‘SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ’ VE SUÇ TUZAĞI!..

179
Yorum | Erhan Başyurt

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 696 no’lu son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) haklı olarak çok tartışılıyor.

696 no’lu KHK’nın 121. maddesinin ‘iç savaş davetiyesi’ olduğu yönünde ciddi kaygılar var.

121’nci maddede şöyle deniliyor:

‘8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37’nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

(2) Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır.’

  1. maddeyi daha iyi anlayabilmek için atıfta bulunulan 6755 sayılı düzenlemenin ilgili 37. maddesine de öncelikle bakılmalı.
  2. maddenin eklendiği 37. maddede aynen şöyle deniliyor:

‘15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar veya tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile olağanüstü hâl süresince yayımlanan kanun hükmünde kararnameler kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu karar, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.’

Başka bir deyişle 8 Kasım 2016’da çıkarılan 6755 no’lu kanun düzenlemesinin 37. maddesinde 15 Temmuz ‘darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında karar alan, karar ve tedbirleri icra eden, her türlü adli ve idari önlemler kapsamında görev alan kişiler ile OHAL kapsamında yayınlanan KHK’lar kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren’ kamu personeline dokunulmazlık ve suç işleme özgürlüğü getiriliyor.

24 Aralık 2017’de çıkarılan 696 no’lu KHK’nın 121. maddesi ile de ‘Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler’ denilerek sivil vatandaşlara suç işleme özgürlüğü ve dokunulmazlık getiriliyor.

SADECE 15 TEMMUZ’U KAPSAMIYOR

İster kamu personeli 8 Kasım 2016’da, isterse sivillere 24 Aralık 2017’de verilen suç işleme özgürlüğü sadece 15 Temmuz darbesini kapsamıyor. ‘Terör eylemleri ile devamı niteliğindeki eylemleri’ ifadesi ile suça işlemeye teşviki geniş zamana yayıyor ve kapsamı belirsizleştiriliyor.

Şimdi 696 no’lu KHK’nın 121’nci maddesine sadece sivillere suç işleme özgürlüğü verdiği için tepki gösterenler maalesef yanılıyor. 6755 no’lu düzenlemenin 37. maddesi ile kamu personeline verilen ‘hukuksuzluk’ yapmak, ‘zulüm etmek’ yetkisi de aynı şekilde hukuksuz bir düzenleme ve kaldırılması gerekir.

Kamu görevlileri halka hizmet için vardır. Görevlerini de hukuk kapsamında icra etmek zorundadır. Onlara getirilen ‘suça teşvik’ KHK’lar ile 150 bin insanın ihracına, 250 bin insanın keyfi şekilde gözaltına alınıp on binlerce insanın hapse atılmasına, bebeklerin, hamile kadınların, hastaların ve kendisine bakamayacak kadar yaşlı insanların tutuklanmasına neden olmuş, binlerce masum insanın mallarına keyfi olarak el konulmasına ve 250 bin insana keyfi seyahat özgürlüğünü engelleme kararına imkân sağlamıştır. Yine kamu görevlilerinin tutuklulara işkence ve kötü muamelesine fırsat sağlamıştır.

Daha da açalım. Kamu görevlilerine suç işleme özgürlüğü getirilen 6755 no’lu düzenlemenin ekinde bizatihi 3 haber ajansı, 15 televizyon, 21 radyo, 39 gazete, 15 dergi, 29 yayınevi keyfi ve hukuksuz şekilde kapatılmıştır.

Kapatılan kanallar arasında Yumurcak TV, Bisiklet Çocuk Dergisi bile yer almaktadır.

Yine darbeden 9 ay önce kayyım atanan, Mayıs 2017’de MASAK’ın ‘kara para aklama söz konusu değildir, hiçbir terör örgütü ile bağlantı tespit edilememiştir’ diye rapor verdiği İpek Medya’ya ait Mart 2016’da kayyımlar tarafından kapatılan BUGÜN TV, Kanaltürk TV, BUGÜN Gazetesi ve Millet Gazetesi de yer alıyor.

6755 no’lu kararname ve kamu görevlilerine hukuksuzluk yapmaları halinde dokunulmazlık getiren 37. madde 696 no’lu son kararnamenin sivillere de suç işleme özgürlüğü getiren ve bugün çokça tartışılan 121. maddenin kaynağıdır.

Peki gerek 37. madde ile kamu görevlilerine gerekse 121. madde ile sivillere getirilen suç işlemeye teşvik, gerçekte bir ‘dokunulmazlık’ mıdır?

SİVİLLERE ‘SUÇ TUZAĞI’

‘Devamı niteliğindeki terör eylemleri’ ne demektir ve sivillerin gerek kamu görevlilerine ve sivil halka katliam uygulamasına imkân sağlar mı?

Gerçek şu ki, 37. madde de 121. madde de OHAL kapsamında Türkiye’de suç işleme özgürlüğü sağlamaktadır ancak gerçekte suç işleyen kamu görevlileri ve sivillere bir ‘suç tuzağıdır’!

Zira Türkiye, uluslararası hukuk anlaşmalarının altına ima atmıştır.

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne imza atmıştır. Her ikisi de değil OHAL KHK’ları anayasamızın bile üzerindedir.

İşkence, nefret suçları ve ayrımcılık suçları zaman aşımı olmayan suçlardır. Yine ‘devlet vatandaşının can güvenliğini sağlamak’, ‘adil yargılama yapmak’, ‘seyahat özgürlüğü sağlamak’, ‘ifade ve fikir hürriyetini temin etmek’ ile yükümlüdür.

OHAL kapsamında ‘dokunulmazlık’ getirilerek işlenen suçlar Türkiye’de yargılama konusu olmasalar bile uluslararası suçlar olarak yargılamaya açıktır.

Sorumlular, maddi ve manevi yükümlülükten kurtulamazlar.

OHAL kapsamında getirilen Türkiye’de ‘suça teşvik’ düzenlemeleri, gerçekte uluslararası yargılamalar için ‘suç tuzağı’ niteliğindedir.

Suç işleyenler yargılanmayacaklarını sanarak aslında uluslararası yargı önünde ‘tuzağa düşmüş’ olacaktır.

6755 no’lu hukuksuz düzenlemelere ve kamu görevlilerine dokunulmazlık getiren 37’nci maddeye tepki göstermeyenlerin 696 no’lu KHK’nın sivillere OHAL kapsamında Türkiye’de suç işleme özgürlüğü getiren ve ‘iç savaşa’ davetiye çıkaran düzenlemeye tepki göstermekle yetinmeleri de ya bilmemekten ya da samimiyetsizliklerinden kaynaklanmaktadır…

(TR724)