Romanya Haber

Strazburg’da “adalet” için buluştular: “AİHM kararları uygulansın” çağrısı

Türkiye’de yıllardır süren insan hakları ihlalleri ve uygulanmayan AİHM kararları, Strazburg’daki 5. Adalet Buluşması ile yeniden dünya gündemine taşındı. Renkli görüntülerin yaşandığı kentte herkes için adalet çağrısı yapıldı.

Türkiye’de yıllardır süren insan hakları ihlalleri ve uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları (AİHM) kararları, Strazburg’daki 5. Adalet Buluşması ile yeniden dünya gündemine taşındı. Başta kanun hükmünde kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilenler olmak üzere, insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcilerinden oluşan binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen eylemde,  Avrupa Konseyi ve AİHM yetkililerine mektup sunuldu. Sivil toplum örgütleri adına kaleme alınan mektupta, hukuksuzlukların artık sadece Türkiye meselesi olmadığı, Avrupa insan hakları sisteminin bir sınavı olduğunun altı çizildi. Ayrıca Avrupa Konseyi’nden, Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve uygulanmayan AİHM kararları karşısında daha güçlü, somut ve koordineli adımlar atması istendi.

AVRUPALI PARLAMENTERLERDEN TAM DESTEK

Avrupa Parlamentosu’ndan 11 milletvekili de gönderdikleri video mesajlarla adalet buluşmasına destek verdi. Destek mesajı gönderen parlamenterler arasında Daniel Freund, Michael Bloss (Almanya), Raquel García Hermida-van der Walle (Hollanda), Sakis Arnaoutoglou (Yunanistan), Brando Benifei (İtalya), Carla Tavares ve Ana Vasconcelos (Portekiz), Hanna Gedin (İsveç), Vladimir Prebilič (Slovenya) ve Kathleen Van Brempt (Belçika) yer aldı.

JAMES MACCLEARY: YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Toplantının en dikkat çeken konuşmalarından birini yapan Birleşik Krallık Milletvekili James MacCleary, Avrupa Konseyi’nin varlık sebebinin temel hak ve özgürlükleri korumak olduğunu vurguladı.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan MacCleary, Avrupa Konseyi binasını işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada, aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Arkamızda gördüğünüz bu bina ve burada görev yapan herkes sizlere bir söz veriyor: Haklarınız herhangi bir devlet tarafından elinizden alınmaya çalışıldığında, sizin yanınızda olmak ve sesinizi duyurmak onların görevidir. Bu binada bulunan herkes bu sorumluluğu taşımaktadır.”

Türkiye’de belediye başkanlarının, öğrencilerin, öğretmenlerin ve akademisyenlerin cezaevlerinde bulunduğunu hatırlatan MacCleary, Avrupa kurumlarının bu tablo karşısında sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.

“Bugün burada bulunmamızın nedeni, Ekrem İmamoğlu’nun ve onun gibi birçok insanın özgürlüklerinden mahrum bırakılmış olmasıdır. Sizin haklarınız elinizden alınmış olabilir, ancak yalnız değilsiniz” diyen MacCleary, dünyanın farklı ülkelerinde de aktivistlerin, gazetecilerin, akademisyenlerin ve sıradan vatandaşların aynı özgürlükler için mücadele verdiğini belirtti.

İnsan haklarının evrensel olduğunun altını çizen İngiliz parlamenter, “Bir yerde yaşanan hak ihlali, herkesin meselesidir. Bu nedenle Avrupa Konseyi’nin ve burada görev yapan insanların, hakları ihlal edilenlerin yanında durması, onların sesini duyurması ve adalet taleplerini savunması gerekir” dedi.

Katılımcılara doğrudan hitap eden MacCleary, “Size söz veriyorum; haklarınızı savunmak, özgürlüklerinizi korumak ve adalet mücadelenizde yanınızda olmak için elimden geleni yapacağım, mücadele edeceğim” ifadelerini kullandı.

Türkiye hakkında verilen uluslararası mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgulayan MacCleary, hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusunda ciddi sorunlar yaşandığını söyledi. Her insanın adil bir ülkede yaşama hakkına sahip olduğunu belirten MacCleary, insanların oy verdikleri siyasetçilere ulaşabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve barışçıl şekilde bir araya gelebildiği bir düzenin temel bir hak olduğunu ifade etti.

Konuşmasının sonunda hem katılımcılara hem de Türkiye’deki yetkililere seslenen MacCleary şu çağrıda bulundu:

“Buradan sizlere sesleniyorum: Yalnız değilsiniz. Sesiniz duyuluyor. Mücadeleniz görülüyor. Aynı zamanda Sayın Erdoğan’a ve yargı makamlarına da çağrıda bulunuyorum: Siyasi nedenlerle özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesi serbest bırakın. Mahkemeleri yeniden bağımsız, tarafsız ve hukukun üstünlüğüne bağlı kurumlar haline getirin. Adalet ancak hukuk, siyasetin değil vicdanın ve evrensel ilkelerin rehberliğinde işlediğinde mümkündür.”

SANDRA REGOL: ADALET TALEBİNİZDEN ASLA VAZGEÇMEYİN

AKPM üyesi ve Fransa Milletvekili Sandra Regol da Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti.

“Bugün burada olmamızın sebebi Türkiye için adalet istememizdir” diyen Regol, çok sayıda belediye başkanının ve hukuksuz şekilde cezaevine konulan kişinin bulunduğunu belirtti. Kadın hakları savunucularının, gazetecilerin ve farklı kesimlerden insanların adaletsiz biçimde hapsedildiğini ifade eden Regol, katılımcılara “Davalarınızdan ve adalet talebinizden asla vazgeçmeyin” çağrısında bulundu.

SOPHIA PANDYA: ADALET İÇİN BURADAYIM

Amerikalı gazeteci ve yazar Sophia Pandya ise dayanışma mesajı verdi. Kaliforniya’dan katıldığını belirten Pandya, “Yaşadığınız tüm zorluklardan sonra bugün burada sizinle birlikte olmaktan mutluyum. Haklarınız elinizden alındı. Ben sizin için ve adalet için buradayım” dedi.

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Pandya, buna rağmen birçok kişinin temel haklarından mahrum bırakıldığını söyledi.

Özellikle annelerin ve çocukların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çeken Pandya, Yunanistan’da 25 aileyle görüşmeler yaptığını anlattı. Gülen hareketi mensubu oldukları gerekçesiyle zulüm gördüklerini söyleyen insanların hikâyelerini dinlediğini belirten Pandya, işkence, kötü muamele, cinsel şiddet ve zorla kaybetme iddialarını kayıt altına aldığını, bu tanıklıkları daha sonra kitaplaştırdığını ifade etti.

Peaceful Actions Platform’un öncülüğünde; Solidarity With OTHERS, HRD, HRD ve HRS gibi 17 uluslararası sivil toplum kuruluşu ve derneklerin katkılarıyla düzenlenen saat program Youtube‘tan canlı yayınlandı.

Peaceful Actions Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen eyleme 17 uluslararası STK destek verdi. İnsan hakları savunucuları ve mağdurlar, Avrupa Konseyi ve AİHM önünde yapılacak eylemlerle Türkiye’nin AİHM kararlarını yıllardır uygulamamasına karşı Avrupa kurumlarını daha somut adımlar atmaya çağırdı.

AİHM’in Yalçınkaya v. Türkiye (2023) ve Yasak v. Türkiye (2026) gibi açık insan hakları ihlali kararlarına rağmen, bu kararların hem yürütme hem de yargı makamları tarafından görmezden gelindiği hatırlatıldı.

Avrupa Konseyi önünde gerçekleştirilen etkinlikte gün boyunca yürüyüş, sahne performansları ve çeşitli buluşmalar yer aldı. Türkiye’den ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen insan hakları savunucuları, sloganlar ve müzikler eşliğinde adalet çağrısını dile getirdi, toplumsal hak ihlallerine dikkat çekti.

‘TEK DÜNYA TEK ADALET’

FIFA Dünya Kupası dönemine denk gelen buluşma, “Tek Dünya, Tek Adalet” temasıyla sembolik bir eylemle başladı. Farklı ülkeleri temsil eden 11 kişi, futbol takımı dizilişiyle “One World, One Justice.” pankartı arkasında yürüyerek adalet için birlik mesajı verdi. Bu sırada kortejde adalet ve hak mücadelesini simgeleyen evrensel kahraman figürleri Batman ve Superman birlikte yerini aldı.

AVRUPA KONSEYİ VE AİHM YETKİLİLERİNE MEKTUP

Etkinlik sırasında Avrupa Konseyi ve AİHM yetkililerine, Türkiye’deki hak ihlallerine ilişkin somut taleplerin yer aldığı mektuplar teslim edildi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset’e hitap edilen ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Bakanlar Komitesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin üst düzey yetkililerinin de “bilgi için” eklendiği mektupta özetle, hukuksuzlukların artık sadece Türkiye meselesi olmadığı, Avrupa insan hakları sisteminin bir sınavı olduğunun altı çizilerek, Avrupa Konseyi’nden Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve uygulanmayan AİHM kararları karşısında daha güçlü, somut ve koordineli adımlar atması istendi. Daha sonra mektuplara imza atan insan hakları örgütleri adına basın açıklaması yaptı.

Gün boyu süren eylemde insan hakları ihlalleri, demokratik değerlerin korunması ve hukukun üstünlüğü gibi başlıklar öne çıktı. Sahnedeki konuşmacılar arasında Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (PACE) üyeleri ve bu kararların uygulanmamasından doğrudan etkilenmiş kişiler yer aldı. Platform, Avrupa Konseyi’ni yetkisini tam kullanmaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin otoritesini savunmaya ve bağlayıcı kararların daha fazla gecikme olmaksızın uygulanmasını sağlamaya çağırdı.

ADALET DUVARI’NDA ÇIĞLIKLAR

Kortej güzergâhında kurulan “Adalet Duvarı”nda ise adaletsizlikler görsel bir dille anlatıldı; katılımcılar kendi adalet taleplerini yazı, çizim, grafiti ve renkler aracılığıyla ifade etme imkanı buldu.

ADALET YÜRÜYÜŞÜNDE KİM NE DEDİ?

Enes Kanter Freedom: İnşallah bu sonuncusu olur

Etkinlikte yürüyüşe katılanlara seslenen insan hakları savunucusu ve eski NBA oyuncusu Enes Kanter Freedom, “Bizim ülkemizle, vatanımızla, milletimizle problemimiz olmadı. Bizim problemimiz binlerce masumun içeride olması. Onların sesi olmak için burada toplandık. İnşallah bu sonuncusu olur. İnşallah gelecek yıl teşekkür için burada toplanırız” dedi.

Hilal Nesin: Sizden çok güzel arkadaş, kardeş olur

Müzisyen, oyuncu, yazar Hilal Nesin ise adalet, hak, hukuk demeye devam edeceklerini belirterek, “Erdoğan rejimin cezaevinde esir bıraktığı tüm kadınlar adına sizleri selamlıyorum. İşkenceye, tacize, tecavüze maruz kalmış tüm kadınlar adına buradayım. Aydınlar, yazarlar, gazeteciler için buradayım. Başınızı eğmeyin, siz terörist değilsiniz. Sizden çok güzel arkadaş olur, kardeş olur, dost olur. İnşallah güzel günleri göreceksiniz, iyi ki varsınız” dedi.

Sanatçı Suvari: Sizlerle bereber olmak bir onurdur

Daha sonra sahneye çıkan Sanatçı Suvari de “İnsanlık ve insanlık onuru diye bu meydana dolduranlarla beraber olmak benim için bir onurdur” dedi. Süvari sazıyla sözüyle adalet çağrısı yaptı. Hukuksuzca demir parmaklıklar ardında gün sayanlara şarkılar söyleyen Suvari, sürgünde can veren Ahmet Kaya ve tüm mağdurlar anısına sanatçının özgün parçaları binlerce adalet sevdalısıyla buluşturdu.

Daha sonra sahneye Grifon geldi. Genç sanatçı Grifon seslendirdiği eserleriyle adalet çağrısı yaptı. Grifon’un seslendirdiği “Hakkımı Alacağım” klibi büyük beğeni topladı.

Gazeteci Tuncer Çetinkaya: 9 yıl sonra gelen adalet adalet değildir

Etkinliğe katılan mağdurlardan gazeteci Tuncer Çetinkaya “Biz bugün AİHM önünde değil, insan onurunun eşiğinde bulunuyoruz. Burada biz susturulmuş gazetecilerin sesi olarak bulunuyoruz. Sadece adalet arayan bir kalabalık değil, gecikmiş adaletin hafızasıyız. AİHM 9 yıl sonra kararı açıkladı. Haklılığımızı tescil etti. Karara kendi adıma sevindim ama 9 yıl sonra gelen adalet adalet değildir gecikmiş bir adalettir. Yetmez ama evet. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkıyor ve çıkacak. Şimdi burada ayrıcalık değil sadece adalet, hukuk istiyoruz” dedi.

Gurbet Karadağ: 40 günlük bebeğimle tehdit edildim

Mağdur konuşmacılardan Gurbet Karabağ ise “Bir ev hanımıyken 40 günlük bebeğimle gözaltına alındım. Emineyet götürüldüğümde baskılara maruz kalınarak ifadem alındı. Gözaltında küçücük bebeğim üzerinden yapılan tehditler daha ağırdı. Bir anne için daha acısı yok. Pandemi döneminde tutuklandım. Çıplak aramaya maruz kaldım. Ağır suçluların cezalandırıldığı tek kişilik hücreye atıldım. Tehditler cezaevinde devam etti. Panik atak hastalığına yakalandım. Beni savunması gereken avukatım isim verip etkin pişmanlıktan yararlanmam için bana baskı yaptı. Defelarca ölümü diledim. Şimdi içeride olanların sesi olmak için buradayız” dedi.

Erhan Doğan: Çevremdekilerin vebalı bakışı beni daha çok yaraladı

Mağdur konuşmacılardan Erhan Doğan da “Ankara’da öğretmenlik yapıyordum, bir anda öğretmenlikten çıkıp terörist olarak ilan edildim. 15 Temmuz sonrası gözaltına alındım, işkencelere, tecavüzlere şahit oldum bunları anlattığımızda inandıramadık. Ne yaparlarsa yapsınlar bizden terörist çıkaramayacaklar, bizim şiddetle yakından uzaktan alakamız yok. Çok ağır şeyler yaşandı, bunlar mutlaka bir gün ortaya çıkacak. Cezeaevinden çıktıktan sonra toplumun sessizliği daha ağır ve acıydı. Çevremdekilerin vebalı bakışı beni daha çok yaraladı. Sırtımda bir çanta ile ülkemden ayrıldım” dedi.

Harun Ataç (Kara Efe’nin babası): İyi ki yanımızda oldunuz

Mağdur konuşmacılardan Harun Ataç ise “Geçen yıl cezaevinden çıktım. Ben Kara Efe Ahmet Burhan Ataç’ın babasıyım. Bir evlat kaybetmiş bir baba olarak bulunuyorum. Kendi acımı anlatmak için gelmedim. Cezaevinde sevdiklerine haret kalanlar, ailesinden ayrı kalanlar, adalet bekleyenler için geldim. Ben o zor günlerde çok dualar aldım. İyi ki vardınız, iyi ki yanımızda oldunuz. Hiçbir anne, babanın aynı acıları yaşamamaları için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Adalet ve insan onuru için buradayız” dedi.

Exit mobile version