“İHLAS” ARTIK UCUZ BİR ELEKTİRİKLİ EV ALETLERİ MARKASI!..

695
CEM MORA

İHA muhabirinin kamerası Erzurum’un Korucuk köyünde yaşayan kendi halinde bir masumu zindana attırıyor. Gazetecilik cinayetini herkes görüyor. Daha kötüsü ise, artık 90’lardaki gazetecilik duyarlılığı ve mesleki haysiyet ortalarda yok.

Yıl, 1993. Bütün dünyanın kayıtsızca seyrettiği Bosna Savaşı’nın en kanlı günleri. Türk halkının gözü kulağı Balkanlar’ın sancılı coğrafyasında…

Türkiye gazetesi muhabiri Yusuf Sancak, o günlerde ‘hanuttan hallice’ bir iş gezisi için dönemin ünlü siyasetçisi Hasan Celal Güzel’le birlikte Bosna Hersek’e gitti.

Birkaç gün sonra gazetesi iletişim fakültelerinde ders olarak okutulacak bir manşetle okuyucu karşısına çıktı. “Yusuf Sancak cepheden bildiriyor” spotunun altındaki başlık kan dondurucuydu:

“Cephede bir Sırp vurdum!”

Sırplar, bu haberden sonra Türk gazetecilerinin kendileri için askeri hedef olduğunu duyurdular doğal olarak.

Hoş, Sancak attığından emindi ama vurduğu konusunda tereddütleri vardı. Fakat şovenlik katılmış asparagas bölgede bulunan Türk gazetecilerini hedef yapmıştı.

Fotoğraf altında şunlar yazıyordu:

“Bu silahla vurdum… Cephe komutanının izniyle önce Sırp mevzilerini gözleyip, dürbünlü tüfekle hedefin tespitini yaptım. Daha sonra da elimdeki silahla Sırp caniye ateş ettim…”

Haydi Yusuf Sancak cürmünü işledi, sözüm ona haberini yazdı, başlığını ve fotoğraf altlarını yazdı. Gazeteye basılana kadar hiçbir sorumlu editör, müdür kontrol etmedi mi? Ya da gördü de “o kafa” dan olduğu için bir beis mi görmedi?

O günlerde okuyucunun da hoşuna gitti, konuyla ilgili duyarsız kaldı ama 90’ların Bab-ı Ali’si bu vahim haberciliği affetmedi. Enver Ören’in Türkiye Gazetesi de direnemedi, gazeteciyi kapının önüne koydu.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, bir haber okumuştum. “Cephede bir Sırp vurdum…” haberini yapan Yusuf Sancak kenar mahalle manavlarından birinde tezgahtarlık yapıyordu. Belki de baştan beri olması gereken yerdeydi.

Fakat gelenek değişmedi. Enver Abi’nin Türkiye Gazetesi her dönem “gelene ağam, gidene paşam” dedi. Arsız ırkçılar, paramiliter çıkıntılar, ergen İslamcılar her zaman “İhlas”ta yer bulabildi. Emekli askerlerin ve istihbaratçıların cirit attığı Cağaloğlu’ndan Yenibosna’ya, plazaya taşınsa da değişen fazla bir şey olmadı.

Göz ucuyla bakınca gerek Türkiye Gazetesi içinde, gerekse yandaş medyada “Enver Abi’nin çorbasını içmiş”lerden bolca bulabilirsiniz.

Haydi ileri karakollarda emir bekleyen Nuh Albayrak’ları veya “dar daire”ye alınan Cem Küçükleri, Fuat Uğur’ları bir kenara bırakalım. Erzurum’daki yerel muhabir bile “dolu” gidiyor Pasinler’in Korucuk köyüne ve şarjörünü boşaltıveriyor güpegündüz “masum köylü”lere…

korucuk

Artık her kimse, “Ben FETÖ diyorum, sen Hocaefendi” diyorsun, diyor… Gazetecinin soru sormaktan ve bilgi almaktan da önemli vazifeleri varmış gibi davranıyor.

60 yaşındaki köylü ‘Ne yapmış Hocaefendi, kime ne yapmış, dünyanın her tarafında bayrağımızı dalgalandırmış’ diyor.

Gazeteci kılığı ile gitse de bir anda kendini polis, savcı, hakim yerine koyuyor ve hükmünü veriyor. Terörü övmek suçtur, suç işliyorsun diyen gazeteci kılıklı adam…

“Darbeyi ben görmüşem 80’de” diyen köylüye kumpas videosunu çekiyor bir yandan da.

Tuzak sorularla polislere ve savcılara malzeme devşiriyor, “Bu örgütün elebaşı o değil mi” diye. Şıppadak “vatan haini” yaftasını veriyor.

Eee, cinsine çekecek ya… Balkanlar’da bir Sırp vuran Yusuf Sancak’ın “eleman”ı görevini harfiyyen yapıyor.

Şu var ki, o günlerde Yusuf Sancak’ın silahı patladı mı, patlamadı mı bilmiyoruz. Fakat İHA muhabirinin kamerası Erzurum’un Korucuk köyünde yaşayan Fethullah Gülen ile aynı soyadı taşıyan Murat Gülen adlı kendi halinde bir masumu zindana attırıyor. Gazetecilik cinayetini herkes görüyor.

Daha kötüsü ise, artık 90’lardaki gazetecilik duyarlılığı ve mesleki haysiyet ortalarda yok. Korkunun krallığı bütün ülkeyi esir aldığı için taammüden cinayetler “iş kazası” bile sayılmıyor.

Bir manav tezgahını idare edemeyecek, iki koyunu güdemeyecek, sokakta çakmaklara gaz dolduramayacak, doğru düzgün Türkçe konuşamayan muhabirler Ahmet Akbuğa ve Şahap Gürler muteber gazeteci…

İhas mı? Haa, o eski bir ucuz elektirikli ev aletleri markası…

NOT: Erzurumlu yerel muhabir gibi kurumsal olarak İHA da savunmasız Murat Gülen’e hakaret etti ve hedef gösterdi. İşte yayınladıkları video ve altyazıları…


Kaynak: http://www.kronos.news/tr/ihlas-artik-ucuz-bir-elektirikli-ev-aletleri-markasi/