Romanya Haber

Mhp Üzerinden Sandık Mühendisliği

Yorum | Sefer Can

24 Haziran Seçimleri öncesi ve sonrasıyla yıllar boyunca tartışılacak. Adil ve eşit şartlarda propaganda dönemi yaşanmadığı gibi seçim günü kayıtlara geçen usulsüzlükler rekor kırdı. Cetvelle çizilmişçesine mühendislik kokan sonuçların siyaset bilimi ve diğer sosyal bilimlerle izahı mümkün değil. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sandık mühendisliğinde ustalaştığını teslim etmemiz gerekiyor. Yüzde 90 küsurluk sonuçlarla galibiyetini ilan eden yakın coğrafya diktatörlerinin aksine o, demokrasi oyununun biraz daha sürmesini istiyor. Ekonomisi sallantıda bir ülkeyi yönetmek için bir müddet daha pilav üstü az demokrasiye tahammül etmek zorunda.

MHP’yi merkeze alan mühendislik kağıt üzerinde kurnazca duruyor ama izahı pek kolay olmayacak. 1 Kasım seçimlerinde yüzde 11 oy alan MHP’nin içinden İYİ Parti çıktı. O da yüzde 10 civarında oy almış görünüyor. AKP’nin arka bahçesine çadır kurmak dışında bir icraatı olmayan bir lider ve partisi oy oranını nasıl korur? Açıklayabilen çıkabilecek mi?

Erdoğan, 1 Kasım 2015 seçimlerinden sonra partinin genel başkanı Ahmet Davutoğlu’nu kovdu, Başbakan olarak Binali Yıldırım’ı atadı. İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük şehirler başta olmak üzere birçok ilin seçilmiş belediye başkanını azletti. Neredeyse bütün il başkanlarını değiştirdi. Gerekçe partideki metal yorgunluğu ve yaklaşan seçimde başarısızlık ihtimaliydi. Buna rağmen AKP dünkü seçimlerde yaklaşık yüzde 5 oy kaybetti. Erdoğan, Melih Gökçek, Kadir Topbaş, Edip Uğur’dan özür dileyecek mi dersiniz? Bütün manipülasyonlara ve devlet desteğine rağmen alınan oyu hâlâ başarı olarak sunmaya çalışanlar matematik özürlü olmalı. Erdoğan kendi partisindeki nispi düşüşe razı oldu. Böylece sandık mühendisliği fazla sırıtmayacaktı. İhtiyaç duyduğu Meclis çoğunluğunu MHP eliyle sağlamak kabul edelim fena fikir değil. Demokrasicilik oyununa uygun bir makyaj.
MHP’yi merkeze alan mühendislik kağıt üzerinde kurnazca duruyor ama izahı pek kolay olmayacak. Matematik, siyaset ve sosyoloji gibi bilimlerin çaresiz kaldığı noktadayız. 1 Kasım seçimlerinde yüzde 11 oy alan MHP’nin içinden İYİ Parti çıktı. O da yüzde 10 civarında oy almış görünüyor. Üstüne Devlet Bahçeli partide bir tasfiye yaptı; en güçlü genel başkan yardımcısı Şefkat Çetin ve Ülkü Ocakları eski Başkanı Atilla Kaya’nın içinde olduğu önemli isimleri minder dışına attı. Neredeyse hiç miting yapmadı, çok az televizyon programında konuştu. Seçmenlere tek vaadi yoktu. Buna rağmen oy oranını koruduğu iddia ediliyor. MHP’nin şu ana kadar aldığı en yüksek oy 1999 seçimlerindeki patlamayla aldığı yüzde 17,9. Öcalan yakalandığı için milliyetçi oyların yükseldiği ve seçmenin 28 Şubat’tan dolayı hem merkez partileri hem de Erbakan’ı cezalandırdığı bir dönemdi. Denenmemiş Bahçeli iktidar ortağı haline geldi. Makul bir izahı vardı. AKP’nin arka bahçesine çadır kurmak dışında bir icraatı olmayan bir lider ve partisi oy oranını nasıl korur? Açıklayabilen çıkabilecek mi?
Bahçeli, Erdoğan’a desteğin ödülünü aldı
MHP ile bağlantı biçimde izahı zor sonuçlardan biri de Meral Akşener’le partisi arasındaki oy farkı. İYİ Parti’ye oy verenlerin yüzde 30’u Akşener’i tercih etmemiş. İYİ Parti neredeyse Meral Akşener’i cumhurbaşkanı yapabilmek için kurulmuş bir parti. Vitrin yüzü ve genel başkan ama seçmenlerinden üçte biri ona oy vermemiş. MHP’deki olağanüstü kongre sürecinden beri bir el Akşener’i yok etmeye çalışıyor. Bahçeli, Erdoğan’a verdiği sınırsız desteğin karşılığını önce kurultayı yaptırmayarak şimdi de böyle alıyor. Cetvelle seçim sonuçlarını çizen el Akşener’e ölümcül darbeyi indirmek istiyor galiba.
Benzer bir mühendislik harikası CHP’de yaşanıyor. Muharrem İnce ile CHP arasında 8 puanlık fark var. Barajı aştırmak için HDP’ye gitti derseniz ben de 1 Kasım’da da aynı gerekçeyle aynı oranda gidiş vardı derim. Bu izah farkı anlatmak için yeterli değil.
Erdoğan bir kaç seçimdir, yüzde 52 civarında oyla seçimi kapatıyor. Astronomik farkları izah edemeyeceğini biliyor. Muhalefeti son ana kadar umutlandırıp iyice yorduktan sonra kabul edilebilir bir farkla eve gönderiyor. 7 Haziran’dakine benzer sürprizlerle karşılaşmamak için bütün hünerlerini döktürüyor. İyi bir seçim dönemi geçirip toplumda heyecan uyaran muhalefeti 25 Haziran’da daha büyük bir sınav bekliyor. Seçimde hile varsa 16 Nisan’da olduğu gibi üzerine yatıp aylar sonra laf arasında söylenmek yerine vaktinde hesabını sormak gerekiyor. Bu yapılamazsa sonraki seçimde Erdoğan demokrasi oyunundan iyice sıkılmış vaziyette Ortadoğulu muadilleri gibi yüzde 90’lı sonuçlar için kolları sıvayacak.
(tr724)