Zekai Aksakallı bu sorularla yüzleşemedi

205

[Haber-Yorum: Ahmet Dönmez, yazdı]

“15 Temmuz kahramanı” lakaplı Özel Kuvvetler Komutanı (ÖKK) Zekai Aksakallı, yeni bir kahramanlık hikâyesinin başrolünü oynama şansını kullanmadı. Korgeneral Aksakallı, ÖKK davası duruşmalarında verilen ifadelerle neredeyse ‘1 numaralı şüpheli’ haline gelmişti. Haliyle, bütün gözler kendisine çevrilmiş ve söyleyecekleri merakla beklenir olmuştu. Ancak paşa, hakkındaki istifhamları boşa çıkarmak yerine şüpheleri daha da çoğaltacak bir yola girdi. Bu konumdaki birinin mahkemeye gelip, diğer bütün tanık ve sanıklarla yüzleşerek bildiği tüm gerçekleri açıklaması beklenirdi. Nitekim yandaş medya da bu yönde haber yapmış ve “Hainlerle mahkemede yüzleyecek” demişti. Fakat o kaçmayı tercih etti. Celse arasında, yani duruşmasız olarak ‘tanık’ sıfatıyla ifade verdi. Başlıbaşına bu tavrı bile var olan Aksakallı muammasını daha da yoğunlaştırmaya yetti. Çapraz sorgu imkanı olmayınca bir çok önemli soruyu sorma ve cevap alma fırsatı da kaçmış oldu. Zaten komutan, ağırlıklı olarak 16 Aralık 2016 tarihli ifadesini tekrarladı. Pek yeni bir bilgi de sunmadı. Oysa 15 temmuz gecesinin ‘kahraman askeri’, belki şu karanlık noktaları da aydınlatarak gerçek bir efsaneye dönüşebilirdi:

1- 15 Temmuz günü öğle saatlerinde ÖKK 1. Tugay Komutanı Tuğgeneral Semih Terzi’nin kendisini aradığını ve babasının rahatsızlandığını söyleyerek Ankara’ya gelmek için izin istediğini belirtti. Kendisinin de Özel Kuvvetler kurye uçağı ile babasını ziyarete gelmesine izin verdiğini aktardı. Peki buna rağmen o kurye uçağı Terzi’yi almaya neden gitmedi? Terzi neden gece 23.59’da Diyarbakır’dan havalandı?

2- Sanıklardan Binbaşı Fatih Şahin, İskenderun’da terör operasyonundayken 14 Temmuz’da Aksakallı’nın yazılı emri ile Diyarbakır’da görevlendirildiklerini kaydetti. “4 ay sürmesi gereken görev yarıda kesildi, 28. günde Diyarbakır’a geldik.” dedi. Darbeden 1 gün önceki bu beklenmeyen değişiklikle ilgili Zekai Paşa’nın gerekçesi nedir?

2- ÖKK’ya bağlı Etimesgut Hava Alay Komutanı Albay Ümit Tatan, savcılık ifadesinde, CASA uçağının Diyarbakır’dan Semih Terzi ve özel kuvvet timlerini almak üzere saat 21.22’de Ankara’dan havalandığını anlattı. Oysa saat 19.30 sularında Genelkurmay’ın uçuş yasağı emri gelmişti. Hatta bu nedenle uçuş önce iptal edilmişti. Daha sonra yeni bir emirle uçak özellikle kaldırıldı. Uçak, Alay Komutanı Tatan’a rağmen mi havalandı?

3- Semih Terzi’yi Etimesgut’tan helikopterle Özel Kuvvetler Komutanlığı’na götüren tutuklu Pilot Binbaşı Mehmet Sağlam, “Uçuş yasağı 19.30 sıralarında veriliyor. Ancak Genelkurmay ve Özel Kuvvetler Komutanlığının emri ile Alay Komutanı Albay Ümit Tatan’ın gösterdiği bayağı bir çaba ile uçak kalkıyor. Uçağın Ankara’dan kalkışı, Diyarbakır’a varışı, tekrar oradan havalanıp Ankara’ya gelişi ile ilgili tüm konuşma kayıtlarının incelenmesini istiyorum. Uçağın kalkması için çaba gösterenler kahraman, biz ise terör örgütü üyeliğinden cezaevindeyiz.” demişti. Zekai Aksakallı duruşmaya katılsaydı, kendisine en yakın adamı Ümit Tatan’ın neden uçağın kalkıp Terzi’yi getirmesi için bu kadar ısrarcı olduğu iddiası sorulabilecekti.

4- Mehmet Sağlam, “Ümit Tatan’ın saat 20.00 ile 23.30 arasında Tatan’ın telefon kayıtlarının incelenmesini istiyorum. Kimlerle görüştüğü araştırılsın. Onun bu olanlardan haberi olmaması mümkün değil” demişti. Aksakallı, düğünden çıkıp darbecilerin saldırısına uğradığı saat 21.00 sularından itibaren Ümit Tatan’la hiç konuşmadı mı? İfadelerinde bundan niye hiç bahsetmiyor?

5- O gece Hava Alay Komutanlığı nöbetçi amiri olan tutuklu Binbaşı Hüseyin Çakıroğlu, “Alay Komutanı Ümit Tatan, bizim de anlam veremediğimiz bir şekilde Semih Terzi’yi getirmek için havalanan uçağın kalkışını takip etti. Uçuş yasağı hatırlatılmasına rağmen, ‘Bu uçuş için izin aldık. Bunun dışında uçuş olursa bana haber verin’ dedi. Zekai Aksakallı ve Alay Komutanı Ümit Tatan’ın, saat 23.30 sıralarına kadar darbe girişiminden haberlerinin olmaması mümkün değil. Alayda hiç kimse bize bunun darbe girişimi olduğunu söylemedi. Bize haber vermedikleri için Aksakallı ve Tatan’dan şikayetçiyim.” demişti. Aksakallı’ya bu iddialar da yöneltilemedi.

6- Zekai Paşa ifadesinde, saat 22.30 sularında ÖKK Vardiya Amiri Yarbay Mehmet Ali Çelik’i aradığını söylüyor. “Kendisi bana sıkıyönetim mesajından bahsetti ve Albay Ümit Bak’ın yeni kurmay başkanı olduğunu belirtti.” dedi. Yani Semih Terzi’yi almaya giden uçağın havalanmasından 1 saat sonrası. Aksakallı, bunun üzerine Kurmay Başkanı Erdinç Kocayanık’ı ve Okul Komutanı Faruk Bozdemir’i arayıp “Güvendiğiniz kişilerle birliğe giderek emir ve komutayı devralın” emri verdiğini kaydediyor. Böyle bir durumda neden kendisi birliğe gitmek yerine evinden talimat vermeyi tercih etti?

7- Saat 22.50 sularında evine geldiğini anlattı. Tekrardan Özel Kuvvetler Harekat Merkezini aradığını ve darbeci Yarbay Mehmet Ali Çelik ile bir kez daha görüştüğünü dile getirdi. “O bana Genelkurmay’dan mesaj geldiğini, Özel Kuvvetler Komutanı görevimden alındığımı, yerime Semih Terzi’nin atandığını anlattı.” dedi. Bu sırada henüz Semih Terzi Diyarbakır’dan havalanmış değil. Üstelik uçuş yasağı var. İstenirse uçak kaldırılmayabilir. Fakat bu telefondan 1 saat 9 dakika sonra Terzi’yi taşıyan uçak havalanıyor.

8- Korgeneral Aksakallı, Saat 23.35 sularında K. Irak’ın Selahattin kentindeki ÖKK 3. Tugay komutanı Tuğgeneral Halil Soysal’ı aradığını, Semih Terzi’nin sorumluluğunda olan Silopi Özel Kuvvetler Harekat Üssü’nün kontrolünü almasını ve darbeye karışanları tutuklaması emrini verdiğini anlatıyor. Bunun yerine neden Diyarbakır’dan henüz havalanmamış olan Terzi’nin tutuklanması ya da uçağın kalkışının engellenmesi emrini vermiyor? Zaten halihazırda uçuş yasağı var. Bu emir rahatlıkla uygulanabilir.
9- “Bu arada yerimi tespit etmek için aradıklarını değerlendirdiğim telefonların gelmesi üzerine evde kalmanın tehlikeli olabileceğini düşünerek aynı sitede bulunan başka bir arkadaşın evine geçtim ve orayı karargah olarak kullanmaya başladık.” diyor. Bahsettiği telefonlar hangileri? Yerini tespit etmek için kim, saat kaçta aradı?

10- Daha sonra Diyarbakır 12. Tabur Karargah Subayı Yüzbaşı Fatih İpek’in Albay Fırat Çelik’i aradığını ve Semih Terzi’nin iki tim ile Diyarbakır’dan Ankara’ya hareket ettiğini söylediğini, Çelik’in de kendisini bilgilendirdiğini, bu sayede Terzi’nin yola çıktığını öğrendiğini iddia ediyor. Oysa ifadesinin başka bir yerinde, saat 22.50 sularında evinden Yarbay M. Ali Çelik’i ikinci arayışında Terzi’nin ÖKK Komutanlığı’na atandığını söylemişti. Bu konuşmanın ardından Terzi’nin nerede olduğunu öğrenmeye hiç çalışmamış olabilir mi?

11- Ayrıca, darbeciler arasında olmayan emri altındaki Albay Ümit Tatan ısrarla uçağı kaldırtıp Diyarbakır’a gönderirken kendisine haber vermemiş miydi? Ondan habersiz mi hareket etti Tatan? O halde neden tatan darbeciler arasında tutuklu değil de müştekiler arasında?

12- ÖKK Komutanı, o gece saat 01.11’de TGRT ve 01.47’de NTV televizyonlarına canlı yayın bağlantısı yapmıştı. Bu bağlantılarda, henüz havada olan Semih Terzi’den hiç bahsetmeme nedeni nedir? Canlı yayında bu uçuşu ifşa etse belki Tuğgeneral Terzi Etimesgut’a hiç inemeyecek ve Gölbaşı’na intikal edemeyecekti.

13- Aksakallı’nın o gece 2 televizyon kanalına çıkışını neden MİT organize etti? İfadesinde, MİT Müsteşarlığı’ndan bir yetkiliyle görüştüğü ve bu kişi aracılığıyla bağlandığı bilgisini veriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o gece CNN Türk canlı yayınına bağlanmasını da MİT Basın Müşaviri Nuh Yılmaz’ın organize ettiği ortaya çıkmıştı. Aksakallı, kendisi mi MİT’ten ekrana çıkmayı istedi yoksa MİT mi kendisine televizyonlara bağlanmayı teklif etti?

14- Başbakan Binali Yıldırım 23.02’de çıktığı NTV yayınından bunun bir darbe girişimi olabileceğini açıkladı. Saat 00.24’te Cumhurbaşkanı Erdoğan, facetime ile CNN’e bağlandı ve halkı sokaklara çağırdı. Semih Terzi’yi taşıyan uçak, saat 02.05’te Etimesgut’a indi. Hiç bir dirençle karşılaşmadı. Ve yine hiç bir engelle karşılaşmadan başka bir helikopterle Gölbaşı’na hareket etti. Bu esnada Zekai Aksakallı ne yapıyordu?

15- Darbeci sanıklardan Binbaşı Fatih Şahin, Terzi ile birlikte Gölbaşı Oğulbey Kışlası’na geçecek 2 helikopterdeki personeli seçme görevini Yüzbaşı Ahmet Kemal Yılmaz’a veriyor. Yılmaz, 14 kişiyi belirleyip kendisi orada kalmayı tercih ediyor. Daha sonra da Zekai Aksakallı’nın emirleri, Yılmaz üzerinden Oğulbey Kışlası’na ulaşıyor. Hatta Aksakalı’nın emriyle hazırlanan ÖKK Raporu’nda Yılmaz’ın adı, darbeyi önleyen komutanlar arasında geçiyor. Darbeci Semih Terzi ve Fatih Şahin, Yüzbaşı Yılmaz’a neden bu kadar güvenmişlerdi?

(2. Bölüm yarın)