Darbenin ardından üst yargı organı başkanlarının TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanacağı belirtildi.
STADYUM HAYALİ GERÇEK OLDU
BALYOZ DARBE PLANI: Plana göre 150 bürokrat tutuklanacak, 23 vali ile sekiz yüksek yargıç ve hakim tasfiye edilecek, kritik görevlere 45 ‘asker’ atanacaktı. 116 Yargıtay üyesi fişlendi. Yargıtay üyelerinin adlarının karşısına “olumlu” veya “olumsuz” ibareleri taşıyan notlar düşülmüştü.
Balyoz Darbe Planı’nda gözaltına alınanların stadlarda toplanması öngörülüyordu. 17 Aralık sürecinde bu gerçekleşti. Çanakkale’de gözaltına alınanlar spor salonunda bekletildi.
28 ŞUBAT SÜRECİ: Genelkurmay Başkanlığı 10 Mayıs 1997’de yargı mensuplarına irtica brifingi verdi. Brifinge Anayasa Mahkemesi Başkanı dahil 400’den fazla üst düzey yargı mensubu katıldı. Orgeneral Çevik Bir imzalı yazılarla önce Cumhuriyet savcısına talimat veriliyor, daha sonra talimatın gere- ğinin yapılıp yapılmadığı hususunda bilgi verilmesi isteniyordu.
28 Şubat darbesinde hükümet memur ihracını kolaylaştıran bir kararname çıkarmak istedi. Ancak, Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edildi. Darbecilerin bu emeli kumpas sürecinde gerçekleşti. Memuriyet ve iş hakkı güvencesi sıfırlandı.
12 EYLÜL DARBESİ: 650 bin kişi gözaltına alındı. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi. 27 MAYIS DARBESİ: Darbeden sonra özel mahkemeler kuruldu. Cunta hükümeti Danıştay’ın yanı sıra, Yargıtay’ın altıda birini ve 520 hakimi tasfiye etti. Darbe Anayasasıyla kurulan Anayasa Mahkemesi, Yassıada yargıçlarından oluştu.
SİZİ BURAYA TIKAN GÜÇ BÖYLE İSTİYOR
17 ARALIK SÜRECİ: Hükümete yakın Yargıda Birlik Derneği’nin Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nda seçimleri kazanmasıyla birlikte binlerce hakim ve savcının yeri değiştirildi. 49 hakim ve savcı meslekten ihraç edilirken 4 savcı ve 3 hakim verdikleri kararlardan dolayı tutuklandı. 4 savcı hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildi. Yolsuzluk savcıları meslekten ihraç edildi. Silah yüklü tırları durduran Adana eski Cumhuriyet Başsavcısı Süleyman Bağrıyanık, savcılar Özcan Şişman, Aziz Takçı ve Ahmet Karaca tutuklandı. Hakimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer verdikleri karardan dolayı tutuklandı. İstenilen kararları vermeyen onlarca hakim ve savcı sürüldü.
İktidar tarafından ‘proje mahkemeler’ olarak nitelendirilen Sulh Ceza Hakimlikleri, hukukçuları şaşırtan kararlara imza attı. Dizi senaryosundan Gazeteci Hidayet Karaca tutuklanırken, attığı bir tweetten gazeteci Sedef Kabaş gözaltına alındı. Can Dündar ve Erdem Gül haber nedeniyle tutuklandı. Today’s Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş attığı twittler, Gültekin Avcı ise köşe yazıları sebebiyle tutuklandı. Gültekin Avcı telekonferans yöntemiyle hakim karşısına çıktı. Hakime, “Gördüğünüz gibi ortada bir suç yok, beni sertbest bırakmanız gerekir” diyen Avcı’ya hakim, “Acelen ne, ileride suçun bulunur” dedi. Bu diyalog Yassıada hakimi Salim Başol’un, “Sizi içeri tıkan güç böyle istiyor” sözlerini hatırlattı.
SİVİL TOPLUMA HÜCUM
Kamuoyu etkileme açısından STK’ların da ciddi önem arz ettiğini bilen güç sahipleri kamuoyu algısı için STK’ları kendi etrafında toplamak ve desteklendiğini göstermek için kullandı.
BALYOZ DARBE PLANI: Birinci Ordu eski Komutanı Orgeneral Çetin Doğan, “Halkı kendi etrafımızda toparlamak, sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri TSK’yla bütünleştirerek üstesinden gelmek zorundayız” dedi.
ERGENEKON İDDİANAMESİ: Lobi belgesinde örgütün sivil unsurlarının örgütlenmesi nasıl ve ne şekilde oluşturulacağı ve bunlardan nasıl faydalanılacağıyla ilgili çalışmalar özel olarak belirtildi.

YARDIM KURULUŞLARINA BASKI
17 ARALIK SÜRECİ: İktidar kamuoyu oluşturmak istediğinde 97 sivil toplum kuruluşundan oluşan grup, gazetelere tam sayfa ilan vererek destek oldu. 500’e yakın kuruluştan oluştuğunu iddia eden Sivil Dayanışma Platformu ise sözde ‘bağımsız miting’ organizasyonlarında görev aldı. Farklı düşünen sivil toplum örgütleri ötekileştirildi. Gülen cemaatine yakın dernek ve vakıflara baskılar kuruldu. Kimse Yok Mu Derneği çalışamaz hale getirildi.
TERÖRLE DİZAYN
ERGENEKON YAPILANMA VE YÖNETİM PROJESİ: “Terör grupları mutlaka kontrol altında tutulmalı, gerektiğinde ‘naylon terör grupları’ oluşturularak terör dünyasına yön verilmelidir.”
KAFES EYLEM PLANI: “Azınlıkların yoğun yaşadığı bölgelerde terör eylemleri icra edilecek.”
BALYOZ DARBE PLANI: Fatih ve Beyazıt camilerinin en kalabalık olduğu cuma günü bombalı saldırı düzenlenecekti.
12 EYLÜL: Karanlık odakların izine ulaşan savcı Doğan Öz, Gazeteci Abdi İpekçi, Gümrük Bakanı Gün Sazak, eski Başbakan Nihad Erim, Disk Başkanı Kemal Türkler suikaste uğradı.

7 AYDA 340 ŞEHİT VERİLDİ
17 ARALIK SÜRECİ: Aydın Engin ile Murat Belge’ye yönelik suikast planı basına yansıdı. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın makam aracının camına kurşun isabet etti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP’li vekil Eren Erdem attığı tweetler sebebiyle hedef gösterildi. Erdem ölümle tehdit edildi. 14 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin önündeki parkta silah bulundu. Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Hürriyet Gazetesi basıldı, camları kırıldı. Ahmet Hakan, Star yazarı tarafından ölümle tehdit edildi. Bir süre sonra da 4 kişinin saldırısına uğradı. 7 ayda 340 şehit verildi.
Kaynak: Özgür Düşünce Bilal ŞAHİN