Romanya Haber

Levent Gültekin: ‘Laikliğin Kıymetini Anladınız Mı’ diye Soranlara…

Levent Gültekin diken.com'daki son yazısında, geçmişte islamcılık ideolojisine mensup olup da AKP'nin son yıllardaki baskıcı, ötekileştirici rejimini eleştirenlere, bazı Atatürkülerin "Laikliğin değerini şimdi anlıyormuzunuz" tepkilerine cevap verdi. Gültekin, Atatürkçülerin bir dönem Laikliği bir sopa gibi kullandıklarını, Laiklik adı altında, aynı sekilde baskıcı, ötekileştirici tutumlarının bugün tablonun oluşmasında rolü olduğunu söylüyor. işte Levent Gültekin'in yazısı:

Geçmişte İslamcılık ideolojisine mensup olup da şimdilerde AK Parti iktidarının çatışmacı, baskıcı, ötekileştirici, dini hamasete dayalı siyasetini eleştirenlere kimi Atatürkçülerden şöyle eleştiriler, tepkiler geliyor: “Biz size o kadar söyledik, laiklik çok önemli fakat anlamadınız. Şimdi anlıyor musunuz Atatürkçülüğün ne kadar kıymetli olduğunu?”

Görününüşe bakılırsa Atatürkçüler, haklı çıkmış olmanın gururunu yaşıyor. 

Peki gerçekten haklı mı çıktılar?

Onlar bu ülke için çok önemli şeyler söylediler, yaptılar da biz mi anlamadık? Geçmişte uygulanan laiklik çok kıymetliydi de biz mi fark edemedik? Söyler misiniz Allah aşkına, Atatürkçüler bu ülkede laikliği gerçek anlamıyla ne zaman uyguladılar? 

Tek bir gün itiraz ettiniz mi?

Toplumun bir kesimini dövmek için adeta sopa olarak kullandılar laikliği. Halkı aşağılamanın, dışlamanın, hakaret etmenin, yok saymanın, onlara yaşam tarzı dayatmanın, baskı kurmanın adı laiklik olmuştu. 

“Laikliğe, Atatürkçülüğe aykırı” diyerek başörtülüleri okullara almadılar. Başörtülü anneleri evlatlarının askerlik yemin törenlerine almadılar. Yıllarca askerî tesislerin kapısından içeri tek bir başörtülü kadını sokmadılar. 

Bu akıl almaz, onur kırıcı vicdansızlığa itiraz ettiniz mi?

Laikliğe aykırı diye başörtülü hastaları acil servisten geri gönderdiler. 

Eşi başörtülü olan siyasetçileri aşağıladılar. 

Şirketleri, okulları, yurtları, kurumları, insanları, laik olan olmayan diye ayırıp laikliği kişisel çıkar ve avantaj sağlamanın aracı yaptılar.

Çikolata, bisküvi markalarını bile laik olan olmayan diye ayırdılar. 

Tek bir gün itiraz ettiniz mi?  Tek bir gün “Siz ne yapıyorsunuz, bu yaptığınızın laiklikle ne alakası var?” diye sordunuz mu? “Laiklik, Atatürkçülük bu değil” diyerek bu anti demokratik, faşizan tutuma sesini yükselten kimse çıktı mı içinizden?  “Laiklik çok kıymetli bir değer. Niçin beceriksizliğinizin, yetersizliğinizin, cehaletinizin örtüsü olarak kullanıyorsunuz” diye tek bir gün itiraz ettiniz mi? 

Tüm bunları yaşamadık mı? 

Hiç düşünmüyor musunuz, “Biz ne yaptık? Bu politikalarımız nelere mal oldu?” diye? Bu ülkede bizden-onlardan ayrımını ilk önce kendine Atatürkçü, laik diyen zevat yaptı. Bunu unuttunuz mu?

Sizin faşizan politikalarınızın bedelini ödüyoruz

Hem laikliği, Atatürkçülüğü siyasi çıkarlarına göre yorumlayıp istismar ettiler, hem de utanmadan dönemin Anayasa Mahkemesi başkanının “Laik olmayan insan bile değildir” sözleriyle alenen topluma hakaret ettiler.

Onlar böyle yaparken toplum ne yapacaktı? Baskının, dışlamanın, ayrımcılığın hakaretin adı olarak kullanılan laikliğe hayran mı olacaktı? 

Hiç düşündünüz mü niçin dindarlara laikliğin esasında İslam’ı da koruyan, kollayan bir değer olduğunu anlatamadınız? Toplumun önemli bir kısmı hâlâ laikliğe niçin yabancı? Niçin benimsememiş? Hiç kafa yordunuz mu? 

Hal böyleyken çıkıp geçmişte yaptıklarınızdan dolayı toplumdan özür dilemeniz gerekirken “Haklı çıktık” deyip kendinizi avutuyorsunuz. 

Ne haklı çıkması? Sizin geçmişteki faşizan politikalarınızın bedelini ödüyoruz.

Bu ülkeye, bu topluma… hepimize bir özür borcunuz var. 

Sizden başka herkes mutsuzdu bu ülkede

Kendinize hiç soruyor musunuz, “Neyi eksik yaptık? Onlarca yıldır ülkeyi biz yönettik. Ama niçin duygu ve hedef birliği olan bir toplum oluşturamadık?” diye. Hiç düşünmüyor musunuz yüz yıllık bir devlet üç beş yılda nasıl olur da dağılmanın eşiğine gelir? 

Çünkü ülkeyi yönettiğiniz yıllarda aynen bugünküler gibi kendi çıkarınızı düşünmekten, değerlerimizi istismar etmekten başka bir şey yapmadınız. 

Bağımsız yargı kurmadınız. Bağımsız ve tarafsız medyanın oluşmasına izin vermediniz. Bilim yuvası olan, ayrımcılık yapmayan üniversiteler kurmadınız. Sivil toplumun örgütlenmesine, güçlenmesine müsaade etmediniz. Toplumun huzurunu esas alan güçlü yasalar yapmadınız. 

Topluma eşit, özgür, huzurlu bir yaşam sunmadınız.  Alevileri dışladınız. Kendini dindar olarak tanımlayanları düşman gördünüz. Kürtleri yok saydınız. Solcuları ezdiniz. Sizden başka herkes mutsuzdu bu ülkede. 

Gerçekten güçlü bir ülke, huzurlu bir toplum tesis etmiş olsaydınız tek bir adam gelip de üç beş yılda, bir devleti bu hale getirebilir miydi? Söyleyin Allah aşkına buna gücü yeter miydi? Ortada gerçek bir devlet, iyi eğitimli ve huzurlu bir toplum olsaydı bu kadar pervasız davranabilir miydi? 

AK Parti’nin ayrımcılığı sizi haklı çıkarmaz

Evet AK Parti tüm bu yanlışları düzeltip ülkeyi herkes için yaşanabilir bir ülke yapabilirdi. Hem laikliği gerçek anlamıyla uygulayıp hem de çatışmayı ortadan kaldırabilirdi. Sizin geçmişte uyguladığınız ayrımcılığı sonlandırıp iç barışımızı sağlayabilirdi.  Hem Atatürkçülüğün bu ülke için önem arz ettiğini, hem de dinin bu ülkenin en kıymetli değerlerinden biri olduğunu topluma gösterebilirdi. 

Ama yapmadı. 

AK Parti’nin dini siyasetin malzemesi yapması, dindarlık üzerinden ayrımcılık yapıyor olması sizi haklı çıkarmıyor. Çünkü bu sefil siyasetin toplumda karşılık bulmasının en büyük sebebi geçmişte sizin laikliği gerçek anlamıyla uygulamamış olmanızdır. Onun yarattığı travmadır. 

AK Parti nasıl dini, dindarlığı istismar edip ayrımcılık için kullanıyorsa geçmişte de siz laikliği ve Atatürkçülüğü benzer şekilde istismar edip ayrımcılık için kullandınız. 

İslamcıların Türkiye’sinde din tahrip edildi. Atatürkçülerin Türkiye’sinde ise laiklik gibi değerler tahrip edildi. 

Sizin geçmişte laikliğin arkasına saklanıp uyguladığınız faşizan politikalarınız, İslamcıları haklı çıkarmaz. İslamcıların bugün yaptığı dini hamasete dayalı, ayrımcı, çatışmacı politikaları da sizi haklı çıkarmaz. 

Başka yolu yok

Evet, hepimiz çok büyük hatalar yaptık. Bu hatalarımızı kör bir inat uğruna sürdüremeyiz. 

Bugün İslamcıların dine de zarar veren, inancı değersizleştiren politikalarını görünce anlıyoruz ki laiklik gerçek anlamıyla bu ülke için çok kıymetli bir değer. En çok da İslam’ı önemseyenlerin sahip çıkması gerekiyor. Çünkü inancımızı ahlak yoksunu, çıkarcı, yeteneksiz, sefil ruhlu siyasetçilerin elinden kurtarmanın başka yolu yok.  

Geçmiş hatalarımızdan ders çıkarıp laikliği Atatürkçülerin elinden, İslam’ı da İslamcıların elinden kurtarıp barış içinde yaşayabileceğimiz bir ülke yaratabiliriz.