Romanya Haber

Bunca Hukuksuzluğa, Hukukçular Nasıl İkna Ediliyor?

[Mehmet Yıldız]

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cumhuriyet savcılıkları tarafından başlatılan soruşturmalarda yaklaşık 105 bin şüpheli hakkında işlem yapılmış. Soruşturmalar sonrasında gözaltına alınan yaklaşık 75 bin kişiden 34 bini tutuklanarak cezaevine konulmuş.
İktidar bu operasyonları Cumhuriyet savcıları ve özel seçilmiş sulh ceza hakimleri eliyle yapıyor. Bugüne kadar değil teröre bulaşmak, eline çakı dahi almamış on binlerce insanın hayatı nasıl bu kadar kolay karartılabiliyor, anlamak zor.
BEYEFENDİ’NİN HOŞUNA GİTMEYECEK KARARLARI VERENİN AKIBETİ
Geçen yılın Nisan ayında İstanbul adliyesi hakimleri Metin Özçelik ve Mustafa Başer Silivri’de tutuklu bulunan Hidayet Karaca ve bazı polisleri tahliye ettiği için tutuklanıp Silivri’ye gönderildiler. Halbuki o güne kadar verdiği karardan dolayı bir yargıcın apar topar tutuklanması görülmüş değildi.
O sıralar yargı mensubu bir dostumu ziyarete gittiğimde bunun görevdeki hakim ve savcılara gözdağı vermek, iktidarın hoşuna gitmeyecek kararlar verenlerin akıbetinin hapis olacağını göstermek için yapıldığını anlatmıştı.
Yine o dönemde bir hakim, havuz medyasının çakma amiral gemisinin avukatının kendisine gelerek ‘bu dosya beyefendinin önüne gidecek, kararınızı ona göre verin’ diyerek tehdit ettiğini söylemişti. O hakimin şimdi tutuklu olduğunu söylemeye gerek var mı!
15 Temmuz’dan hemen sonra 3456 hakim ve savcı meslekten ihraç edildi, bunların 2400’ü de tutuklandı. Tutuklananlar arasında 2 bin 250 hakim ve savcı, 102 Yargıtay, 41 Danıştay, 2 Anayasa Mahkemesi ve 5 HSYK üyesi bulunuyor.
Havuz gazetesi yazarını bile isyan ettiren şu hadise o günlerde yaşanmış: Yargı mensubu karı-koca sorguya alınır, tutuklanmazlar. Tekrar alınınca ikisi de tutuklanır. Tutuklama kararını veren hakime hanım bayan meslektaşının boynuna sarılarak güvenlik kameraları karşısında hıçkıra hıçkıra ağlar, “ne olur beni affet bunu yapmaya mecburum kurban sen misin ben miyim hakkını helal et” der. Çünkü tutuklama kararını vermese kendisinin tutuklanacağına inanmaktadır! Ve bu şekilde yüzlerce örnek var.
HAKİM VE SAVCILARIN TUTUKLANMASININ HUKUKİ KARŞILIĞI VAR MI?  
Hakim ve savcıların Cumhuriyet Başsavcılıklarınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye oldukları iddiasıyla soruşturulup tutuklanmaları veya meslekten ihraç edilmeleri, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Anayasa’ya aykırıdır.
Hakim ve savcılar hakkında TCK’nın 314/2. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturmalar yapılmaktadır. Ve bu soruşturmalar hakim ve savcıların bu suçu görev sırasında ve görevinden dolayı işledikleri varsayımıyla herhangi bir izin prosedürü uygulanmamaktadır. Halbuki Anayasanın 159/9. maddesi hakim ve savcılar için görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı işledikleri suçlarda soruşturma yetkisini HSYK ilgili Dairesine ve HSYK Başkanına verilmiştir. Anayasa hükmü hakim ve savcıların görevlerinden dolayı ve görevleri sırasında suç işleyip, işlemediklerini doğrudan soruşturma yetkisini Cumhuriyet Başsavcılıklarına vermemişken, savcılıkların hakim ve savcıların görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işledikleri iddiasıyla CMK’nın 161/8. maddesine göre başlattıkları tüm soruşturmalar Anayasaya aykırıdır.
Aynı şekilde bu soruşturmalar, Hâkimler ve Savcılar Kanununun 88. maddesine de aykırıdır. Çünkü darbe girişiminin bastırılmasında sonra ve darbe ile ilgili olmadıkları ve suçüstü hali bulunmadığı bilinmesine rağmen soruşturma başlatılmıştır.
Tüm bu aykırılıklara rağmen neden 3456 hakim savcı hakkında soruşturma başlatılmış ve meslekten ihraç edilmişlerdir.
Peki, iktidar neden bu hukuksuzlukları yapıyor?
  1. Planlanan ve istenilen sayıda muhaliflerin tutuklanmalarını sağlamak, bu şekilde toplumda var olan/oluşturulan tutuklanıyorsa suçludur algısından faydalanmak, Anayasaya göre OHAL’de dahi korunması gereken masumiyet karinesini yok etmek, topluma korku salmak.
  2. Soruşturmaları kendi atadıkları ve tamamen kontrollerinde bulunan kolluk kuvvetleri, savcılar ve sulh ceza hakimleriyle yaparak, gizli yürütülmesi gereken bir kısım soruşturma bilgilerini ve ifadeleri kamuoyuna sızdırarak, kamuoyunu yanlış yönlendirerek toplumun desteğini almak.
  3. Hakim ve savcılara gözdağı vermek ve korkutmak. Tutuklama kararları vermeyen hakim savcıların açığa alınmaları veya FETÖ/PDY örgütü soruşturmalarında iddianameyi iade eden ağır ceza heyeti hakkında soruşturma başlatılması, bunu doğruluyor. Ve itirafçıların olduğu söylenip 1000 kişinin durumunun incelendiği açıklanarak, korku devam ettiriliyor. Herkes sindirildi. Korku yargıçların ruhunu esir aldı.
  4. HSYK seçimleri sırasında Adalet Bakanlığı tarafından kurdurulan ve desteklenen Yargıda Birlik Platformuna üye olan hakim ve savcıların bu soruşturmalarda görevlendirilerek, tüm soruşturma işlemlerinin hükümetin kontrolünde yürütülmesinin sağlanması, soruşturmaya tabi tutulan ve ihraç edilen hakim ve savcıların ise iktidara tabi olmayacak, bağımsız vicdani kanaatlerine göre karar vereceği için muhalif görülen yargıçlardan oluşması, bazılarının kapatılan YARSAV derneğine üye olanlardan olmaları diğer hakim savcılara gözdağı verilip, susturulmak istenmiştir. Bir süre sonra yargı sisteminde bağımsız vicdani kanaatine göre karar verecek yargıç kalmaması amaçlanmaktadır.