ERDOĞAN, AHMET BEYİ NİYE ÖPTÜ?

588
ANALİZ | BÜLENT KORUCU

Çok değil iki ay önce konferans vermek istediği Marmara Üniversitesi’nde konuşacak salon bulamamıştı. Akademisyen olarak görev yaptığı okulun tavrı ağırına gitmiş: “Benimle öğrenciler ve gençler arasına kimse giremez, kimse bariyer koyamaz” demişti. ‘Kimse’ ile başlayan cümle kurma konusundaki mahareti(!) bilinen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bu cümlesini ‘kimse’ ciddiye almadı. Çünkü herkes ambargonun arkasındaki gerçek iradeyi biliyordu. Yüzde 50 ile seçim kazanmış bir genel başkan olarak rencide edici şekilde azledilmesinin artçı sarsıntılarıydı bunlar. Veda ederken, 1 Kasım seçimlerinde aldığı oyu hatırlatarak, “Dört yıllık bir hukuk oluştuğunu düşünüyorduk ancak bunun kısa sürmesi emin olun benim tercihim değildir, ortaya çıkan bir zaruretin gereğidir” demişti.

Davutoğlu’nun stratejik derinliği, global politikalar yanında şahsi kariyer planlarında da iflas etti. Erdoğan havuç ve sopayı en etkili onun üzerinde kullanıyor, kesin sonuç alıyor.

İşte o zaruret, yani cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugünlerde başka şekilde tecelli ediyor. Pelikan sürüsüne yem yapılan ve kovularak koltuktan indirilen Davutoğlu iltifatlara boğuluyor. Saray’da üç saat süren bir ağırlama, parti grup toplantısına beraber girip yan yana oturma gibi jestlerden dolayı Ahmet Bey pek bir mutlu. Çok çabuk havaya giriyor. “Sayın Cumhurbaşkanımızla bir görüşme gerçekleştirdik. Hem iki dava arkadaşı olarak, hem de devlet adamları olarak böyle kritik süreçlerde konuşmamızdan, görüşmemizden, istişare etmemizden daha doğal bir şey olmaz.” Kendini Erdoğan’la eşitleyen bu üslubun başına iş açması muhtemeldir, ancak şimdilik ses çıkmaz. O sözlerin, pili çıkarılıp dolaba kaldırılmadan önce Pelikanların gagalama gerekçeleri arasında yer alacağına emin olabilirsiniz.

GÜL’E KARŞI OPERASYON MU?

Pekala Ahmet Bey’in gülücükler saçarak dolaşmasına sebep olan iltifatların sebebi nedir, Erdoğan durduk yerde neden bu adımı attı? Öncelikle partiye hakimiyetini göstermek istediğini söyleyebiliriz. “En ağır muameleye maruz kalan adam bile bir parmak işareti mesafededir” mesajını verdi. ‘Seçimi de konuştuk, tek yürek olarak yola devam’ türü haberler bunu gösteriyor. Fakat sanılanın aksine bu fotoğraf parti içinde oluştuğu varsayılan muhalif hareketi bölmez. Zira Davutoğlu o hareket içinde değil. Ahmet Bey kendi kadrosu ve kariyer planı olan biri. Güçlünün icazetiyle ayakta durabileceğini bilecek kadar da rasyonel. Erdoğan güçlü olmaya devam ettikçe Abdullah Gül ve arkadaşlarıyla iş tutmaz. Ne zaman ibre o tarafa döner, o vakit Davutoğlu’nu farklı pozisyonda görebiliriz.

Eski Cumhurbaşkanı Gül’ün de onu yanında istediğini sanmıyorum. Erdoğan’ın apar topar yaptığı kongrede figüran olmayı kabul etmesini affetmiyor. Adeti olduğu üzere kendisine yakın kaynaklara şu açıklamayı yaptırmıştı: “Davutoğlu’nu bulup siyaset sahnesine taşıyan bizzat Gül. Ancak Gül’ün önünün kesilmesi için Köşk’teki süresi dolmadan apar topar olağanüstü kongreye gidilip Davutoğlu genel başkan ve başbakan yapıldı. Gül, o kongre nedeniyle Davutoğlu’na çok kırıldı. Şu ana kadar bu kırgınlığın azaldığına dair bir belirti yok. Davutoğlu ile Gül arasında hiçbir özel kanal bulunmuyor.”

Davutoğlu’nun kongreden sonraki tavırları da aynı minvaldeydi. Erdoğan’ın mavi boncuğu gerçekten ona verdiğini sanarak davranıyordu. O da Gül’e Başbakanlık yolunu tıkayacak adımları atmaktan geri durmuyordu. Mesela “Gül, milletvekili olacak mı?” sorularını, kendisinden böyle bir talep gelmediğini belirterek savuşturuyordu. Bir önceki cumhurbaşkanından bu talebi beklemek saflık değil kendi çapında kurnazlıktı. Bunlar hep kayıtlara geçti. Son mutluluk tablosu da bardağı taşıran damla oldu. Zaten birlikte değillerdi artık mesafe iyice açıldı diyebiliriz.

ALKIŞ MI YUHALAMA MI GELECEK?

Erdoğan’ın Davutoğlu’nun sırtını sıvazlaması, Suriye topraklarında devam eden askeri harekatla da alakalı. Bugüne kadar hiçbir başarıyı paylaşmayan ve hiç bir başarısızlığı üstlenmeyen Erdoğan’a bugünlerde bir günah keçisi lazım olabilir. Amblemindeki zeytin dalından anlamlar çıkarılan Soçi Zirvesi, Esad Rejiminin meşruiyetinin tesciliyle sonuçlandı. Bilgisayar oyunlarıyla desteklenen kahramanlık hikayelerinin doğru çıkmasını umuyorum. Ancak Davutoğlu’nun tekrar sahneye çağırılması hayra alamet değil. Alkışlanma hevesiyle çıktığı sahnede yuhalanma ihtimali gittikçe yükseliyor. Suriye konusunda akıllarda kalan ve bugün tepki toplayan açıklamaların pek çoğunda Davutoğlu imzası bulunuyor. Erdoğan, içinde Afrin geçen cümleler kurarak hafıza tazelememize sebep olan Ahmet Bey’i gülerek seyrediyordur. “Beni, Ahmet Bey kandırdı” cümlesi için saha ve zemin müsait.

Davutoğlu’nun stratejik derinliği, global politikalar yanında şahsi kariyer planlarında da iflas etti. Erdoğan havuç ve sopayı en etkili onun üzerinde kullanıyor, kesin sonuç alıyor.

(TR724)