Biri ikaz etsin! Not düştü, Başbakan’ın haberi yok

161

[Haber-Analiz: Semih Ardıç]

Türkiye’nin kredi notu çöp seviyesine ineli aylar oldu. Başbakan Binali Yıldırım, “Notumuzu indireceklerini söylüyorlar” dedi.

Türkiye’nin kredi notu çöp seviyesinde. Kredi notu veren akıl hocalarının üçü de Türkiye’yi ‘yatırım yapılabilecek’ adres olarak görmüyor. Moody’s ve Standard & Poor’s geçen sene Fitch ise 28 Ocak 2017’de notumuzu indirmişti.

Başbakan Binali Yıldırım’ın “Notumuzu indireceklerini söylüyorlar.” beyanatını okuduğumda milyonlarca insanın gözünün içine baka baka yalan söyleyenlerin rahatlığı karşısında dehşete düştüm. Sokaktaki bir insan herhangi bir mevzuda dilediği gibi konuşabilir, amma velakin Başbakanlık koltuğunu işgal eden biri ‘indirilecek not mu kaldı’ vaziyetini tam zıddı ile anlatamaz.

TÜRKİYE EMNİYETLİ LİMAN OLMAKTAN ÇIKTI

binali merkezBaşbakan da gayet iyi biliyor ki Türkiye son devirde sadece siyasî itibarını kaybetmedi yatırımcıları için emniyetli bir liman olma vasfını da kaybetti. Not indirimi yatırımcıları olup bitenden haberdar ediyor o kadar. Açık denizde su alan geminin batma tehlikesini dünyaya ilan edilmesinden gayrı hususî bir maksat yok.

Türkiye’nin kredi notunu 2012’de ‘yatırım için cazip’ seviyesine çıkardıklarında bununla iftihar edenler şimdi aynı akıl hocalarını, şantaj yapmakla itham ediyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu günlerde kredi notumuzun yükselmesini uzun uzun anlattığı konuşma TBMM TV arşivinde mahfuz.

Başbakan Yıldırım, ‘Ben başarılı değilim. 16 Nisan’da anayasa değişikliğine evet diyerek beni gönderin’ mitingleri yapmaktan haz duyuyor olabilir.  Mamafih biraz daha dikkatli konuşmalı. En azından yerden yere vurduğu kuruluşları Erdoğan’ın dün yere göğe sığdıramadığını biri kendisine hatırlatmalı.

DÜN ÖYLE BUGÜN BÖYLE…

‘Dün öyle bugün böyle’ deniliyorsa o vakit aynı kuruluşlar başka acı hakikatleri suratımıza çarpmaktan geri durmaz. Nitekim üç gündür Moody’s, Standard & Poor’s, JCR ve Commerzbank’tan ‘daha kötü günlere hazırlıklı olun’ mesajları geliyor. 17 bankanın notunu düşürdüler. Kredi tahsilatında ciddi riskler var. Batan kredi tutarı 67 milyar lira. Piyasada yaprak kımıldamıyor. Müteahhit lobisini memnun etmek uğruna bankalara ‘batık da olsa kredileri yenileyin’ talimatı veriliyor. Bunları yabancılar da yutmuyor tabii. Risklerin artacağını vurguluyorlar. Gerekçelerine itiraz etmek ne mümkün! Bizi bizden iyi biliyorlar. 2012’ye kadar yapılan reformlardan hızla uzaklaşınca yatırımcıların akıl hocaları da verdiklerini geri aldı. Bu kadar basit.

Bu kadar kuruluş nasıl oluyor da aynı başlıklarda ittifak edebiliyor? Türkiye’nin hukuk devletinden uzaklaştığında, Merkez Bankası’nın Saray korkusundan faizi zımnen artırarak (yüzde 11,75) itibarını yerle bir ettiğinde, partili cumhurbaşkanlığının denge ve teftişi ortadan kaldıracağında hem fikir olmaları hatayı kendimizde aramamız lazım geldiğini göstermiyor mu?

SON İTİBAR KIRINTILARI DA ÇÖPE

Muhasebe yapmak yerine binlerce insanı meydana toplayıp “Notumuzu indireceklerini söylüyorlar.” cümlesini sarf edenler sadece kendilerini komik vaziyete düşürmekle kalmıyor, bu kuruluşlar nezdinde kalan son itibar kırıntılarını da çöpe atıyorlar.

Not indirirken niye bu kararı aldıklarına dâir raporları hâlâ internet sitelerinde. Varsa bir itirazınız gider düzelttirirsiniz. Notumuzu en son Fitch indirdiğine göre en güncel veriler için Fitch raporuna bakılabilir.

O raporda, kamudaki kitlesel tasfiyeler, olağanüstü hal, gazetecilerin tevkif edilmesi, muhalif gazete ve televizyonlara el konulması gibi başlıklara atıf yapılmıştı. Hülasa Türkiye’nin ekonomik göstergelere gelene kadar daha ciddi bir demokrasi ve hukuk açığı ile karşı karşıya olduğu ifade edilmişti. El hak hepsi doğruydu.

-115 bin kişi KHK denen keyfî kararlarla mesleğinden ihraç edilmedi mi?

-200’e yakın gazeteci mahpus değil mi?

-Zaman, Meydan, Taraf, Özgür Düşünce, Yeni Hayat ve Yarına Bakış gazeteleri kapatılmadı mı?

-Onlarca yazar, editör ve muhabir hapse atılmadı mı?

-Cumhuriyet ve Özgür Gündem gazetelerindeki meslektaşlarımıza terörist oldukları iddiası ile kelepçe vurulmadı mı?

-Darbe ile zerre kadar irtibatı tespit edilemediği halde hapiste tutulan 50 bine yakın insan 8 aydır bütün haklarında mahrum bırakılmadı mı?

-Türkiye’yi Kuzey Kore ile yan yana getiren nice hukuk ihlali beyne’l-milel raporlarda geçmiyor mu?

-Sosyal medyada yazıp çizdiğinden ötürü binlerce insan gözaltına alınmadı mı?

-Türkiye’nin dış borcu 417 milyar dolara yükselmedi mi?

-İşsizlik yüzde 12,7’ye çıkmadı mı?

-Enflasyon çift hane olmadı mı?

-Bir senede 104 bir esnaf iflas etmedi mi?

-Turizm gelirleri yüzde 30 azalmadı mı?

-Vatandaş yüksek faiz ve yüksek kur sarmalında fakirleşmiyor mu?

1990’LARA RÜCÛ ETTİK BİR FARKLA

1994’te de notumuzu böyle kırmışlardı. O gün de iktidardakiler ekonomiyi suni biçimde iyi gösterilmeye çalışıyordu. Oyalama taktikleri kasayı doldurmadığı gibi yaraya neşter vurulmadığı için Türkiye 2001’de duvara tosladı. O günkü siyasetçilerin hakkını teslim etmek lazım. En azından hiçbiri, ‘dış mihraklar notumuzu indirecekmiş’ yalanını hakikatmiş gibi dillendirecek kadar iki yüzlü değildi.

Biri Başbakan’ı ikaz etsin. Yatırımcıların akıl hocaları notumuzu indireceklerini söylemiyor. Notumuzu çoktan indirdiler. İndirecek not da kalmadı zaten… Türkiye; Barbados, Kosta Rika, Bahreyn, Azerbaycan, Slovenya ve Macaristan’la aynı ligde top koşturuyor…