Romanya Haber

Muhalefet, Yolda Çiğnenmiş Bir Sakız Buldu

“Başörtülü bacıma saldırdılar” derken yalan söylüyordu, kızına suikast iddiası ise kuyruklu yalandı.
“Isparta’ya üniversiteyi biz getirdik” derken de yalan söylüyordu, Zonguldak’a getirdik derken de.

Üniversite diploması yalandı. Her seçimde havalanıp da yere bir türlü inmeyen yerli tayyare, yerli denizaltı, yerli savaş uçağı, yerli bilmem ne hep yalandı. Parlak, şatafatlı, kulak okşayan yalanlar..

Enflasyon için söyledikleri de yalandı, ekonomi için anlattığı masallar da. Hele hele “dünyanın en çok büyüyen ülkesi” yalanı tam Gobels tarzıydı.
Oğullarının gemi filolarını izah ederken bal gibi yalan söylüyordu, Reza’nın hayırseverliğini (!) anlatırken de..
Kimse saatlerce sıfırlanamayan paralarını soramazdı, sorana Silivri’nin yolları görünürdü. Sorsan da ya imam hatip parasıydı onlar ya da ümmetin halifesinin (!) kara gün akçeleri…
Her beceriksizliğini “dış güçler, iç mihraklara havale ederek” çözmüştü zaten. Kendi her şeyi mükemmel yapıverecekti amma16 yıldır hep bu dış güçler engel oluyordu ümmetin reisine (!) Ne oldu?.. İnanmıyor musunuz dış güçler iç mihraklar masallarına? Oysa kendine yaptığı sarayı, milleti için yaptığını söylerken inandınız.
Doğmamış kızından kapısına notlar alırken de inandınız. Avrupa Birliği’ne üye olacağımızı söylerken de.
İşin en keyifli yanı hep kandırıldığını, aldatıldığını söyleyerek aldattı sizi. Hep kandırdı, aynı salağa yatma numarasıyla…
Kendi organize ettiği darbeyi, kimden saat kaçta öğrendiğini anlatırken bile yalanları birbirine tutmayan bir yalancı.
İsrail’den Avrupa Birliği’ne yalanını dış politikaya bile meze yapacak kadar fütursuz biri… Bu yazıyı, tedaviye muhtaç bir ruh hastasının yalanlarını sıralamakla işgal etmeyelim dostlar.
Yalanı hayatının felsefesi yapan zavallının Allah versin cezasını.
Nihayetinde “yalan bir lafz-ı kafirdir”.
YALANCI BİR DİKTATÖRÜN PEŞİNDE KOŞAN MUHALEFET
Benim sözüm muhalefete… Bal gibi bu kadar yalanını bildiği halde diktatörün peşinden giden muhalefete…
CB adayları konuşuyorlar hepsinin ağzında aynı yalanın türlü rengi.
Binlerce yalanı olan bir milli Tiran… Ve Tiranın masum insanlara attığı terör iftirasını tekrarlayıp zulme dolaylı destek olan bir muhalefet…
Yok kendileri iktidara geçince “fetö ile daha etkili mücadele” edeceklermiş. “siyasi ayağını da bulacaklarmış”, “bu mücadele ile fetö bitmezmiş” vs. vs…
Ne trajikomik hal: zulmün akıl hocalarından Perinçek bile “törör örgütü değiller ama temizlenmeliler” derken diğerlerinin Perinçek’i bile birkaç level sollaması.
Daha ne yapılması gerekiyor?
Kundaktaki bebeğinden bir ayağı çukurda ihtiyarına kadar hapislere doldurulan on binlerce insan….

İşinden- aşından, yuvasından vatanından olan yüzbinlerce masum.
İşkence ile gözaltında veya daha tutukluyken öldürülen onlarca bigünah…
Bir eşkıya gibi üçüncü sınıf ülkelerden kaçırılıp getirilen onlarca öğretmen.
Malları yağmalanan mazlumlar…
Bütün eğitim kurumları katledilen bir cemaat.
Yetmiyor değil mi?
Bitmiyor kininiz.
Daha etkili mücadele derken daha ne istiyorsunuz?
Gaz odaları mı kurulsun Sincan’da? Ereğli Demir Çelik’in Karabük’ün o dev fırınları mı kullanılsın insan kızartmak için?
Kan sizi tutuyorsa, etraf fazla kirlenmesin diyorsanız büyükşehir belediyesi iş makineleriyle dev çukurlar kazsın da binlerce insanı diri diri gömün isterseniz “çılgın projenin” altına.
Daha şatafatlı olsun istiyorsanız Sapphire’in terasına çıkartıp çıkartıp tek tek atın aşağı. Bir de deyin ki “Bu kadar güzel manzaralı ölüm imkânı sunuyoruz, daha ne istiyorsunuz?”
Kan kokusu almış sırtlanlar gibi saldırmanız neden?
Sahi “bu insanlar size ne yaptı?” desen hemen 15 Temmuz tiyatrosunda kimilerinin iktidarı için öldürülen masumların resimlerini yayınlıyorlar. Bir tane siyasinin burnu kanamadan yapılan darbe(!) de kimileri halkı sokaklara salıyor ve koltuklarını kanla sağlama alıyordu.
Ey muhalefet… Ey muhalefetin milletvekilleri, parti teşkilatları, takipçileri, oy verenleri; bu kadar yalanını bildiğiniz birinin aynı yalanlarını tekrarlamaktan mideniz bulanmıyor mu?
Bir cemaat dünyanın modern ülkelerinin hiçbirinde terör örgütü olarak kabul edilmezken ve dünya bir soykırımdan bahsederken siz nasıl bir yalancının sözüyle aynı yalan ateşine odun taşıyorsunuz?
Nasıl masum insanlara “fetö” diyerek “silahlı terör örgütü” iftirası atıyorsunuz?
Bir gün de “Ey tiran bu anlattıklarının bir delili var mı” diye sormaya cesaretiniz mi yok?
“Yahu arkadaş silahlı terör örgütü diyorsun da bankaya para yatırarak, evde dinî kitap bulundurarak nasıl olur?” diye demeye yüreğiniz mi yetmiyor.
Hayır hayır sizin derdiniz başka, akp’nin kindar düşmanlığı, sizlerin dindar düşmanlığınız ile oluyor bu soykırım. Korkudan öte bir şey bu… Vicdansızlıkla küstahlık arası bir yerde duruyor.
“Hiç utanmıyor musunuz zulüm arşa dayanmışken kendiniz başa geçince aynı zulmün devamını vaat etmeye?” desem diyorum.
Kime ne anlatıyorsun…
Kusura bakmayın muhalefet, tükürülmüş bir sakızı yerden alıp çiğneyenler gibisiniz.
Sizin mideniz kaldırır belki ama benim kaldırmıyor.
Tarih, yarın hem soykırım yapanları hem de soykırıma lal kesilenleri nasıl yazacak göreceksiniz. Tükürüklü sakızları alıp çiğneyenlere tükürüp geçecekler…
(Salih Gülen / turkeytoday)