UMUR TALU NE OLUR BİZE PARİS’TEN BİLDİR!..

242

CEVHERİ GÜVEN

Nedim Türfent, genç meslektaşlarımdan biri. 19 aydır tutukluydu ve geçen hafta karar duruşmasında 8 yıl 9 ay hapis cezası aldı.

Aleyhine ifade veren 24 tanığın tamamı ifadelerin işkence altında alındığını söyleyip geri çekmelerine rağmen.

Nedim 40’lı yaşlarına doğru hapisten çıkmak üzere hükümlü hale gelirken; yine geçen hafta medya dünyamızda pek mühim başka bir hadise daha yaşandı…

‘Nedim Türfent, 19 aydır tutukluydu… 8 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Ürkütmeyecek dozda vicdan yazıları yazan Umur Talu ise gazetesinin Paris Temsilciliği’ne getirildi. Oysa bu meslekte Talu’ya değil Türfent gibi gazetecilere ihtiyaç var…’
nedim türfent ile ilgili görsel sonucu
19 aydır tutuklu bulunan gazeteci Nedim Türfent

Umur Talu, Habertürk Gazetesi’nin Paris Temsilciliği’ne getirildi.

Bazıları için hayat ne kadar kolay. Artık Paris’te yaşamak istiyor ve Paris Temsilcisi oluveriyor.

Yeni pozisyonunu duyurduğu yazısında şöyle diyor:

“İlk kez 44 yıl önce çocukluktan gençliğe geçerken bursla geldiğim Paris’te bu kez ‘mesleğim’le daha uzun süreli kalacağım.”

Mesleğimle kelimesini tırnak içine alması oldukça isabetli olmuş. Umur Talu’nun Paris’te haber peşinde koşturacağını hiçbirimiz beklemiyoruz zira.

Etliye sütlüye dokunmadan yazanlar için bile tehlike arzetmeye başlayan Türkiye’den uzakta, patron parasıyla hayatının geri kalanını konfor içinde geçirecek.

Serdar Turgut da öyle mesela. Canı artık Amerika’da yaşamak istedi ve adeta ışınlandı oraya. Washington’da ne gazetecilik yaptığı meçhul. Zarrab davası gibi büyük bir gazetecilik olayında arazi modunda örneğin.

Umur Talu, Sabah’tayken astsubayların haklarına takmıştı bir ara. Bir milyon tane filan bu konuda yazı yazdı.

Oysa şu an sorgusuz soruşturmasız binlerce astsubay mesleklerinden ihraç edildi. Talu’nun çok sevdiği konu olan OYAK’a ödedikleri kesintiler dahi verilmedi. Üstelik tutuklananların büyük çoğunluğu işkence gördüler.

Onlarca astsubayın duruşma tutanaklarına geçirdikleri işkenceler konusunda Talu kapı duvar. Çünkü vicdanın bir dozu var.

Türk basınında fincancı katırlarını ürkütmeyecek dozda vicdan yazıları fışkırtabilecek bir yazar bulundurmak adettendir.

Her daim ultra konforlu bir hayatları vardır ama köşelerinde dertli pozlar verip etik ve epik satırlar akıtırlar.

Bu ‘Vicdan Abi’ler kendilerine küçük birer vicdan konusu bulup onun üstüne yazarlar da yazarlar. Dolgun maaşlarını ödeyen ve Paris gibi hoş şehirlere onları ışınlayabilecek patronlarının da vicdanlarını rahatlatırlar böylece.

Paris…

Bir patron ancak metresine böyle bir jest yapar.

Ne şahane bir hayat armağanı. Yeter ki dekordaki vicdan pozisyonunu koru.

Mesela Hıncal Uluç’un dekordaki yeri farklıdır. Uluç, “laik” parçadır. Sabah denen batakhanenin seküler sermayesi…

Bu ‘Dekor Abi’lerin bir de bitmeyen “çocuğumun okul taksidi” vardır. 40 yaşına gelmiştir evlatceğizleri ama parayı hep onlar için kazanmak zorundalardır, bin yakınmalar, bin oflu puflu anlatım arasında. Geçim dertleri hiç bitmez…

Sanırım 100 yaşına gelmiş Erdal Şafak da öyle. Her bir nüshasında rezaletin heykelini diken Sabah’ta paraya ihtiyacı olduğu için çalışıyordur, “yoksa bu tarz bir yayıncılığın içinde olmam” teranesini tekrarlayıp durur koltuğunun altındaki Fransızca gazeteleriyle yürürken.

Hep fukaralıktan istismara uğramaktadır bu körpecik “Vicdan ve dekor Abi”ler.

Aslında Paris değil mesele. Gönlüm nereyi isterse. Brüksel de olur, Pekin de..

Turgay Ciner, vicdan da vicdan yazan bu abiyi Paris’te pamuklar içinde yaşatarak; Afşin’deki madeninde 6 yıldır göçük altından çıkartmadığı 9 madencinin vicdan azabını hatırlamayacak kadar derine gömer.

Ne iyi patrondur o, ‘Vicdan Abi’yi zor zamanda memleketten uzağa güvenli bir beldeye sağ salim çıkarmıştır…

Herhalde kötülüğün sürdürülebilir olması için bu tür havalandırma deliklerine ihtiyaç var.

Reisleri Tayyip de böyledir. Parkta oynayan çocuğun sırtı terli diye annesine fırça atar ama diğer taraftan onlarca bebeğin ölümüne sebep olur politikaları…

Çok lazımdı gazetecilik ve yurdum insanı için Umur Talu’nun Paris’ten bildirmesi.

Oysa gazetecilik için de yurdum insanı için de Nedim Türfent’e de hapisteki 200 gazeteciye de çok ihtiyaç var.

Velhasıl Ahmet Kaya’nın dediği gibi aziz okuyucular: “Bu memlekette başı belaya girmeyene adam demem”

Umur Talu’nun başı belaya girmez. Nedim Türfent’in girer…


Kaynak: http://www.kronos.news/tr/umur-talu-ne-olur-bize-paristen-bildir/