Romanya Haber

KAŞIKÇI OLAYI VE SUUDİ ARABİSTAN’IN AVRUPA BAĞLANTILARI

Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda hunharca katledilmesinden sonra tüm dünyada tepkiler hiç beklenmedik bir şekilde çığ gibi büyümeye başladı ve devam ediyor. Olayın faillerinin Suudi yetkililer olması ve menfur hadisenin İstanbul’da vuku bulması kaçınılmaz olarak tüm gözleri Riyad ve Ankara’ya çevirirken, Trump yönetiminden de özellikle geçtiğimiz son hafta içerisinde tonu yükselen bir takım açıklamalar yapıldığına şahit olduk.

Tüm bu hadiseler yaşanırken, Avrupa Birliği’nde son derece kısık ve düşük profilli ilk resmi açıklama AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’den geldi. Bu hafta başında Avrupa Parlamentosu’nun Strazburg’da ki oturumunda konuşan Mogherini ‘’Suudi yetkililerin bugüne değin yaptıkları açıklamalar zihinlerde bir çok yeni soru ve kaygının oluşmasına sebep olmuştur. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi hadisesi şeffaf bir soruşturma süreci ile aydınlatılmalıdır’’ ifadelerini kullandı.

Avrupa’da hemen hemen her önemli hadise patlak verdiğinde, görece küçük üye ülkeler genelde ilk sözü Almanya, Fransa, ya da İngiltere üçlüsünden birine bırakmayı yeğlediklerinden, Almanya Şansölyesi Merkel bu menfur cinayete dair somut ve üst perdeden ilk açıklamayı yapan Avrupa’lı lider oldu. Merkel bu hafta başında yaptığı açıklamada ‘’Almanya’nın Suudi Arabistan ile yaptığı silah ticaretinin bir an önce durması gerektiğine inanıyorum’’ ifadelerini kullanarak, Trump yönetiminden farklı bir tutum takınacağının ilk sinyallerini vermiş oldu.

Ardından, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ‘’Bilindiğinin aksine Suudi Arabistan Fransa’nın en büyük silah müşterisi değil. 2008-2017 yılları arasında ikinci sırada yer aldı. Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan yönetimi tarafından öldürüldüğü kanıtlanırsa, Fransa demokratik değerlerin gerekliliğini yapacaktır’’ şeklinde ifadeler kullandı.

Aynı gün, İngiltere başbakanı Theresa May ise yaptığı basın toplantısında ‘’Çarşamba günü Suudi Arabistan Kralı Salman ile yapacağım toplantıda bu konuda ki derin kaygılarımızı ileteceğim’’ şeklinde bir beyanatta bulundu.

Suudi Arabistan, Ticaret ve Avrupa

Geçtiğimiz günlerde Brüksel merkezli Politico Europe’ta yayınlanan bir dizi istatistik Suudi Arabistan’ın dünyada ve Avrupada olan ticari münasebetlerinin bir kısmını sayısal olarak gözler önüne serdi.

Bu verilerin bazılarını ifade etmek gerekirse, örneğin Suudi Arabistan 2017 yılında yüzde 13,2 lik bir sayısal değerle  dünya silah piyasasından en çok silah satın ülke olarak birinci sırada yer almakta. Aynı verilere baktığımızda, 2013-2017 yılları arasında yüzde 18’lik bir dilimle Suudi Arabistan’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin silah sanayisindeki en büyük müşterisi olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Suudi Arabistan’ın Avrupa Birliği ülkeleri ile yaptığı silah ticaretine baktığımızda ise karşımıza benzer bir durumun çıktığını ifade etmek yanlış olmayacaktır. 2013-2017 yılları arasında Suudi Arabistan Avrupa’dan yaptığı silah ticaretinin yüzde 48,8 lik kısmını İngiltere ile, yüzde 32’sini Belçika ile, yüzde  12,8’ini İsveç ile, yüzde 11,8 lik kısmını Slovakya ile, yüzde 8,3’ünü İspanya ile, yüzde 7,7’sini Avusturya ile, yüzde 6,3’ünü İtalya ile, yüzde 5,8’ini Finlandiya ile, yüzde 5,5’ini Fransa ile, yüzde 5,4’ünü Bulgaristan ile, yüzde 3,1’ini Almanya ile ve son olarak yüzde 2,4’ünü ise Hollanda ile yaptığını görmekteyiz.

Tüm bu rakamlar ne söylüyor? Öncelikle, şunları ifade etmekte yarar var. Almanya’nın tez elden ‘’gerekirse Suudi Arabistan ile silah ticaretimizi durdurabiliriz’’ demesinin altında aslında her iki ülke arasındaki silah alım-satımına dayanan ticaretin Almanya için ciddi bir yekün oluşturmadığı gerçeğini ifade etmek yanlış olmayacaktır.

İkincil olarak, İngiltere’den daha itidalli bir açıklamanın gelmesinin altında yatan gerekçeye baktığımızda, bu dikkatli tavrı benzer bir parametre ile açıklamak son derece mümkün. Suudi Arabistan’ın Avrupa’dan yaptığı silah alımlarının yarıya yakınını İngiltere’den yapması, İngiltere’nin Suudi Arabistan’ı en azından orta ve uzun vadede zora sokacak bir söylem ya da yaptırım teşebbüsünden kaçınacağına benziyor.

Diğer taraftan, AB’nin küçük fakat Suudi Arabistan ile silah ticareti üzerinden büyük meblağlar kazanan üye ülkeleri olan İsveç, Avusturya, Slovakya, Bulgaristan, Hollanda gibi devletlerin Almanya şansölyesi Merkel’in sert çıkışından sonra nasıl tavır alacakları ise önümüzde ki günlerde daha da belirginleşecektir.

Bunu ifade etmekle beraber, Avrupa Birliği ülkelerinin önümüzdeki günlerde özellikle Avrupa başkentlerinde görev yapan Suudi Arabistan büyükelçilerini istenmeyen adam (persona non grata) ilan etmek suretiyle, konjonktürel bir demokratik tepki göstermeleri son derece olası görünmekte. Böylece, AB’nin değerler birliği imajı güçlü tutulurken, Suudi Arabistan ile devam eden karlı silah ticareti büyük ihtimalle devam edecektir.

(EBUBEKİR IŞIK / TR724)