SAVCI, BOYDAK’TA SUÇ BULAMAYINCA SENARYO YAZDI

274
HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Türkiye’de artık hak, hukuk, adalet kavramlarının hükmü kalmadı. Hukuk cinayetleri öyle kıyıda köşede, tenhada değil, kapısında ‘adalet sarayı’ yazan binaların içinde hâkimler ve savcılar tarafından işleniyor. Her gün daha da artan bir pervasızlıkla işlenen hukuk cinayetleri yüzünden Türkiye’nin ismi beşinci sınıf demokrasilerle beraber zikrediliyor.

Memlekette adaletin a’sının kalmadığını ispat eden son hadise Kayseri’de yaşandı.  Boydak davasında Savcı Salih Kılıçdağı, 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden aileye ve grup şirketlerine ait bütün malların müsadere edilmesini talebinde bulundu.

Şirketten daha önce kovulmuş birkaç ismin muğlak beyanlarından hareketle Anadolu sermayesinin yüz akı bir ailenin elinde ne var ne yok hepsine devlet el koyacak!

SUÇTAN ELDE EDİLMİŞ GELİR YOKSA EL KONULAMAZ

Müsadere kararının nasıl alınabileceği Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 54. Maddesi’nde tanzim edilmiş. İlgili maddelerde suçtan elde edilen gelirlere el konulabileceği belirtiliyor. Bunun anlaşılmayacak bir tarafı yok. Tevile ihtiyaç bırakmayacak berraklıkta kaleme alınmış madde.

O halde Boydaklar hangi suça karışmış ki Savcı Kılıçdağı mahkemeden böyle bir talepte bulunuyor. Sanayicilikte 63 senelik mazisi olan, 14 bin kişiyi doğrudan istihdam eden, Kayseri’de devletin topladığı 100 liralık verginin 45 lirasını ödeyen Boydak’ın parayı nereden kazandığını savcı bey bilmiyor olamaz.

Maksat bağcıyı dövmekse her şey mubah, öyle mi? Ne de olsa Adalet ve Kalkınma Partisi’nin fetva emini, “Kavgada yumruk sayılmaz.” diyor.

DEFTERLERİ DİDİK EDİLDİ, KANUN DIŞI BİR İŞLEM TESPİT EDİLEMEDİ

Boydak Holding 5 Eylül 2016 tarihinden beri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından idare ediliyor. Ellerinin altındaki grup şirketlerin tek suç delili bulamadılar. TMSF bütün defterleri didik didik etti.

Şirketin kuruluşundan bugüne her safha gözden geçirildi. Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) başta olmak üzere onlarca idare, şirketlerin ve ortakların hesaplarını geriye dönük inceledi. Buralardan TCK’da tarif edilen suç tanımına girecek illegal bir bilgi, evrak bulunamadı. Hal böyle iken savcı eski çalışan ya da ortaklardan birilerinin ‘tahmin ediyorum’, ‘görmedim, fakat duydum’ ya da ‘yapıp yapmadığını bilmiyorum’ nevinden şüpheli beyanlarına sarıldı.

SAP VE LOGO PROGRAMLARINI BİNLERCE ŞİRKET KULLANIYOR

Savcının senaryosu, yargının siyasetin güdümüne girdiğinde nasıl bir canavara dönüşebileceğini göstermesi açısından ibretlik satırlarla dolu. Savcı unvanı ile senaryo yazmaya kalkan Kılıçdağı gaf üstüne gaf yapmış.

SAP ve Logo diye iki ayrı muhasebe programı kullanılmasının ‘kayıt dışı işlemler’ şüphesi uyandırdığını söylerken ticaretten de muhasebeden da bîhaber olduğunu ele vermiş. Savcının şüphelendiği ‘SAP’, dünyanın en büyük yazılım firmasının muhasebe programı ki o programı Türkiye’de binlerce şirket kullanır.

Logo’nun da ne Hizmet Hareketi ile ne de Mor Beyin ile alakası var. Boydak Holding SAP’ın yanısıra Boğaziçi Üniversitesi mezunu Tuğrul Tekbulut’un birkaç arkadaşı tarafından 1984’te kurulan yerli yazılım firması Logo’nun da programını kullanmış. Savcıya göre iki ayrı program şüpheliymiş.

Sayın Savcı, Boydak Holding ne yapsa iyiydi! SAP ve LOGO kullanmak yerine hükûmetin ‘yerli WhatsApp’ dediği PTTmessenger’ı mı bekleseydi?

MUHASABE KAYITLARI MUNTAZAM OLDUĞUNA GÖRE

Savcı bey, hayal ürünü senaryoya heyecan katmak için de Mustafa Boydak’ın kalorifer kazanında bilgisayar yaktırdığını, Hacı Boydak’ın bilgisayarının temizlendiğini yazmış. Bu iddiaların mesnedi ne? Arif Budak isimli gibi sözde birkaç ‘gizli tanık’.

Kim ya da kimin dediğinin ehemmiyeti var mı? Hesapların giriş ya da çıkışlarında varsa bir anormallik savcı onu ispatlamalıydı. Dört koldan incelenmiş ve hepsinden tertemiz çıkmış bir holding için müsadereden bahsedilmesi en hafif tabirle aklını peynir ekmekle yemektir.

TİCARÎ KAZANÇ NE VAKİTTEN BERİ SUÇ

Savcı TCK 54’e göre müsadere kararı alınmasını talep etmek için evvela Boydak’ların gelirlerinin hangi suç ya da suçlar işlenerek elde edildiğini delillendirmeliydi. Ortada bir ticarî kazanç var. Ticarî kazancın devlet nezdinde vergi ve sigorta primi gibi her nevi mükellefiyeti yerine getirilmişse gerçek ya da tüzel kişilerin mal varlıkları müsadere edilemez.

Mülkiyet hakkı yerle bir edilmek isteniyor. Boydak’a el koyma kararının hukukî veçhesinin kalmadığı günden güne ortaya çıktığı için savcı, kamuoyunda yeni bir algı tesis etmeye çalışıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarın niyeti ilk günden belliydi. Kendisine yakın birilerine Boydak şirketlerini peşkeş çekmek için suç üstüne suç işliyor. Uyduruk KHK kararları ile şirketlerin satışının mümkün olmadığı görülünce müsadereye yeltendiler. İlk denemeyi de Kayseri’de yapıyorlar.

BOYDAK HOLDİNG, BOYDAK AİLESİNİNDİR

Ne derlerse desinler Boydak’ın mülkiyeti, Anayasa ve kanunlara göre Boydak ailesine ve diğer ortaklarına aittir. Bu hakkı gasp edilirse bu suça iştirak edenler ileride Boydak ailesine milyarlarca dolar tazminat ödemek mecburiyetinde kalacak.

Hukuk hiçe sayılarak el konulan, itibar suikastına maruz bırakılan Boydak, savcının iddia ettiği gibi herhangi bir suça karışmadığı gibi Türkiye’nin en şeffaf ve başarılı işletmelerinden biridir. Nasıl kaleme alındığı herkesin malumu tanık beyanlarını hüccet sayarak Anayasanın teminat altına aldığı mülkiyet hakkı çiğnenemez.

YENİ SENARYO: ŞİRKETLERİ SATAMIYORSAK, DEVLETLEŞTİRELİM

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın “Taşları döşüyoruz, yakında göreceksiniz.” diyerek itiraf ettiği güdümlü mahkemeler, Boydak gibi binlerce hayırsever insana ait şirketleri iade etmemek için yeni senaryolara ihtiyaç duyuyor.

Maksatları şu: Hak sahipleri savcının ‘müsadere’ talebini duyunca ürker ve kayyımlara göz yumar. Tam bir ölümü gösterip sıtmaya razı etme taktiği. Hizmet Hareketi’ne yakın 1.019 şirketin TMSF’ye emaneten verildiğini ve mahkemeler bitmeden satış ya da hisse devri gibi bir işlem yapılmayacağını bizzat devrin Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli dile getirmişti.

Gelin görün ki el konulan şirketler dört dörtlük çıkınca mahkemeden netice alma ihtimali de kalmadı. Şimdiki telaşları ve müsadere diye bağırmaları bundan…

TMSF’nin haksız şekilde mallarına el koyduğu Boydak ailesi yarım asırdır sanayicilik yapıyor, on binlerce insanı istihdam ediyor. Başarıları dünyada kabul görmüş bu sanayici ailenin mallarına el konulursa artık Türkiye’de kimsenin malı teminat altında olmayacaktır. Tabiatı icabı ürkek olan sermaye böyle bir ortamda durmaz, güvenli limanları doğru yol alır.

BOYDAKLARIN PANAMA VE MAN’DA GİZLİ HESABI YOK

Halihazırda mahkeme, Panama’da, Malta’da veya Man Adası’nda hesabı olmayan Boydak grubu hakkında değil müsadere kararı vergi cezası bile tebliğ edemez. Savcı Kayışdağı’nın hezeyanlarının 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kale alınması ekonomi için felaketin başlangıcı olur.

Boydak, Koza İpek, Naksan ve Alfemo gibi yüzde 100 yerli şirketlerin istikbali Ankara’nın dehlizlerinde hazırlanan talimatlarla karartılmamalı. Türkiye’ye yazık olur.

14 Aralık 2017’te yayımladığım makalede Ankara’daki bazı hazırlıklara dikkat çekmiş ve TMSF’nin idare ettiği şirketleri gasp etmek için hazırlık yapıldığını aktarmıştım. Maalesef o endişelerimde haklı çıktım. O günkü bazı tespitleri ehemmiyetine binaen tekrar dikkatinize sunarım:

15 Temmuz 2016’dan bu yana yüzlerce dava açıldı. O davalarda bu şirketlerin ve sahiplerinin darbe ile irtibatlı olduğuna dair tek delil bulunamadı. Hal böyleyken darbe ile irtibatı ispatlanmamış kişi ya da kişilere ait şirketlerin ve mal varlıklarının mülkiyetinin devlete geçmesi bu kadar basit mi? Türk Ceza Kanunu 54. Maddesi’nin birinci fıkrasında, “İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur.” deniliyor.

SAVCININ İŞLEMLERİ HUKUKEN YOK HÜKMÜNDE

Darbe suçunda kullanıldığı ispat edilememiş şirketlere ya da menkul kıymetler devlete aktarılabilir mi? Yine TCK’nın kazanç müsaderesini düzenleyen 55. Maddesi’nin birinci fıkrasında şu hüküm yer alıyor: “Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir.”

Kanun maddeleri müsadere için doğrudan suça iştirak edilmiş olmasına ve suçun işlenmesi ile elde edilen kazançlara atıf yapıyor. Hayalî bir örgüt ilan edip insanları bu örgüte üye yazmanın müspet (pozitif) hukukta karşılığı yoktur.

DEVLET GASPI OLARAK TARİHE GEÇER

Hukukta ‘yok hükmündeki’ işlemlerle binden fazla şirketin mülkiyetini devlete geçirmek ancak ‘devlet gaspı’ olabilir.

Siyasî talimatları yerine getiren savcı ve hâkimler, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141/1-(J) Maddesi’ni tekrar okusun lütfen!

Zira o madde hükmünce; ‘eşyasına veya diğer malvarlığı kıymetlerine, şartları oluşmadığı halde el konulan veya muhafazası için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı kıymetleri maksat harici kullanılan veya zamanında geri verilmeyen kişilerin, maddî ve manevî her türlü zararlarını, devletten talep edebilecekleri’ unutulmamalıdır.

(tr724)