1 hain, 1 şehit, 1 kahraman bulundu mu? Hikâye tamam…

219

[Ahmet Dönmez, yazdı]

15 Temmuz gecesinin bazı nirengi noktaları var. Bu noktalar içerisinde önemli semboller, trajediler ve bir o kadar da gizemli olaylar mevcut. Gölbaşı’ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda (ÖKK) yaşananlar bunlardan biri. Önemi biraz da hükümet ve askeri kaynakların, “Özel Kuvvetler düşseydi darbe başarılı olurdu. Darbeciler orada yenildi” tespitinde yatıyor.

Şehit Astsubay Ömer Halisdemir, 15 Temmuz direnişinin en önemli sembolü. Şahadeti de o gecenin trajik hadiselerinden bir tanesi. ÖKK Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı’nın “15 Temmuz kahramanı” ilan edilmesi de ÖKK’yı hain darbe girişiminin merkezine oturtuyor. Gel görelim orada yaşananlar, o geceyi bir o kadar da gizemli hale getiriyor.

Aksakallı Paşa’nın, Şehit Halisdemir davasına bakan Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifade, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin bu sis bulutunu dağıtmadı. Kendisine, tr724 olarak iki bölüm halinde 33 soru yönelttik. Gelinen noktada bir ara toplam yapacak olursak elimizde her yönüyle karmaşık, tuhaf bir baskın var.

SEMİH TERZİ ÖKK’YA NEDEN VE NASIL GELEBİLDİ?

Önce belki bu ‘baskın’ ifadesinden başlamak gerek. Neden? Çünkü ÖKK Karargâhı’nı bastığı ifade edilen ÖKK 1. Tugay Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi gerçekten oraya baskına mı geldi yoksa ‘devir-teslim’ için özellikle mi getirtildi? Terzi istenirse Diyarbakır’da tutulabilirdi.

Olaylar şöyle gelişiyor. Terzi, öğlen saatlerinde Aksakallı’yı arayıp babasının rahatsızlığı nedeniyle Ankara’ya gelmek için izin istiyor. Komutan, kendisine izin verip ÖKK’nın bir kurye uçağını göndereceğini söylüyor. Fakat akşama kadar böyle bir uçak gitmiyor. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, akşam 17.30 sularında darbe ihtimalinden şüphelenip uçuş yasağı emri yayınlıyor. 19.30’da bu emir ÖKK Etimesgut Hava Alay Komutanlığı’na ulaşıyor. Bu nedenle Diyarbakır’a uçuşu 1 hafta önceden programlanan ve o gün Semih Terzi’nin de bineceği bilinen CASA uçağının kalkışı durduruluyor. Fakat ne hikmetse 20.50’de yeni bir emirle bu uçağın kalkışı talimatı veriliyor. Yasağa rağmen bu kararı veren kişi, Zekai Paşa’nın en önemli adamlarından Hava Alay Komutanı Albay Ümit Tatan. Hatta o gece görev yapan sanık pilotlar, Tatan’ın ısrarla bu kalkışı istediğini ve yakından takip ettiğini öne sürüyor. İddialar, Tatan’ın bu emri Aksakallı’nın talimatıyla verdiği yönünde.

Bu şimdilik sadece bir iddia olarak dursa bile kesin olan şu ki ÖKK Komutanı Aksakallı, saat 22.50 civarında darbecilerin kendisini görevden alıp yerine Semih Terzi’yi getirdiğini haber alıyor. Bu sırada CASA uçağı daha Diyarbakır’a iniş yapmamış. Uçağı gönderen Alay Komutanı Tatan da henüz darbecilerce derdest edilmemiş. İsteseler CASA’yı oraya indirmeyebilirler. Ama nedendir bilinmez, hiç böyle bir girişimde bulunmuyorlar.

BAŞBAKAN ‘DARBE’ OLDUĞUNU AÇIKLADIĞI HÂLDE…

Başbakan Binali Yıldırım 23.02’de NTV canlı yayınına bağlanıp bunun bir darbe girişimi olabileceğini açıklıyor. Uçak hala Diyarbakır’a inmiş değil. Bu arada Tatan, darbecilerce derdest edilirken Zekai Aksakallı da evinde telefon trafiği yürütüyor.

Bütün bunlara rağmen Terzi ile birlikte ÖKK 12. Tabur Komutanlığı’ndan 28 personeli alan uçak, saat 23.59’da Diyarbakır’dan havalanıyor. Yaklaşık 1,5 saat sonra Cumhurbaşkanı televizyondan halkı sokaklara çağırıyor. Uçak halen havada. 45 dakika sonra Terzi, ÖKK Etimesgut Hava Alay Komutanlığı’na iniş yapıyor. Hiç bir engel yok. Terzi’yi karşılayan alay komutan yardımcısı Ahmet Balaban, kendisine hiç bir şekilde uçağın indirilmemesi, Terzi’nin darbeci olduğu, ona karşı önlem alınması veya en azından Gölbaşı’na hareketinin durdurulması yönünde bilgi gelmediğini söylüyor. Şu ana kadar bunun aksini ispat eden bir delil ortaya konmuş değil.

HALİSDEMİR’İ 8 DEFA ARAYIP TERZİ’Yİ ÖLDÜRMEYE İKNA ETMİŞ

Sıra, oradan Gölbaşı’na helikopterle geçecek 14 kişinin seçilmesine geliyor. Terzi’nin yanında iki numaralı isim olan 12. Tabur Komutanı Binbaşı Fatih Şahin, bu görevi Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz’a veriyor. Yılmaz, 14 kişiyi seçip kendisi Etimesgut’ta kalıyor. Helikopter kısa sürede kalkıp gece 02.14’te yine hiç bir engelle karşılaşmadan Gölbaşı Oğulbey Kışlası’na iniyor. Kendisini orada bir grup ÖKK personeli karşılayıp “Hoş geldiniz” diyor. Burada da hiçbir olağanüstülük yok. Fakat Terzi ve beraberindekiler karargâh binasına yürürken, 02.16’da arkasındaki ağaçlık bölgeden açılan ateş sonucu ağır yaralanıyor. Onu vuran kişi, Astsubay Ömer Halisdemir. Aksakallı Paşa, ifadesinde, “Ömer’i 8 defa arayıp ‘Semih Terzi hain, onu öldür’ emri verdim” diyor. Yani adeta Halisdemir’i kuruyor, bu göreve kilitliyor.

Sonra Terzi’nin yanındakiler, ağaçların arasına kaçan Halisdemir’e ateş ediyor ve vuruyor. Ama ölmüyor. Terzi ile birlikte Diyarbakır’dan gelen ve Yüzbaşı Yılmaz’ın özellikle seçtiği 7 kişiden biri olan Üsteğmen Mihrali Atmaca, hayatta olduğunu bile bile ve yanındakilerin uyarısına rağmen bilerek-isteyerek 2 el daha ateş edip Halisdemir’i şehit ediyor. Bu arada Aksakallı, Halisdemir hariç Oğulbey’e bütün emirleri 14 personeli seçip Etimesgut’ta kalmayı tercih eden Yüzbaşı Yılmaz üzerinden iletiyor.

Sabah 10.00 sularında karargâha gelen Komutan, hem yerde cansız yatan Halisdemir’i alnından öpüyor hem de daha sonra Mihrali Atmaca’ya  “Aslanım, eline sağlık” diyor. Yani hem Terzi’yi vuranı hem de Terzi’yi vuranı vuranı tebrik ediyor. Sonrasında da hep Atmaca’ya sahip çıkıyor.

Bu arada Etimesgut’ta Yüzbaşı Yılmaz’ın seçip helikoptere verdiği 14 kişiden 13’ü o gece saf değiştirip darbecileri tutukluyor. Daha sonra Korgeneral Aksakallı’nın talimatıyla hazırlanan teftiş raporunda da bu 13 isim, ‘darbeyi önleyen personel’ olarak övülüyor.

EMİR-KOMUTA ZİNCİRİNİ KİM, NİYE BOZDU?

Denilebilir ki, diğer ifadelerle de birleştirildiğinde Semih Terzi, büyük ihtimalle darbenin emir-komuta zinciri içerisinde gerçekleştiği bilgisiyle hareket ediyordu. Zekai Aksakallı’nın da bu zincire dahil olduğunu sanıyordu. Gölbaşı’na da aslında çatışmaya gitmiyor. Bu nedenle ekibini özel olarak seçmiyor. Oğulbey’e kadar hiçbir engelle karşılaşmadan gitmesi bu yüzden onun açısından şaşırtıcı değil. Fakat bizim gibi sonradan gelişen hadiselere ve olayın geldiği noktaya bakarak 15 Temmuz’u analiz etmeye çalışanlar için en şaşırtıcı detaylarından biri.

Adeta oraya özel olarak getirtiliyor. Kendisi ise bunun planın gereği olduğunu düşünüyor. Muhtemelen sırtından yediği kurşunlarla yerde can çekişirken son düşündüğü şey, “Beni kim tuzağa düşürdü?” idi. Tıpkı Marmaris’e Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı almaya giden ekibin başındaki Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in, “Tuzağa düşürüldük. Bizi kim harcadı?” diye sorması gibi.

Netice itibariyle artık Gölbaşı ÖKK karargahında öldürülerek durdurulmuş bir ‘hain darbeci’, bir ‘kahraman şehit’, bir ’15 Temmuz kahramanı paşa’ ve ÖKK’yı aslanlar gibi savunan bir ‘kahramanlık hikayesi’ vardır elimizde. Maksat hasıl olmuştur…

(tr724)