Yurt dışına çıkan 100 barış akademisyenine ‘terör örgütü propangandası’ suçlamasıyla dava açıldı

124

Almanya’ya sığınan yüz akademisyen hakkında İstanbul Savcılığının talebiyle “Terör örgütünün propagandasını yapmak” iddiasıyla dava açıldığı belirtildi. 2016 yılının Haziran ayında barış bildirisini imzalayan 1128 akademisyenden yaklaşık yüze yakını Almanya’ya sığınmıştı. Ekim ayının başında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafindan ‘Barış için Akademisyenler’ bildirisine imza atan akademisyenler hakkında yürütülen soruşturmada, bazı akademisyenlere “terör örgütü propagandası” iddiasıyla dava açıldığı ifade ediliyor.

Artigercek.com’un haberine göre, Almanya’da yayınlanan Süddeutsche Zeitung, NDR ve WDR televizyon kanalları bu konuyu gündeme getirdi. “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerden Hamburg Üniversitesi Sosyal Ekonomi Bölümü’nde Araştırma Görevlisi Dr. İlhan Dögüs genel olarak akademisyenler hakkında açılan soruşturmalar ve davaların ciddi zeka ve ahlaki sorun olduğunu belirtti.

Dögüs “Bu davanın kendisi ciddi zeka ve ahlak sorunu. Sonuçta barışa imza atmak katliamlara karşı duyulan bir tepkiydi. Asgari insan olma şartlarını yerine getiren herkesin bütün bunlara tepki göstermesi gerekiyordu. Barışa imza atan akademisyenleri terör propagandası ile adlandırmak ahlak ile açıklanacak bir durum değil“ dedi. Alman devletinin Erdoğan’in emriyle hareket etmeyeceğine inandığını da ifade eden Dögüs “Türkiye sınırları içerisinde akademisyenler hakkında dava açılması kolay olabilir ancak yurtdışında yaşayan akademisyenler hakkında nasıl dava açılabilir ciddi merak konusu. Alman devletinin Erdoğan’ın emriyle hareket edeceğini düşünmüyorum. Bütün bunlar Erdoğan’ın gündemde kalmak amacıyla oynadığı küçük oyunlar” şeklinde görüş bildirdi.

‘ÖRGÜT İLE MASAYA OTURAN SENDİN’

Dögüs konuşmasını şöyle sürdürdü: “Üç sene öncesine kadar örgüt dediğin kişiler ile sen masaya oturdun. Örgüt liderine övgüler yağdırdın. Şimdi Almanya’yı örgüte destek vermek ile suçluyorsun. AKP kendini dünyanın merkezinde görmekte. Akademisyenlerin dünyayı anlamak ve değistirmek üzere mesleki sorumlulukları vardır. Bu devletin her yaptığını onaylamak anlamına gelmez“.

Barışa imza atan akademisyenlerden Bremen Üniversitesi Misafir Ögretim Üyesi Dr. Çetin Gürer ise şu ana kadar kendilerine savcılıktan ellerine ulaşmış bir tebligat olmadığını ifade ederek “Muhtemelen hakkımızda başlatılan soruşturma tamamlandı, imzacı akademisyenler hakkında teker teker dava açıyorlar. Bu bir baskıdır. AKP hükümeti bizi takip etmeye ve üzerimizde baskı kurmaya devam ediyor. Hükümetin ve iktidarin peşimize düşmesi hakikatleri söylemiş olmamızdandır” dedi. Gürer, “Devletin Kürt illerinde hukuka aykırı bir biçimde savaş yürüttüğünü ve bu savaşın hukuk devleti ile bağdaşmadığını söylediğimiz için bildiriye imza atmıştık. Erdoğan hükümeti Kürtlere karşı bir savaş başlatmıştı. Kendi yürüttüğü kirli savaşa toplumdan destek bekledi. Bu konuda halka baskı uyguladı. Biz bu baskılara göz yummadık ve iktidarin savaş mantığını bozduk. Hakkımızda dava açılması bizi caydırmak ve korkutmak içindir“ diye konuştu.

Erdoğan’ın Almanya’ya sığınan akademisyenlere karşı kin duyduğunu da belirten Gürer, “Erdoğan Almanya’ya sığınan akademisyenlere özel olarak takmış durumda. Bu konuda Almanya’ya da baskı yapmak istiyor. Oysa yaptığımız çalışmalar ve açıklamalarımız düşünce özgürlüğü temelinde değerlendirilmeli” dedi.

‘BİLİM İNSANLARI DÜŞÜNCELERİNDEN GERİ ADIM ATMAZ’

AKP iktidarının akademisyenlere düşüncelerinde geri adım attırmak istediğini sözlerine ekleyen Gürer, “Hakikatlar ancak çürütüldüğü zaman bilimde adım atılabilinir. Öldürülen sivillerin nasıl hangi kurşunlar ile öldürüldüğü, katliamlar yapıldığı konusunda iktidar istiyorsa bizim düşüncelerimizi çürütebilir. Bilim insanı geri adım atmaz. İddialarımızın çürütülmemesi doğru yolda olduğumuzu göstermektedir” dedi.