Ne vakitten beri israfa ‘tasarruf’ diyorsunuz

214
HABER-ANALİZ | SEMİH ARDIÇ

Bütçe için para lazım. Halkın sırtına 50 milyar liralık ilave yük bindiriliyor. Halkı teskin etmek için biraz tasarruftan bahsetmekte fayda var. Hiç tutulmayan sözleri tekrar etmekte beis yok. Nasıl olsa herkes iki gün evvel ne konuştuğunu bile hatırlamayacak kadar günü birlik yaşıyor.

Hep aynı taktik, aynı iki yüzlü siyaset… 2017 bütçesi hazırlanırken neler söylenmişti?  Mesela Başbakan Yıldırım vatandaşa hangi taahhütte bulunmuştu? 8 Aralık 2016’da Çankaya Köşkü’nde Bakanlar Kurulu’nda 2017’nin kamuda ‘kemer sıkma ve tasarruf senesi’ olacağını ilan etmişti: “Son söyleyeceğim şey, önce milletten bir şey isterken kendimiz ne yapıyoruz ona bakmamız lazım. Devlet olarak 2017’de muazzam bir tasarruf yılı olacak. Çok ciddi tasarruflar yapacağız.”

BAŞBAKAN’DAN İSRAF İTİRAFI

Başbakan tasarruf derken neyi kast ettiğini de vuzuha kavuşturmuş. Aciliyet ve ehemmiyet arz etmeyen harcamalar yapılmayacak. Yeni bina ve araba alınmayacak. Aynı şekilde makam arabası, özel jet, helikopter ve tekne kiralanmayacak. Fuzulî seyahate çıkılmayacak.

Demek oluyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında 2017’ye kadar bütün bu kalemlerde kaynaklar heba edilmiş. Harcamalar şirazeden çıkmış. Başbakan bunların hesabını sormak yerine kendince vaziyeti toparlamaya, halkı ikna etmeye çalışıyor. “Bir anlamda vatandaşlarımızdan bir şey isterken, ‘hadi dövizini bozdur ülkene omuz ver’ derken, önce devlet kurumları olarak bizler elimizi taşın altına koymamız lazım.” sözleriyle biten o konuşmada vaat edilenlerle tahakkuk edenler arasında dağlar kadar fark var.

BEYANLA FİİL ARASINDA TEZAT VARSA

Yıldırım’ın tasarruf paketinin akıbeti daha evvel Recep Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu’nun ‘Başbakan’ olarak vaat ettikleri tasarruf paketlerinin akıbetinden farklı olmadı. Kamuda taşıt saltanatına 2017’de son verilemediği gibi kiralık araba sayısı katlandı. Hal-i hazırda kamu idarelerine toplam 17 bin 768 kiralık taşıt tahsis edildi.

Daha vahim kısmı da şu ki, kiralık arabalardan yüzde 99’u makam arabası. İtfaiye taşıtı, ambulans vs. olarak kullanılmıyor bu kadar taşıt. Hepsi ile A bakanlığının B dairesinde C isimli şefin ve ailesinin bilumum işlerini görülüyor. Bu taşıtların bir de şoförü var. Bazı hallerde ilave koruma eskortu da tahsis ediliyor. Onların maaşları taşıt giderleri cetvelinde değil personel giderleri altında gösterildiğinden taşıt kirasına harcanan tutar ilan edilen tutarın fevkinde.

HOLLANDA’DA BAŞBAKAN’IN BİSİKLETİ

Hollanda’da Başbakan kral ile görüşmeye bisikletle gidiyor Türkiye’de kamu envanterinde kayıtlı 120 bine yakın otomobil kâfi gelmiyor, şirketlerden kiralama yoluna gidiliyor. Vatandaştan tahsil edilen vergilerin nasıl çarçur edildiğini görmek için uzun uzun tahkikat yapmaya lüzum yok. Arabaların ekseriyetinin idarecilere, korumalarına tahsis edilmesi ‘makam saltanatı’ uğruna milyonlarca liranın heba edilebildiğin ispat ediyor.

Makam taşıtı furyası öyle bir noktaya geldi ki kiralık araba sayısı bir ayda 4 bin 97 adet arttı. 29 Haziran’da 13 bin 671 olan kiralık araba adedi 2 Ağustos’ta 17 bin 768 oldu. Başbakan’ın ‘araba ve bina kiralanmayacak’ talimatına rağmen kiralık taşıtlara 540,8 milyon lira ödendi. Personel giderleri hariç…

DEVLET KİRACI OLDU

Yine hizmet binalarına da 696,9 milyon lira kira ödendi. Lojman ve tesis zengini devlet, kiralık bina tutuyor! Güleriz ağlanacak halimize. Bakanlıkların Ankara ve İstanbul başta olmak üzere şehirlerde AKP’li müteahhitlere ait binalarda kiracı olması manidar. Binaların ne kadarının ihtiyaçları karşıladığı ayrı bir mevzu. Teferruatlı malumat için Maliye Bakanlığı Harcırah ve Taşıt Dairesi Başkanlığı kayıtlarına bakılabilir.

SARAY’A 10 ZIRHLI TAŞIT DAHA ALINACAK

2017’de taşıt alımı da kiralama işlemi de hız kesmediği gibi bu kalemlerin 2018 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nda küçülmediği müşahede ediliyor. Kiralama bir yandan satın alma diğer taraftan vatandaşın vergileri yine çarçur edilecek.

Bin küsur odalı Saray’ın günlük harcaması 15 milyon lirayı aşacak ve taşıt filosuna 38 yeni taşıt dahil edilecek. Yeni arabalardan 10’u özel zırhla donatılacak. Bunlardan 8’i bütçedeki azamî fiyat tahdidinden muaf tutulacak. Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan hangi zırhlı arabayı beğenirse fiyatına bakılmadan alınacak.

SARAY’IN KAMYONLARI NE TAŞIYACAK?

Saray zırhlı arabaların haricinde 14 binek otomobil, 4 minibüs, 2 panelvan, 6 otobüs ile biri 12 tonluk, diğeri 17 tonluk 2 kamyon satın alacak. Saray’da niye kamyona ihtiyaç duyduğunu hep merak etmişimdir. Lazım olduğunda en yakın belediyeden, DSİ’den rica edilse Saray’a ‘hayır’ diyecek halleri yok herhalde.

Köprü açılışında Cumhurbaşkanlığı forsu olmayan bareti bile kullanmayan Erdoğan, forstan mahrum kamyonu ne yapsın! Ne de olsa itibardan tasarruf olmaz. Saray’ın mevcut araç filosunda 2 limuzin, 14 zırhlı araç, 28 adet 4×4 cip, 6 ambulans, 2 itfaiye, 83 Volkswagen, 33 Mercedes ve 10 Audi marka araçlar da bulunuyor. Saray’ın filosundaki taşıt sayısı 2018’de 268’den 306’ya çıkacak.

3 BİNE YAKIN YENİ MAKAM ARABASI

Satın alma furyası Saray ile mahdut kalmayacak. Genel bütçeye tabi kamu kuruluşları 2018’de toplam 4 bin 500 yeni araba alacak. Hadi bin 600 ambulansı bu rakamdan düşelim. Ambulansların vatandaşa verilecek sağlık hizmetlerinin kalitesini artırma yolunda ciddi katkıları olacaktır. Mamafih geride kalan 2 bin 900 taşıt ne maksatla kullanılacak? Maalesef ekseriyeti yine makam arabası olarak tahsis edilecek.

Başbakan Binali Yıldırım’ın sözlerine rücu edecek olursak vatandaştan 50 milyar liralık ilave vergi fedakârlığı beklemeden evvel kamudaki bu israfa son verilmeliydi. Ne öyle bir adım atıldı ne de kimsenin böyle bir derdi var.

ABDULLAH GÜL’E 18 ARABA YETMİYOR

Erdoğan’ın selefi 11. Reis-i Cumhur Abdullah Gül’e emeklilik günlerinde kullanmak üzere 18 araba tahsis edilmesi, hatta Gül’ün sözcülerinin bu sayının bile kâfi gelmediğini kaydetmesi, belediye başkanlarından valilere, Diyanet İşleri Reisi’nden TBMM Başkanı’na kadar herkesin milyonluk Mercedes yarışına girmesi de gösteriyor ki israf sari (bulaşıcı) bir hastalıktır.

İktidara yakın olanlar o hastalığın pençesinde kıvranıyor, vatandaşa hizmet için çıktıkları yolda bambaşka bir şahsiyete dönüşüyorlar.

İtibar ile gösterişi birbirinden tefrik edemeyecek kadar sonradan görmelerin, nam-ı diğer kifayetsiz muhterislerin işgal ettiği devlet kademelerinde ‘tasarruf’ denildikçe israfın yaygınlaşmasına niye şaşırıyoruz ki!

Ezcümle bütçeyi TBMM’den geçirene dek iktidar mümessillerinden duyduğum her ‘tasarruf’ kelimesini ben ‘israf’ diye anlayacağım.

(TR724)