İki soruşturma AKP’yi köşeye sıkıştırabilir; Zarrab davasında yeni isimler yolda

84

Sözcü Yazarı Zeynep Gürcanlı ABD’de Türkiye’yi etkileyecek iki farklı soruşturmayı yazdı. Zarrab Davasında Yeni isimler ile AKP’nin köşeye sıkışa bileceğini anlatan Gürcanlı ABD’de AKP’nin dağıttığı lobi paralarının sıkıntılı olduğunu söyledi

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı şöyle;

PLAN İYİ DE… YA ZARRAB DAVASI?

AKP’nin planı buraya kadar iyi. Kör-topal işliyor da…
Ancak sıkıntı, daha önceki politikaların sonuçlarıyla yüzleşmekte…
ABD’deki Reza Zarrab davasından bahsediyorum.

Zarrab davası iddianamesi, Türkiye’de bazı AKP hükümet üyeleri ile AKP
hükümeti tarafından atanmış üst düzey kamu bankası yöneticilerinin,
“ABD’nin İran ambargosunu delmek” için bir suç şebekesi kurdukları
iddiası üzerine kurulu.

İşte ikilem de burada…

AKP hükümeti bugünlerde İran odaklı Şii yayılmacılığını kesmeye çalışırken…
Bazı eski AKP’li bakan ve üst düzey bürokratlar, ABD’de bir mahkemede “İran
odaklı Şii yayılmacılığına finansal destek” sağlamakla suçlanıyor.

Neresinden bakarsan bak, karışık işler…

ZARRAB DAVASINDA YENİ İSİMLER YOLDA

ABD’deki Zarrab davasında savcılık -deyim yerindeyse- çin işkencesi yapıyor.
Savcılık, Zarrab ya da Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan
Atilla’nın mahkemeye verdikleri her dilekçeye yazdığı cevapta, davanın
genişleyeceğine ilişkin yeni ipuçları veriyor, ancak detaya girmiyor.

Atilla, “Zarrab’la davamızı ayırın” diye dilekçe verdiğinde, savcılık hemen
ortaya ek iddianame koymuş, AKP’li eski Bakan Zafer Çağlayan ile Halkbank
eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’ı da “sanık” yapıvermişti. O kadar ki,
mahkeme hakimi Richard Bermana bile duruşmada “Halkbank artık
davanın merkezine oturdu” yorumunu yapmıştı.

Şimdi de Atilla, “savcılığın sanık avukatlarıyla paylaştığı delillerde gizlilik
kalksın” diye dilekçe verdi. Hatta bu dilekçede, “gizlilik sürdüğü için,
Türkiye’deki ilgili insanlara bu delilleri gösteremiyoruz” yakınması yer
almış, savunmanın bu yüzden “Türkiye’den Atilla lehine şahitlik yapacak
tanık bulamadığından” şikayet edilmişti.

Savcılık, bu dilekçeye geçen hafta yanıt verdi. Ve yanıtta, Zafer Çağlayan ve
Süleyman Aslan’ın “son olmadıklarını”, davanın “yeni kişileri kapsayacak
şekilde genişleyebileceğini” ima etti. Savcılık yanıtında şöyle denildi:
“Atilla’nın avukatları yayınlanan ek iddianameyle savcılığın soruşturma
aşamasını bitirdiğini varsayıyor. Ancak kesinlikle yanılıyorlar. (Çağlayan
ve Aslan’ı da kapsayan) ek iddianamenin yayınlanmış olması, savcılığın
elindeki tüm soruşturma bilgilerini kamuoyuyla paylaştığı anlamına
gelmiyor. Hatta aksine ek iddianame söz konusu şebekenin savcılığın
yaptığı ilk suçlamaların çok ötesine gittiğini ortaya koyuyor…”
Savcılık açık açık “yeni deliller, suçlanabilecek yeni kişiler olabilir” diyor.
ABD’deki savcılığın yazdığı her dilekçe, Zarrab’la bağlantılı kişilerin uykularını
biraz daha kaçırıyor.

“TRUMP SORUŞTURMASI”NDA TÜRKİYE İZİ ARTIYOR

ABD, ciddi ciddi Başkanı Donald Trump’ın Rusya bağlantılarını araştırıyor.
Ancak soruşturma ilerledikçe, işin içine Rusya’dan çok Türkiye giriyor.
ABD Adalet Bakanlığı’nın Trump ve ekibinin, başkanlık görevini almadan
önceki dış bağlantılarını soruşturan özel yetkili savcı, “Türkiye dosyasını”,
Trump’ın sadece bir ay kadar ulusal güvenlik danışmanı olarak kalabilen,
ardından hakkındaki iddialar nedeniyle istifa eden Flynn’in Türkiye
bağlantılarını araştırarak açmıştı.

Şimdi “Türkiye dosyası”, Flynn’in dışında yine Trump’ın kampanya boyunca
en yakın danışmanlarından olan, CIA eski Direktörü James Woolsey’i de
kapsayacak şekilde genişliyor. Flynn’in lobi şirketinin Türkiye’de bir işadamıyla -Ekim Alptekin- anlaşma
yaptığı zaten resmi belgelerde mevcuttu.

Bu anlaşma yapıldıktan sonra Flynn’in Türk Hükümeti’nden iki önemli
bakanla New York’ta toplantı yaptığı, bu toplantıda da Fetullah Gülen’in
gizlice ABD’den kaçırılıp, Türkiye’ye getirilmesi olasılığının ele alındığı
Amerikan basınına yansımıştı.

İşin ilginci, söz konusu toplantıda yer alan Woolsey de, Wall Street Journal
Gazetesi’ne verdiği demeçte, toplantıyı da, konuşulanları da doğrulamıştı.
Şimdi ise Woolsey’in kendisinin de yine Türk işadamlarıyla benzer anlaşmalar
yaptığı iddiası ortaya atıldı.

Bu iddialar bizzat Trump’ı soruşturan özel yetkili savcı Mueller tarafından da
ciddiye alınmış olmalı ki, Amerikan basınında şimdi de Mueller’in Woolsey’i
ifadeye çağırdığı haberleri çıkmaya başladı.
Zarrab davasından sonra ABD’de yine AKP’nin başını ağrıtabilecek kritik bir
soruşturmanın taşları döşeniyor gibi…