MİT, ÜMİT HORZUM’U NEDEN KAÇIRDI?

642
DEVLET, EŞİNE ‘PEŞİNE DÜŞME’ DEDİ

Haber-Analiz | Kemal Devran

Türkiye’de Hizmet Hareketi mensuplarına yönelik kaçırma ve işkence altında illegal sorgulama vakalarına bir yenisi daha eklendi. AKP hükümetinin yasal düzenlemeleriyle suç işlediği tespit edilse bile soruşturulamaz hale gelen MİT mensupları, Ankara’da Türkiye Akreditasyon Kurumunda Uzman Yardımcısı olarak çalışan Ümit Horzum’u kaçırdı. 6 Aralık 2017 Çarşamba akşamı saat 18.00 sıralarında Ankara Yenimahalle A City Alışveriş merkezi yakınında kaçırılan Horzum ile Türkiye geneli kaçırılan sayısı 13’e yükseldi. Horzum Ankara’da kaçırılan 11. Vaka olarak kayıtlara geçti.

Ümit Horzum’un kaçırıldığı bilgisi görgü tanığı bir arkadaşı tarafından eşi Aynur Horzum’a bildirildi. Aynur Horzum, ilk olarak eşinin gözaltına alınıp alınmadığını araştırdı. Emniyet Müdürlüğü, jandarma ve savcılık makamlarına giderek bilgi almaya çalıştı. Ancak eşinin izine rastlayamadı. Ümit Horzum hakkında güvenlik birimlerinde gözaltına alındığına dair bir kayıt bulunmadığı açıklandı.

Aynur Horzum, bu kez evlerinin yakınlarında bulunan Jandarma karakoluna ‘kaçırılma’ olayı ile ilgili resmi müracaatta bulunmak istedi.

Görevliler eşinin kaçırıldığına inanmadığı gibi Ümit Horzum’un yurtdışına kaçmış olabileceğine dair imalarda bulundu.

EŞİNİN PEŞİNİ BIRAK!

Ayrıca Jandarma Komutanı, Ümit Horzum’un arandığını belirterek Aynur Horzum’a “eşinin peşini bırak, bu adam müebbetlik örgüt yöneticisi bundan sana hayır gelmez” ifadelerini kullandı. Aynur Horzum, müracaat ederken “eşinin kaçırıldığını” ifade etmesine rağmen, başvuru tutanağa, ‘kaçırılma’ olarak değil, ‘kayıp’ olarak geçirildi.

Aynur Horzum Jandarma karakolundan sonra olayın gerçekleştiği A City AVM’e bölgesinden sorumlu Emniyet birimlerine de müracaat etmesine rağmen eşine ve eşinin kullandığı araca dair bir bilgiye ulaşamadı. Aynur Horzum, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na da müracaat etti. Ancak savcılar dilekçesini kabul etmedi. Son olarak bir savcı kayıt numarası vermeden dilekçesini teslim aldı fakat bir soruşturma açılmayacağını söyledi.

Kaçırma olaylarıyla ilgili diğer mağdurların aileleri de, benzer engellerle karşılaşmış, başvuruları ciddiye alınmadığı gibi araştırma da yapılmadığını savunmuştu.

İLLEGAL SORGULAMA İTİRAFI

MİT ile irtibatlı olarak çalıştığı bilinen Sabah gazetesi çalışanı Abdurrahman Şimşek, 28 Temmuz 2017 günü A Haber TV’deki canlı yayında kaçırılma olaylarıyla ilgili, “Aslında Milli İstihbarat Teşkilatı bu şahsı yakalıyor, illegal sorguluyor daha sonra devletin Emniyet Teşkilatına devrediyor” açıklamasında bulunmuştu.

Aynur Horzum, kaçırılan eşi ile ilgili müracaatları yaparken, AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen gazeteci Cem Küçük, bir tv kanalında Gülen Cemaati mensuplarına yönelik açıklamalarından bahisle “devlet almıştır” şeklinde ifadeler kullandı. Küçük, ayrıca Gülen cemaati mensuplarının konuşturulması için her türlü işkence yöntemlerinin uygulanması gerektiğini savunmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen ve metin yazarlığını yapan AKP Milletvekili Aydın Ünal da Yenişafak Gazetesi’nde 2 yazısı ile “yargısız infaz” ifadeleriyle cemaat mensuplarını aileleri yönelik baskıların artacağını açıklamıştı.

‘İŞKENCE ALTINDA İLLEGAL SORGU YAPILDI’

Aynur Horzum, 17 Ağustos 2016’da jandarma tarafından evlerinin basıldığını eşi Ümit Horzum’un evde olmadığı için gözaltına alınamadığını anlattı. Eve baskın olduğunu öğrenince de basında yer alan işkence görüntülerinin etkisi ile OHAL bitene kadar teslim olmamaya karar verip evden ayrıldığını ifade ediyor. Ümit Horzum 672 sayılı OHAL KHK’sı ile memuriyetten çıkarılmıştı.

Horzum gibi kaçırılan 13 kişiden Sunay Elmas’tan 2 yıldır haber alınamıyor. Elmas 27 Ocak 2016’da kaçırılmıştı. Ayhan Oran kaçırılalı ise 1 yıldan fazla oldu. 1 Nisan 2017’de kaçırılan Önder Asan ise 42 gün işkence gördükten sonra şehir dışında bir bölgede bırakılarak polise teslim edilmişti. Önder Asan, şunları anlatmıştı: “Kendilerini polis olarak tanıtan kişiler beni indirip siyah bir transporter araca bindirdi. Gözlerimi bağlayıp bilinmeyen bir yere götürdüler. Yol boyunca dövdüler, hakaret ettiler. Sonra kelepçeleyip bir hücreye koydular. İşkenceler gördüm. 12 Mayıs’ta beni yine gözü bağlı olarak minibüse bindirdiler. Araçtan indirip gözlerimi açtılar. Eymir Gölü’nün yanıydı. Ankara Emniyeti’ni aradılar. Bana, ‘Ben Fethullahçı Terör Örgütü üyesi Önder Asan, teslim olmak istiyorum. Lütfen gelip beni teslim alın’ dedirttiler. Sonra polisler gelip beni aldı.” Demişti.

MİT’e suç işleme özgürlüğü getirildi

İllegal faaliyetler yürüttüğü ortaya çıkan MİT’e yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7 Şubat 2012 tarihinde yapılan operasyon sonrası Erdoğan ve AKP hükümeti bir dizi yasal düzenleme yapmıştı. MİT’e sınırsız yetkiler tanınarak dokunulmazlık yetkisi verildi.

2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri Ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun “Soruşturma izni ve yargılama” başlıklı 26’ıncı maddesiyle MİT’e gibi suç işleme özgürlüğü de getirilmişti.